DOĞAL YAŞAM

Tabiatın Miskin Yırtıcısı: Kızıl Panda

Tabiatta var olan tüm canlı türlerinin kendine has ve eşsiz türler olduğu inkar edilemez bir gerçek. Fakat bu demek değil ki doğal yaşamda barınan hiçbir tür birbirine benzeyemez. Bu durumu enine boyuna düşündükten sonra doğa ananın kucağında, birbirine benzeyen birden fazla tür ve vahşi hayvan olduğunu söylemek bir hayli mümkün. Bugün, hangi türe benzetsek bilemediğimiz sevimli bir hayvanla sizlerleyiz sevgili okurlar. Yalnızca ufak bir uyarı yapmakta fayda var doğrusu. Bu türün böyle sevimli göründüğüne kanmayınız zira, minik ayaklarının üzerine kalktığı zaman yırtıcı pençeleri hiç görmek istemeyeceğiniz şeylere şahit olmanıza neden olabilmekte. Hadi, öyleyse sizleri daha fazla meraklandırmadan Kızıl pandalar alemine doğru temkinli adımlar atmaya başlayabiliriz…

Editör :Yağmur Ergu
Yayın Tarihi :24 Kas 2021
Süre :2.5 Bardak

Kızıl pandalar, bazı araştırmalara göre rakungillerin bir alt türüyken yapılan diğer araştırmalara göre ise ayıgiller sınıfında yer almaktadır. Anlayacağınız, hala hangi hayvansal sınıfa ait olduğu konusunda bir yargıya varılamayan kızıl pandalar için net bir söylemde bulunmak imkansız. Bu minik tür için söylenen başka isimler de mevcut. Küçük panda ya da kedi ayısı olarak da bilinen bu hayvan, doğada bulunan birçok türle benzerlikler taşıyor açıkçası. Peki, nerede yaşıyor bu dünya tatlısı olmasının yanı sıra bir o kadar da saldırgan dostlarımız…? Asya bölgesini yaşam alanı ilan eden bu tür, Himalaya’nın doğusuna doğru Nepal ve Çin gibi büyük Asya ülkelerini mesken tutmuş durumda. Ilıman alanlarda yaşamayı tercih eden kızıl pandalar, büyük meşe veya bambu ağaçlarının bulunduğu ormanlarda yaşamayı ve mümkünse 2000 ila 4500 metre boyutlarındaki yüksek alanları tercih etmekte.

Son derece sevimli ve kalpleri sıcacık yapacak görünüşleri ile adeta şirinliğin kitabını yazan kızıl pandalar, yapılan araştırmalar ve gözlemler sonucu elde edilen verilere göre yaklaşık 1 metre 20 santimetrelik bir boya ve doğal şartlar dahilinde 4 ila 5 kilogram ağırlığına ulaşabilmekteler. 

En az her canlı türü kadar nefes alma ve yaşamını sürdürme hakkına sahip olan kızıl pandaların, doğal yaşamdaki ortalama ömürleri, dışarıdan bir etken olmaksızın 9 ila 10 yıllık bir süreci kapsamakta. Başka türlere ne kadar çok benzetilse de kendine has fiziksel özellikleri olan kızıl pandaların yaygın adı da hem alacalı hem de güzelliğiyle bir hayli göz kamaştırıcı olan tüylerinden gelmekte. Bu kızıla çalan bakırımsı renk, türün sırt bölgesinde yaygınken, ayaklarına ve pençelerine doğru renk koyulaşıp siyaha çalmaktadır. Beyaz ve bakırımsı rengin hakim olduğu sevimli yüzleri, yine bu renklerin eşliğinde maskelenmiş ve bir bakıma da suratlarına hüzünlü bir ifade kondurmuştur. Evet evet, bizce de çok tatlılar fakat bu sevimliliklerinin sadece uzaktan geçerli olduğuna kefil olabiliriz sevgili okurlar.
 

Peki, kızıl pandaların huyu suyu nasıldır dersiniz…? Biraz panda, biraz kedi, biraz da rakun olan bu tür, hemen hemen benzetildiği tüm türlerden bir şeyler almış bünyesine. Sıcak havalardan pek hazzetmeyen kızıl panda, serin ortamları öyle arzuluyor olmalı ki tırmanma yeteneğini son derece geliştirmiş ve istediği serinliğe ulaşmak için ağaçların en yüksek yerlerine yerleşmiş bile. Bundan yola çıkarak geceleri iyi bir avcı gündüzleri ise miskin bir uykucu olduğunu söylemek pek yanlış olmayacak hak verirsiniz ki. Asıl soruya gelecek olursak, tehlike anında nasıl bir davranış sergiler acaba bu minik dostlarımız…? İçgüdüsel bir savunma mekanizması olarak tehlikeyi sezdikleri an, başka türlerin kolay kolay ulaşamayacağı ağaç dallarına kaçan kızıl pandalar, tehlikeyle aniden karşı karşıya kaldıkları zaman dört ayak pozisyonundan iki ayak pozisyonuna geçer ve yırtıcı pençelerini ani bir şekilde savururlar. İşte tam bu noktada, ortada ne tehlike kalır ne de tehdit… Ee, tabii o sevimli maskenin de düşüşü bu şekilde gerçekleşir sevgili okurlarımız.

Panda adının hakkını veren bu küçük yırtıcılar, tüm gün uyumayı çok sevdikleri gibi favori besin kaynakları da bambu filizinin ta kendisidir. Tıpkı dev pandaların olduğu gibi…Bunun yanı sıra küçük böcek ve kemiricileri de pek lezzetli bulan tür için kuş yavruları da vazgeçilmez bir tercih. Bu hayvanların yalnız yaşamayı sevdiğini ve türün diğer üyeleriyle pek geçinemediğini tahmin etmek güç değil doğrusu.

Peki ne zaman bir araya gelir bu hayvanlar…?  Kırmızı pandalar için şubat ayı oldukça özel bir aydır. Üreme döneminin kapıyı çaldığı aralık ayında, bu minik dostlarımız eş arayışına çıkar. Genellikle, şubat ayını bulan arayışlar sonucunda türün dişisi 6 aylık bir gebelik dönemine girer. Doğum sonrasında dünyaya 1 ila 4 yavru getirir ve yavrular, anne kızıl panda ile geçirdikleri 4 ayın ardından kendi başlarının çaresine bakabilecek birer yetişkin olmuşlardır bile. Dünyaya gözlerini açtıktan 18 ay sonra ise tam anlamıyla üreme çağına geçip türlerinin devamlılığını içgüdüsel bir şekilde sürdürürler.

Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği tarafından koruma altına alınan kızıl pandaların nesilleri yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış durumda. Hal böyle olunca doğa, hayvan ve doğal yaşam aktivistleri tarafından farkındalık yaratılmak istenen bir konu olan kızıl panda türünün varlığı, güvence altına alınmak istenen türler arasındaki yerini alıyor Yaşam alanı olan tüm ülkelerde koruma altına alınan kızıl pandalar, 1996 yılından beri kontrollü bir şekilde takip edilmekte. Umuyoruz ki bu sevimli dostlarımızın varlığından mahrum kalmaz ve tabiatta var olan diğer tüm türler gibi bu minik dostlarımıza da sahip çıkmaya devam edebiliriz…
 
 

Yukarı Kaydır