Son 20 Yıl İçerisinde Hayatımıza Giren Canlılar
DOĞAL YAŞAM

Son 20 Yıl İçerisinde Hayatımıza Giren Canlılar

Bugün, bizlerle aynı dünyayı paylaşmakta olan sayısız canlının varlığından bahsetmemiz mümkün. Yer yüzünün her köşesini, her deliğini keşfetmiş olduğumuzu düşünsek de henüz kafamızı sokamadığımız yerlerden, daha önce hiç tanışmadığımız canlıların çıkageldiği olabiliyor. Son yirmi yıl içerisinde yaşadıkları yerden çıkıp bizleri daha yakından tanımak üzere hayatımıza giriş yapan bu sevimli canlılardan bazılarına “merhaba” demek isterseniz, peşimize düşebilirsiniz.

Yayın Tarihi :11 Oca 2022
Süre :2.5 Bardak
İçerisinde yaşamakta olduğumuz dünya, koskoca bir alanı kapsıyor. Gelişen teknoloji ve genişleyen yaşam standartları göz önünde bulundurulduğunda, canlılara dair her şeyin çoktan keşfedilmiş olduğu yanılsamasınavarmak oldukça kolay. Oysa kendi küçük hayatlarımızda, dünyanın keşfedildiği kadarıyla yetiniyor olduğumuzun farkına varmamız gerekiyor.
 
Evet, günümüze kadar sayısız canlı ve bunların pek çok cinsi keşfedildi.
 
Hayır, şimdiye kadar keşfedilenler bir son değildi; bunlar, bizleri daha nicelerine götürecek olan başlangıçlardı!

Tembel hayvanın adını uzun bir süredir duyuyor, birçok esprimize de malzeme ediyoruz. Bu hayvanın ismindeki ‘tembel’ kelimesi, boşuna oraya layık görülmemiş. Gün boyunca ağaç tepesinde gerinen hayvan, yaşamanın neredeyse tamamını bu şekilde geçirmesiyle meşhur olmuş, ismini de pekala hak etmiş bir canlı. 20 yıl içerisinde yaşanan keşiflerden ilki de bu canlının bir cinsi olarak karşımıza çıkıyor. Günümüzden tam 20 yıl önce, 2001 yılında, Panama açıklarında konumlanan Isla Escudo de Veraguas isimli adada, üç parmaklı tembel hayvan kategorisine giren ve daha sonraları cüce tembel hayvan (bradypus pygmaeus) adını alacak olan yeni bir canlı keşfediliyor. Hayatımıza gireli çok olmayan bu sevimli dostumuzun, maalesef ki daha şimdiden bizlere veda etme riskinin bir hayli yüksek olduğu söyleniyor ve IUCN Kırmızı Listesi’nde yerini almış olduğu biliniyor.

Bu ilgi çekici keşfin takibindeki sene, yani 2002 yılında, yaşadığımız toprakları bizlerle paylaştığını öğrendiğimiz bir başka canlı ile tanıştırılıyoruz. Kel kartalı hepimiz duyduk; peki ya kel papağanı…? Sanmıyoruz. 2002 yılında Güney Amerika’da keşfedilen ve kel kartalın aksine, kafa ve boyun kısmı gerçekten de kel olan bu esrarengiz kuş türü, papağangiller ailesinin yeni bir üyesi olarak dünyayla tanıştırılmıştı. Birdlife International ve IUCN tarafından yayınlanan verilere göre ne yazık ki bu eşsiz hayvan da neredeyse tehdit altındaki türler (NT) arasında yer alıyor.

2010 yılında kertenkele alemine giriş yapıyor ve Varanus cinsine mensup yeni bir dost kazanıyoruz. Çatal dilli monitör kertenkeleleri genellikle etobur olmalarıyla tanınan canlılnar; ancak 2010 yılında uzmanlar tarafından resmen tanınan Kuzey Sierra Madre orman monitörü, bilinen diğer bir adıyla varanus bitatawa, meyvelere olan düşkünlüğü ile biliniyor. Boyu 2 metreyı geçebilen bu hayvan, bilinen en büyük kertenkele türü olarak ürkütücü komodo ejderinin tahtını da elinden alıyor!

Yeryüzünde sonsuz canlı türünün varlığına inanmaya başlıyoruz, zira ilerleyen seneler boyunca gerçekleşen keşiflerin de ardı arkası kesilmiyor. 2013 yılında eşsiz görünümleri ile tüm dünyayı şaşırtan iki canlı daha tanıyoruz. Öncelikle Hırvatistan’da konumlanan ve dünyanın en derin ilk yirmi mağarasından biri olarak bilinen Lukina Jama – Trojama’nın yaklaşık 914 metre derinliğinde esrarengiz bir salyangoz türüne rastlanılıyor. Genellikle çamurlu ve nemli yeraltı bölgelerinde yaşamını sürdüren bu türün en ilgi çekici özelliği ise, saydam görünümü! Evet, 2013 yılında, zospeum tholussum (domed land snail) adıyla resmen dünyaya tanıtılan bu salyangozun şeffaf bir kabuğu ve bedeni(?) var.

Henüz keşfedilerek 2013 yılına damgasını vuran tek canlı bu yeni salyangoz türü olmamıştı. 1995 senesinde, Japonya’nın kıyısından uzakta, suyun derinliklerinde yüzen dalgıçlar, okyanusun kumlu zemini üzerinde esrarengiz desenler fark ediyor. Büyüklüğü iki metreye yakın olan ve dairesel, dalgalı görüntülerden oluşan bu desenlerin ardındaki gizemin çözülmesi, keşfinden 18 yıl sonrasında mümkün olmuştu. Yapılan araştırmalar doğrultusunda 2013 yılında yayınlanan açıklamalara göre bu desenler, daha önce keşfedilmemiş bir balon balığı türü olan beyaz benekli balon balıklarının (torquigener albomaculosus) çiftleşme ayini esnasında, erkek balık tarafından oluşturuluyordu.

Uzun yıllar boyunca bilinen yalnızca iki orangutan cinsi vardı: Borneo orangutanı (pongo pygmaeus) ve Sumatra orangutanı (pongo abelii). Günümüzden yaklaşık 5 yıl önce ise beklenmedik bir şekilde, var olan ikiliye yeni bir tür daha eklendi. Sumatra’nın Güney Tapanuli bölgesindeki orangutanlar yaklaşık 10 ila 20 bin yıl boyunca diğer orangutanlardan ayrı yaşamıştı. Bu coğrafi izolasyon süreci neticesinde, yaşamını burada sürdürenler diğer iki cinsten tamamen ayrılıp genetik açıdan evrilmiş ve 2017 yılında bağımsız bir tür olarak yeniden kategorize edilmişti… ve işte karşınızda Tapanuli orangutanı, namıdiğer pongo tapanuliensis!

Son olarak keşfedileli yalnızca iki yıl olmuş bir canlıdan bahsetmeden geçemiyoruz. Henüz tüm gizemlerini keşfedemediğimiz okyanusların, kendileri gibi keşfedilmemiş birçok canlıya ev sahipliği yapıyor olacağından şüphemiz yok aslında. Nitekim bu düşüncelerimiz, 2020 yılında yapılan bir diğer keşif neticesinde kanıtlanıyor da. Porto Riko yakınlarındaki suların derinliklerinde gözlemlenen ve jelatine benzeyen yapısı ile oldukça ilgi çeken bu deniz hayvanı, insanlığın radarına ilk olarak 2015 yılında takılmıştı aslında. Gerekli araştırmaların yapılması ve en nihayetinde deep sea blob (duobrachium sparksae) adıyla yeni bir tür olarak kategorize edilmesi ise 5 yıl sürmüştü.


Tanıştığınıza memnun gözüktüğünüze göre, sizler de ileride keşfedilecek canlıları düşündükçe en az bizim kadar heyecanlanıyor olmalısınız. Öyleyse, beklemede kalın!
Yukarı Kaydır