Sokak Hayvanlarının Ne Kadar Farkındayız?
pexels
ZOOM

Sokak Hayvanlarının Ne Kadar Farkındayız?

Parklarda uyuyan köpekler, meydanlarda sürüler halinde uçan kuşlar, bakkal ve restoran önlerinde dolanan kediler ve vapurdaki yolculara eşlik eden martılar... Çevremizde yaşayan ve şehrin yapısıyla bir bütün haline gelen çok fazla hayvan var ve bu minik dostlarımız biz farkında olmasak bile günümüzün pek çok anına tanık oluyorlar. Ancak kimi zaman farkına varılmayan, bilerek görmezden gelinen hatta hor görülen bu canlıların bizlere emanet olduğunun farkına varmamız gerek. Korkuyor, hoşlanmıyor veya belki dokunamıyor olabilirsiniz ancak en azından tüm canlıların yaşam hakkına sahip olduğunun bilincine varıp elinizden geleni yapabilirsiniz.

Editör :Selin Borazan
Yayın Tarihi :24 Haz 2021
Süre :2.5 Bardak

Pandemi döneminin başlamasıyla birlikte sokak hayvanlarına yönelik ilgi ve alakada ne yazık ki bir azalma oldu. Sosyal yaşantımızı eskisi gibi devam ettirememizden ötürü sokak hayvanlarıyla daha az haşır neşir olmaya başladık. Bu da onların aç kalmasına neden oldu. Çünkü önceleri esnaflar ve restoranlar fazla kalan yiyecekleri sokak hayvanları için ayırırdı. Bu durum da çok sayıda hayvanın beslenmesine ve barınaktaki dostlarımızın fazladan öğün almasına olanak tanıyordu. Ancak karantina döneminde bunların hiçbirinin yapılamadığını düşünürsek sokakta yaşayan hayvanların ne denli zor durumda kaldığını anlayabiliriz. Bunun yanında kimi hayvanseverler de sokakta yaşayan canlılara ellerinden gelen desteği veriyordu. Ancak evlere kapanmamızla birlikte şehir adeta terk edilmiş bir yapıya döndü ve hayvanların yaşamını idame ettirmesi de zorlaştı.

Ayrıca pandemi döneminde pek çok hayvan sahibi dostlarından covid-19 kapabilecekleri endişesiyle panik olup bu canları sokağa bıraktı. Ancak bu virüsün evcil hayvanlardan insanlara geçme gibi bir ihtimalinin olmadığı dolayısıyla da bulaş riskinin bulunmadığı uzmanlar tarafından açıklanmıştı. Sırf bu düşüncenin etkisiyle evcil hayvanlarını sokağa bırakan insanların arkasına sığındığı düşünce aslında gerçekliği olmaya son derece basit bir bahane diyebiliriz. Hayvanların insan psikolojisine iyi geldiği ve bir hayvanla zaman geçirmenin kişinin stresini büyük oranda azaltabildiğine farklı yazılarımızda da değinmiştik. Dolayısıyla bu canlılarla iletişim halinde olmak her iki tarafa da huzur ve dinginlik verecek bir durum olarak söylenebilir. Bu yüzden dünyanın hayvanlarla daha iyi bir yer olabileceğini kavramamız ve buna uygun şekilde hareket etmemiz gerekiyor diye düşünüyoruz. 

Çok klişe söylemler olacak ancak hayvanların önüne temiz bir kapta yiyecek ve taze su bırakmak onlar için gerçek anlamda yaşamsal önem taşıyor. Çünkü sokakta gördüğümüz hayvanlar kendi başlarına yaşayıp yiyecek bulmak için avlanamazlar, dolayısıyla tek başlarına yaşamaları gerçekten mümkün değil. Onları toplayıp ormana bırakmak da kesinlike bir çözüm değil. Çünkü şehrin içindeyken ya da en azından insanların yaşadığı ortamlardayken bir şekilde yiyecek arayışlarını başarıyla sonuçlandırabilirler. Ancak orman, kedi ve köpek gibi hayvanların yaşayabilmesi için uygun bir ortam değil. Onları doğaya bırakmakla ölüme terketmek arasından hiçbir farkın olmadığı bilinmeli. 

Ayrıca sevginin kalpten gelen bir his olduğunu düşünürsek, herkesin hayvansever olma gibi bir zorunluluğunun bulunmadığını da belirtebiliriz. Ancak eğer hayvanlardan hoşlanmayan belki de elinizde olmadan tiksinen biriyseniz de o halde en azından onlarla ilgilenenlere engel olmayarak sorun yaratmaktan geri durabilirsiniz. Susamış bir hayvana yaklaşmak istemediğiniz için onun önüne su bırakamayabilirsiniz, ancak birinin bunu yapmasını talep ederseniz de yine o canlı için bir şeyler yapmış olacaksınız. Hayvan sevgisini benimsemiş insanlar zaten içlerinden geldiği için bu canlılar adına bir şey yapmaktan geri durmuyorlar ve bu gerçekten de hem olması gereken hem de takdire şayan bir durum. Ancak bir de hayvanlardan hoşlanmadığı için onlara bir faydası dokunmayan hatta aksine zarar vermeye odaklanmış insanları görmek de mümkün. Sokak hayvanlarına taş atan, sopayla vuran, kovalayan ve işkence yapan insanların sayısı ne yazık ki az değil. Bu noktada da hayvan haklarını daha fazla gündeme getirip onları koruyabileceğimiz bir ortam yaratmaya çalışmalıyız.
Son olarak yazımızı çok doğru bir alıntı ile noktalayalım: "Bütün insanlar suçlu değildir ama bütün hayvanlar masumdur."
Yukarı Kaydır