SAĞLIKLI BESLENME

"Şok Diyetler" Sağlığımızı Nasıl Etkiliyor?

Bazen bir tatil, bazen bir buluşma, bazen de bir gece etkinliği öncesi kısa sürede hızlı şekilde kilo vermek isteyebiliyoruz. Adeta zamanla yarıştığımız bu süreçler, uyguladığımız diyetler ile programımızın hazırlayıcısı olabiliyor. Ancak es geçtiğimiz bir mesele var. “Şok diyet” olarak adlandırılan bu beslenme planları her ne kadar bizi programlara yetiştiren bir can kurtaran olarak düşünülse de maalesef ironik şekilde canımızı hiçe sayıyor ve sağlığımızı oldukça olumsuz etkiliyor. Bir klişenin daha doğruluğunu teyit ederek bu türden diyetlerin uzun vadede fazlasıyla kilo aldırdığını da hatırlatalım. Yıllardır elimizin altında bir yardım meleği misali “7 günde 7 kilo kilo verdiren diyetler” sanıldığı kadar masum değil. Sağlıklı beslenmenin dolayısıyla sağlığın önündeki en popüler engellerden biri olan “şok diyetler”e daha yakından bakarak olumsuz sonuçlarını konuşalım istiyoruz. Kahvelerimizi hazırladıysak sağlık dolu yazımıza geçiyoruz.

Yayın Tarihi :14 Eyl 2021
Süre :2.5 Bardak
Bugün öyle bir güce sahibiz ki istediğimiz zamanda istediğimiz kiloyu verebiliyoruz. Tek bir tuşa basarak internette aratmamız yeterli oluyor. Dilerseniz aynı gün içinde birkaç kilo bile kaybedebiliyorsunuz. Şaka değil, beslenme veri tabanları “şok diyetler” ile dolu. Özellikle son yıllarda inanılmaz bir talebin olduğu bu diyetlerin küçük bir yanılsamadan ibaret olduğu gözden kaçırılabiliyor. Hayatımıza adapte etmediğimiz her bir beslenme programı uzun vadede hem kilo aldırıyor hem de sağlığımızı olumsuz etkiliyor. Sağlık uzmanları her gün yüksek sesle yavaş ve istikrarlı kilo vermenin doğru olduğunu belirtiyor. Ancak sanırım kolaylığın cazibesinde takılıp kalabiliyoruz. 

Şok diyetler kilo aldırıyor


Peki, bu diyetler gerçekten “bir gecede” vaatlerini yerine getirebiliyor mu? Uzun vadede hayır, kısa vadede ise vücudumuzdan giden yağlar değil büyük oranda su ve kas oluyor. Özellikle açlık teknikleri yoluyla çok hızlı kilo vermek bir dizi tehlikeli yan etkiye neden olabiliyor. Belki de en önemlisi, insanlar çok hızlı kilo verdiklerinde genellikle başarılı şekilde bunu devam ettiremiyor. Gayet normal çünkü sağlıksız ve çile dolu bir süreçten geçiliyor. Hiçbir şey yemeyerek kilo vermeye çalışmak “bu süreci hafızalardan silmek” istenmesiyle sonuçlanıyor. Öyle ki, araştırmalar, şok diyetler ile kilo verenlerin yaklaşık üçte ikisinin başlangıçtaki kilolarından daha fazlasını aldığını buluyor. 

Uzun vadeli diyetler daha sağlıklı


Hızlı kilo verdiren beslenme planları tüm besin gruplarını kesebiliyor. Bu da sağlıklı kalmak için gereken temel besinleri, vitaminleri ve mineralleri kaçırıyor olabileceğiniz anlamına geliyor. Süt ürünleri içermeyen bir diyetin kalsiyum eksikliğine neden olurken karbonhidratı azaltan bir diyet ise yeterince lif almadığınız anlamına gelebiliyor. Daha düşük kalorili bir diyette bile kalsiyum, D vitamini, B-12 vitamini ve demir gibi pek çok besini almak hayati önem taşıyor. Tüm temel makro besinleri (yağ, karbonhidratlar, protein) içeren bir beslenme planı seçmek önemli bir noktada duruyor. Amaç, kısa süreli bir diyet değil uzun vadeli bir yaşam tarzı oluşturmak. 

Yağ değil kas azalıyor


Şok diyetler ile metabolizma da yavaşlıyor. Sorun şu ki, vücut bunu sınırlı gıdanın bir işareti olarak algılıyor ve açlık moduna giriyor. Vücudunuz açlık moduna girdiğinde ise metabolizma enerji tasarrufu yapmak adına iyice yavaşlıyor ve vücut daha fazla yağa tutunuyor. Çünkü metabolizma hızı ile yağ yakımı doğrudan ilişkili. Kaloriler çok hızlı bir şekilde kesildiğinde kas dokusu da ciddi şekilde zarar görüyor. Kalori kısıtlayıcı yani şok diyetler vücudun enerji ve yakıt için kasları parçalamasına neden olabiliyor. Kas kütlesindeki bir kayıp da metabolizmayı yavaşlatarak kilo alımına sebep oluyor. Daha açıklayıcı bir şekilde, kas hücreleri ile yağ hücreleri sürekli mücadele halinde ve kas hücrelerinin azalması yağ hücrelerinin artması anlamına geliyor. 

Açlık ve tokluk birbirine karışıyor


Su ağırlığı sebebiyle ilk süreçte biraz daha hızlı kilo kaybı görmek normal. Özellikle düşük karbonhidratlı veya karbonhidratsız diyetlerde insanlar çok fazla su kaybediyor. Diğer bir ifade ile vücudumuzdaki ödemi atıyoruz. Bu açıdan ketojenik diyet sevdalıları çoğalıyor. Ancak verilen kiloların yağ değil su olduğu gözden kaçırılıyor. Ek olarak hızlı su kaybı kabızlık, baş ağrısı, kas krampları ve düşük enerji gibi pek çok yan etkiye sebep oluyor. Şok diyetler düşük kalorili yiyecekler içerdiği için açlığı ve tokluğu kontrol eden hormon olan leptin düzeylerini dengesizleşiyor. Leptin seviyeleri normal düzeyde olduğunda beyne sinyaller göndererek doymayı aktif ediyor fakat düşük kalorili diyetlerde, dengesiz leptin seviyeleri yemek takıntısına sebep oluyor ve olması gerekenden çok daha aç hissediliyor. 

Son olarak çok hızlı kilo verildiği taktirde olumsuz psikolojik sonuçlar da çıkabiliyor. Vücut dismorfisi, anoreksiya veya bulimia bunlardan yalnızca birkaçı. Ek olarak “kilo verirsem mutlu olurum” düşüncesi kilo verme gerçekleşmediğinde kötü sonuçlar doğurarak iyilik halini yok edebiliyor.

Yukarı Kaydır