Sevdiklerimize Yardım Etmek vs. Sevdiklerimize Zarar Vermek
ZOOM

Sevdiklerimize Yardım Etmek vs. Sevdiklerimize Zarar Vermek

Sevdiklerimizin her koşulda yanında olmak, onların modlarını yükseltmek, kısacası elimizden geldiğince onlara iyi gelmek isteriz. Bazen de o kadar iyi gelmek isteriz ki bu ters teper… Gelin birlikte sevdiklerimize nasıl daha yardımcı olabileceğimizi araştırıp, istemeden onlara zarar verdiğimiz anları fark edelim!

Editör :Simay Vardar
Yayın Tarihi :25 Ağu 2021
Süre :2 Bardak

Kötü zamanlarında sizi arayan arkadaşlarınız varsa, muhtemelen insanların yanında rahat hissettiği, netlik sahibi ve analitik birisiniz. Belki de sadece iyi bir dinleyicisinizdir ve etrafınızdakiler, kendilerini size anlatarak dinliyorlardır ve bu kadarı da yetiyordur. Keza, ‘yardım’ kelimesi, sanılanın aksine içinde her zaman bir çaba bulundurmak zorunda da değil. Bazen sevdiğimiz insanlar, sevildiklerini, dinlenildiklerini ve hayatta bir yeri olduklarını hatırlamak için bizi arayabilirler. Modları, her zaman onlara neyin iyi geleceğini ve nerede yanlış yaptığı yerleri göstermemize uygun olmaz.
Yanımıza gelip, bize dil döktüren, fikrimizi alan ve sonra bildiğini okuyan arkadaşlarımızın etrafta olması da çok mümkün. Bu da bize şunu fark ettirir ki insanlara her zaman aynı şey iyi gelmez. Tabii, kimse için kendimizi değiştirmemize gerek de yok. Tek değişiklik bizim de modumuzda yapacağımız ufak ayarlamalar olabilir. Malumunuz şu ki ‘yardım etme’ kisvesi altında egomuza kapılıp, ‘benim dediğim, neden yapmadın’ ya da ‘ben sana öyle yaparsan böyle olacağını söylemiştim’ gibi sulan argümanlarımız, aslında pek de sevgi barındırmıyor.

Sevdiklerimiz söz konusu olduğunda, özümüzdeki amacımız için hepimiz muhtemelen mutabığızdır: ‘Onların iyi olması’. Onların iyi olması demek, hemen bizim istediğimiz tavra takınıp, sanki bizim taklidimizi yapar gibi tüm dediklerimizi benimsemeleri anlamına da gelmez. Diğer bir taraftan da zaten kimse tam olarak bizim yaptıklarımızı yapamaz ve genel bir davranış biçimi olarak bir arkadaşımızla tamamen tutarlı da olamayız. Peki, o zaman ne yapmamız lazım? Sevdiklerimize iyi gelmek ve onlara yardım etmek için sadece kendimiz olarak nasıl bir duruş sergilemeliyiz?
Bir örnek, bizim işimize epey yarayabilir. Akşam dizi izlerken kapı çalıyor ve yanımıza çok yakın bir arkadaşımız geliyor. Arkadaşımızı gördüğümüzde asık suratı ve ağlamaktan dolmuş gözleri içimizi eritiyor. Tam o anda anaç bir canavara dönüşüyoruz ‘SANA NASIL YARDIM EDEBİLİRİM’ canavarı bu. Bu canavar içimizi ateşliyor ve elimizden gelen her şeyi sonuna kadar yapmak istiyoruz. İşte bu içimizde oluşan canavar, sadece arkadaşımızla alakalı değil. Bizim ‘sevdiklerime hiç kimse zarar veremez’ canavarımız. Evet, aslında iyi huylu -ya da iyilik adına çok kötü de olabilir-, ama yine de tamamen arkadaşımız için değil. Bizim de egomuzun katkılarıyla oluşmuş bir canavar.

İçsel iyi niyet canavarımız, bazen haddini aşıp, onu dünyaya getiren yardım taleplerini elinin tersiyle de itiyor. İrdelemiyor, karşıdakinin neye ihtiyacı olduğunu da göremiyor. Yasaklar ve olmalılar çıkarıyor bu canavar. ‘Artık böyle yapmayacaksın, artık şöyle yapacaksın, ben sana demiştim, bak bunu konuşmuştuk zaten’ ve nicesi bu canavarın parmaklıklarını oluşturan cümleleri. Aslında yardıma gelen sevdiğimizin neye ihtiyacı olduğunu göremiyoruz bile. Belki bu hatadan birkaç defa daha yapması lazım, belki sadece konuşması ve içini dökmesi, belki o an hiç konuşmamamız ona en iyi gelecek olan şeydi…
Canavarımız en doğrusunu bildiğini düşünenedursun, sevdiklerimiz için yardım etmek, bazen sadece sakin olup, sevdiğimizin bütün cümleleri bitene, tüm gözyaşları kuruyana dek onu dinlemek, sadece ona kulak vermek ve mendil uzatmaktan ibaret olabilir. Bazen çaba harcamadan, nasıl sevdiğimiz kendini bize bırakıyorsa, bizim da kendimizi ona bırakmamız ve sakin enerjimizle onu aynalamamız lazım olabilir...
Yukarı Kaydır