SCOPE

Ruh ve Bedenin Buluşması: DMT Hormonu

İnsan bedeni ve varoluşuna dair hala çözülememiş yüzlerce konu ve arkasını uhrevi teorilerle doldurduğumuz birçok bilinmeyen nokta mevcut. Tüm bu uhreviliği bir kenara bıraktığımız zaman, bilim dünyasının, varoluş ve insan bedeni ile ilgili her şeyi aydınlatmaya çalıştığını görmemek neredeyse imkânsız. Varoluşla ilgili konuları daha çekici kılan unsurun ise bilinmeyenler hakkında ortaya atılan “daha bilimsel teoriler” olduğu, inkâr edilemez bir gerçek. Beden ve ruh kavramlarının tam olarak kesiştiğine dair ortaya atılan bilimsel iddialar sayesinde metafizik, tin, spritüal gibi kavramlar da anlam veremediğimiz deneyimlere daha mantıklı açıklamalar sunmaya olanak sağlamakta. Bu içeriğimizde sizler için bilimselliği kanıtlanmış bir mevzuya parmak basmak istiyoruz. DMT hormonu ile ilgili bilinmeyenlere ışık tuttuğumuz içeriğimize bakmadan geçmeyin…

Editör :Yağmur Ergu
Yayın Tarihi :27 Ağu 2021
Süre :1.5 Bardak

DMT Hormonu Nedir?

DMT, bir diğer adıyla “dimethyltryptamine”, beynin sağ tarafında bulunan “pineal bez” yani epifiz bezi tarafından salgılanan bir hormon olarak karşımıza çıkmakta. Yalnızca doğum, ölüm ve uykuya daldığımız anda salgılanan bu hormon, oldukça kuvvetli bir etkiye de sahip. Doğal ya da dış bir etki ile salgılanması sağlanan hormonun bu kadar popüler olmasının nedeni ise deneyimleyenlere yaşattığı halüsinojen etkiler. Genellikle uyku esnasında salgılanan hormon, zaman ve mekân yanılgılarına yol açabilecek derecede halüsinasyonlar görmemizi sağlayabilir. İnsanlık tarafından çok uzun yıllardır bilinen ve gizemi çözülmeye çalışan hormon hakkında ortaya atılanlar ise şu şekilde…

Tüm canlılarda kesin ve kesin bir şekilde bulunan DMT hormonu, bilimsel bir biçimde açıklanmış olsa da yüzyıllardır süre gelen kültürel, dini ve felsefik inançlar da bu hormon ile ilgili belli başlı önermelerde bulunmuş. DMT’ye bu bahsettiğimiz farklı açılardan bakarsak; genelleme yaptığımız zaman “ruhun vücuda girip çıkmasını sağlayan hormon” şeklinde bilinmesi şüphesiz ki, uyku haricinde, doğum ve ölüm anında da salgılanıyor olmasından kaynaklı.  Ruhun bahşedilmesi ve geri teslimi ile ilgili olduğu düşünülen DMT hormonu, salgılandığı esnada “evrenle bütünlük ve ötede bir uyum hali” hissi verdiği de bilinenler arasında. Bir nevi uyuşturucu madde işlevi gören hormonun dışardan tahsil edilmesi, birçok ülkede yasaklılar grubuna girmekte. Yalnızca Güney Amerika bölgesindeki bitkilerden sentetik bir şekilde elde edilebilen DMT hormonu, genellikle şaman ayinleri ve ritüellerinde kullanılmaktadır. Ayahuasca bitkisinin yapraklarının kaynatılması sonucunda elde edilen, oldukça kuvvetli bir etkiye sahip olan çay, şamanların yaptığı ruhani yolculuklar için kullandıkları halüsinojen bir içecektir. 
Dilimizde “küçük ölüm” gibi bir anlama sahip olan ayahuasca bitkisi oldukça zehirli ve kullanımı katiyen yasaklanmış bir bitkidir. Yarattığı etki yüzünden insanı kolayca öldürebileceği de bilinenler arasında olan bitkinin bilinçsiz kullanımını engellemek adına, yalnızca gerekli tıbbi işlemlerde kullanılmasına müsaade edilmiştir.


DMT hormonunu dışardan bir etkiyle bünyelerine alan insanlar, kendi kimliklerini terk edip, bambaşka biri gibi davranmaya başlarlar. Bunun üzerine hormonun etkisi geçtiği anda ise ne yaşayıp ne yaşattıklarını asla anlamayan kişiler bir bakıma oldukça tehlikeli bir trans anını deneyimlemektedirler. Bu yüzden DMT hormonunun salgılandığı anı, yaşattığı ruhani denebilecek tecrübeler sayesinde insan ruhu ile insan bedeninin buluştuğu nokta olarak kabul etmek yanlış olmayacaktır. Ruh ve paranormal görüşle oldukça bağlantılı olduğunu daha önceki yazılarda belirttiğimiz üçüncü gözün, epifiz bezinin bulunduğu noktada olduğunu da hatırlatmış olmak, daha iyi bağlantı kurmanıza vesile olacaktır eminiz ki.  Yalnızca doğum, ölüm ve uyku gibi doğal anlarda salgılanması gereken bu hormon dışarıdan bir etkiyle bilinçsiz bir şekilde salgılandığı zaman, uzun vadede hem fiziksel hem de psikolojik açıdan ciddi yaptırımlarda bulunmakta…

Yukarı Kaydır