Pandemi Dönemindeki Üretkenlik Baskısı
WELLNESS

Pandemi Dönemindeki Üretkenlik Baskısı

Günlerimizi boş geçirdiğimiz zaman gelen tatminsizlik ve belirsizlik hissini herkes en az bir kere de olsa tatmıştır. Özellikle sürekli evde zaman geçirmek zorunda kaldığımız bugünlerde, her gün üretken olmak zorlaşıyor ve bu da kendimizi iyi hissetmemizi zorlaştırabiliyor. Salgınla birlikte hayatlarımıza dahil olan boş zaman, insanlar üzerinde ciddi bir üretkenlik baskısı oluşturuyor. Peki, üretkenliğimizi artırmak için ne yapmalıyız? Yoksa zaman zaman gelen hiçbir şey yapmama halini benimsemeli miyiz? Yazımızda tüm bu soruları cevaplıyor, üretkenlik üzerine detaylıca konuşuyoruz.

Yayın Tarihi :05 May 2021
Süre :1.5 Bardak

İlk olarak, üretken olmanın meşgul olmakla aynı şey olmadığını söylemekle başlayalım. İşte, okulda veya evde geçirdiğiniz yoğun bir günün ardından bile kayda değer hiçbir şey yapmamış gibi hissetmek oldukça normal. Tabii ki bunun tam tersi bir senaryonun yaşanması da doğal. Karantina sürecinde içinde bulunduğumuz durum, bize istemediğimiz kadar boş zaman yarattı. Bu bol vakti boşuna harcamayalım derken, istemeden üstümüzde bir üretkenlik baskısı oluşturduk ve yapacak bir şey bulamadığımızda kendimizi kötü hissetmeye başladık. ‘’Eski normal’’ hayatımızın hızlı akışında yapmaya vakit bulamadığımız şeyleri bir anda yapıp bitirince, yeni uğraşlar bulmak ve günlerimizi değerlendirmek zorlaştı. Ekmek yapmak, el işi ile uğraşmak, kütüphanede unuttuğumuz kitapları okumak, yeni bir dil öğrenmeye çalışmak gibi birçok farklı şekilde zamanımızı geçirmeyi denedik ve hala devam ediyoruz diyebiliriz. Tabii ki bu denemeler sosyal medyaya da yansıyor ve herkesin neler yaptığını takip etmek de bir süre sonra yorulmamıza ve yetersiz hissetmemize yol açabiliyor. 

Buna ek olarak, üretkenlik derecesi ve algısı kişiden kişiye değişkenlik gösterebiliyor. Örneğin bazı insanlar; bir resim yapmak, yemek yapmak, odanızı yenilemek gibi basit aktivitelerden sonra üretken bir gün geçirdiklerini hissedebilirken, bazıları da saatlerce bir proje üzerine çalışsa da bu hissi yakalayamayabilirler. Bu yüzden kendi uğraşlarınızı ve harcadığınız zamanı başkalarıyla karşılaştırmamalı ve üretkenliğe ulaşmak için kendinizi zorlamamalısınız. Üretkenliğimizden memnun olmanın ilk kuralı, üretken olmamayı normalleştirmek oluyor. Günün sonunda ‘’daha çok iş yapabilirdim’’ demek, bu süreçle başa çıkma gücümüzü azaltıyor. Motive olamamak, karantinada birçok insanın başına geliyor ve bu hissin tamamen doğal olduğunu, hayatımızda ilk defa böyle bir olağanüstü durumu tecrübe ettiğimizi kendimize öğretene kadar, üretkenlik baskısı altında ezilmeye devam ediyoruz.

Üretkenliğinizi artırmanın en etkili yollarından biri de her şeyi aynı anda yapmaya çalışmayı bırakmak. Kendinize bir dakika ayırıp ‘’Canım ne yapmak istiyor?’’ veya ‘’Bana iyi gelecek şeyler nedir?’’ sorularını sorarak, kendinizle etkili bir iletişime geçin ve cevabınız üzerinde odaklanmaya çalışın. Dikkatinizi farklı alanlara bölmeye çalıştıkça, hiçbir şeyi tam yapamayabilir ve sorunu yine kendinizde aramaya başlayabilirsiniz. Halbuki üretkenlik bir sürü şeyle uğraşmak değil, o sırada uğraştığımız iş için elimizden geleni yapmak ve tatmin edici sonuçlar elde etmektir. Bu yüzden, uğraşınıza kendinizi tamamen vermeniz, hem sonunda sizi daha iyi hissettirecek hem de zamanınızı harcadığınıza değecek. Üretkenliğin baskı altında değil, sağlıklı zihinsel durumlarda daha iyi çalıştığını da unutmamak gerek. Siz huzurlu bir kafa yapısında olduğunuzda, motivasyonunuz da kendiliğinden yükselecek ve güzel sonuçlar verecek.

Özetle, salgın sürecinin üzerinizde yarattığı üretkenlik baskısını ve yanında gelen suçluluk hissini ortadan kaldırmak için kafanızı boşaltarak, mutluluğu ve huzuru ilk sıraya koymanız gerekiyor. Kendimizi zora sokarak her gün bir şey üretmeye çalışmak, ancak stres ile sonuçlanır. Unutmayın ki bu kadar zamana sahip olmayı biz istemedik ve bu duruma anında adapte olmayı beklemek de kendimize haksızlık olur. 
Yukarı Kaydır