SCOPE

Özgür İrademiz Var mı?

“Düşünüyorum, o halde varım” diyen Descartes, var olmanın koşulunu bir bakıma insan beyninin düşünme gücüne bağlamıştır. Yani özgür irade dediğimiz, bilinçli seçimlere… Aldığımız kararların özgür irademize bağlı olup olmadığı konusu ise, uzun zamandır bilim insanlarının merakını cezbediyor.

Yayın Tarihi :14 Oca 2022
Süre :2 Bardak

Bir şeyi yapabilme gücünün özgür bir şekilde kullanılması ve yönlendirilmesi, irade olarak tanımlanır. Mesela yürüyüşe çıkmak istediğimizde bu bizim kararımız mı, yoksa farklı etkenler bizi yönlendiriyor mu, bunu bilmek istiyoruz. Son yıllarda, beyin üzerine çalışan birçok nörobilimci bu alanda kapsamlı araştırmalar yürütüyor ve irademizin, koşulsuz bir şekilde özgür olup olmadığını araştırıyor. Hala, herkesin fikir birliğine vardığı bir sonuç elde edilmiş de değil. Çünkü artık emin olduk ki beynimizin çalışma prensipleri, sandığımız kadar basit değilmiş! 

Çok karmaşık bir sisteme sahip olan insan beyni, buna karşılık çok temel ve basit bir görevi yerine getirmeye programlanmıştır: Hayatta kalmak. Bir insanın nefes alması, kan dolaşımı gibi temel sistemlerin çalışması ve beslenme gibi rutinleri yerine getirmesi için sorumlu organımız beyindir. Dokunma, görme, koku alma gibi duy organları yoluyla, içinde bulunduğu gözetleyen beyin, aslında dış dünyada ne olduğunu bilmiyor. Sadece geçmiş deneyimlere dayanarak, olası sonuçları listeliyor ve en uygun olanları yerine getirmesi için vücuda sinyaller yolluyor. “Mutsuz bir gün geçirdin. Bu yüzden yağmurlu havada yürümek sana iyi gelecek” diye en uygun kararı veren beyin, vücudu uyarır. “Haydi, yürüyüşe çıkalım!” 

İşte özgür irade dediğimiz konu, tam da beyindeki bu “sonuç yorumlama” eylemi aslında. En önemli sorular da burada devreye giriyor. Yağmurlu havada yürümenin bana iyi geleceğini nasıl yorumluyor beynimiz? Hangi olası sonuçlara göre bu karara varıyor? Aslında hepsi, beyindeki geçmiş anılarda saklı. Beyin, kendi kütüphanesine ultra hızlı bir ziyaret düzenleyerek bilgileri analiz ediyor ve geçmiş anılardaki “yağmurlu havalarda yürüdükten sonraki” vücut salgılarını, hormon dengelerini kontrol ediyor. Elbette bu analiz içerisinde birden çok değişken de olaya dahil ediliyor. Süper hızlı bir bilgisayar gibi! 

Bu aşamada, bilim insanları şöyle bir çıkarım yapıyor: Aslında beyin, bir irade örneği göstererek, vücudu yağmurda yürümeye yönlendirirken tahminde bulunuyor. “Yürüyüş bittiğinde her şey güzel olacak gibi duruyor” diyor ve sinyalleri gönderiyor. Tabi, daha önce insanın hiç deneyimlemediği bir durum da söz konusu olabilir. Mesela hayatında daha önce kar görmemiş bir insan, yüksek bir dağ zirvesinde çığın geldiğini görünce ne yapmalı? Beyin, kütüphanede eğer böyle bir anıya rastlamazsa, o zaman benzer anıları devreye sokuyor. Çok daha önemlisi, duyma organıyla diğer insanların çığlıklarını aynı anda çözümlemeye başlıyor. “Tehlikeli bir durum olmalı! Kaçmalısın belki de!” diye karar alan beyin, acil durum butonuna basıyor. Yani adrenalin hormonunu devreye sokuyor! 

Hepimizin hayallerini yıktığı nokta ise burada devreye giriyor! Birçok bilim insanı, beynin eski anıları kullanarak tahmin yürütmesini irade olarak görüyor. Ancak çevresel koşulların, beyindeki kararları etkilemesi durumu, iradenin o kadar da özgür olmadığının bir işareti olarak da yorumlanıyor. Yağmurda yürümenin lanetlenmek olarak görüldüğü bir toplumu ve diğer tarafa bunun insanı rahatlattığı diğer toplumu düşünelim. Her iki toplumda yaşayan bireylerin beyinleri, aynı kararları verecek mi? biraz zor görünüyor. Çünkü her iki beynin, anı kütüphanesinde farklı dinamikler var. 

Özgür irade kavramı, bu kadar gündelik bir fiziksel eylemi çözümlerken pek iç açıcı sonuçlara götürmüyor olabilir. Hatta tuttuğumuz takım, sevdiğimiz şarkılar ve belki inandığımız insanlar, bir bakıma beyin kütüphanesinin sonuçları gibi görünüyor. Ancak birçok bilim insanı, özgür iradenin tümüyle bağımsız kararlar alabileceğini savunmaya hala devam ediyor. Buna rağmen "yağmurlu havada yürüyüşe çıkmayı çok seviyorum” derken artık bunun kendi özgür irademiz olup olmadığından emin olamayacağız gibi görünüyor. Tüm kapıların yine Freud’un “bilinçaltına” veya Jung’un “toplumsal bilinç dışına” çıkması ise zihnine güvenen insanlığın en büyük ironisi olsa gerek… 
Kaynak: Dr. Lisa Feldman Barrett, “Gerçekten Özgür İradeye Sahip miyiz?”, Popular Science Türkiye, Aralık 2021.  

Yukarı Kaydır