Okurken Aydınlanma Yaşayacağınız İlginç Tarihi Bilgiler
pexels
SCOPE

Okurken Aydınlanma Yaşayacağınız İlginç Tarihi Bilgiler

İnsanlık tarihi gerçekten merak uyandırıcı… Geçmişten günümüze neler yaşanmış, insanlar nasıl süreçlerden geçmiş, henüz bilmediğimiz ne gibi olaylar olmuş diye merak etmeden duramıyorsunuz. Bilim ve teknolojinin henüz yeterince gelişmediği, insanlığın dini kurallar çerçevesinde yaşadığı ve garip inançlar tarafından yönlendirildiği dönemler, birbirinden enteresan olaylara da sahne olmuş. Gelin, okurken size keyifli bir aydınlanma yaşatacak birkaç tarihi bilgi verelim. Emin olun, bu bilgileri öğrendikten sonra zihniniz yeni bilgileri öğrenmenin açlığıyla tatlı tatlı kıvranacak…

Yayın Tarihi :17 Kas 2021
Süre :2 Bardak

pexels
Ortaçağ, garip inanışların ve tuhaf ritüellerin baş gösterdiği, epey enteresan zamanlardı. Hele de Ortaçağ Avrupası… Örneğin, şimdilerin olmazsa olmazı, günün en değerli öğünü olarak görülen ‘kahvaltı’, o dönemlerde bazı kilise mensupları tarafından “oburluk günahı” olarak değerlendiriliyormuş. Sabahın erken saatlerinde, fazla besin tüketmenin günaha davetiye çıkarmak olduğunu düşünen insanlar, bu nedenle günün ilk öğününü atlıyorlarmış. Yalnızca zengin kesimin ve güne erken başlayan işçi sınıfının (o da bütün gün çalışacakları için açlıktan bayılmasınlar diye, birkaç lokmadan fazla olmayacak şekilde) tercih ettiği bir öğün olmuş uzun süre. Genelde o dönemlerde öğle ve akşam yemeklerine ağırlık veriliyormuş. Hatta en popüler öğünün akşam yemeği olduğunu söyleyebiliriz.

pexels
Viktorya dönemi de hakeza Ortaçağ gibi ilginç olaylara sahne olan bir dönemdi. O zamanlar, kadınlar kendilerini güzelleştirmek için zehirli maddelerden ya da bizzat zehirden medet umuyorlardı. Evet, yanlış duymadınız! Bildiğiniz gibi arsenik, zehir olarak tanımlanan ve eski çağlardan beri de bizzat bu iş için kullanılan, oldukça tehlikeli bir madde. Ancak Viktorya dönemi kadınları, arsenikle inanılmaz derecede içli dışlılardı ve güzelleşmek için sık sık arsenik banyosu yapmaktan çekinmiyorlardı. Beyaz bir cilt, güzellik ve zarafet göstergesi olarak kabul edildiğinden, kadınlar ciltlerini peynir gibi beyazlatmak uğruna arsenikli kaplıcalarda günler geçiriyorlardı. Hatta buna ek olarak, içinde radyum ve kurşun bulunan makyaj malzemeleri kullanıyorlardı. Şaka gibi ama gerçek…

fikriyat
Modern Avrupa’nın ilk romanı olarak kabul edilen Don Quijote’yi, namıdiğer Don Kişot’u mutlaka duymuşsunuzdur. Bu önemli eserin sahibi olan Miguel de Cervantes, genç yaşta Osmanlı ordusuna esir düşmüş ve o dönemlerde Mimar Sinan tarafından İstanbul’da inşa edilen camide işçi olarak çalışmıştı. Ardından ülkesine dönüp meşhur romanı Don Quijote’yi kaleme aldı. Cervantes’in bu macerası, girdiği bir düellodan galip çıkmasıyla başlamıştı. Düellonun İspanya’da yasak olduğu dönemlerde böyle bir işe kalkıştığı için ceza olarak kolu kesilecekti, ancak ceza infaz edilemeden Cervantes Madrid’den kaçtı ve yolu Haçlı ordusuna düştü. Savaşçı kimliğiyle ön plana çıkan, genç ve atılgan bir delikanlıydı ve Türklerle savaşma arzusu çok büyüktü. Bu arzusu cevapsız kalmadı da… İki kere Türk donanmasıyla karşı karşıya gelen Cervantes, ilkinden galip ayrıldı, ancak bu savaşta kolunu kaybetti. İkincisinde ise leventlerin baskınıyla Türklere esir düştü. Bunun sonrasında yolunun nereye düştüğünü biliyorsunuz.

pinterest
1807 yılında Napolyon Bonapart’ın ilginç bir yenilgisi olmuştu… Hem de tavşanlara karşı! Temmuz ayında Friedland zaferinin ardından bir açık hava etkinliği düzenleyip, ordusunun ve kendisinin başarısını kutlamak isteyen Napolyon, etkinliği planlaması için yardımcısı Alexandre Berthier’i görevlendirmişti. Bir öğle yemeği ve ardından av partisi planlayan Berthier, bunun için yaklaşık üç bin tavşan toplamıştı. Bunlar av tavşanı değil, evcil tavşanlardı ve kafeslerden salındıklarında kaçmak yerine insanların üzerine doğru koşmaya başladılar. Bir anda etrafını kuşatan binlerce tavşandan nasıl kaçacağını bilemeyen Napolyon, çareyi, koşarak arabasına binip olay mahallinden uzaklaşmakta bulmuştu. Yani Napolyon aslında en büyük ve en komik yenilgisini Waterloo’da değil, evcil tavşanlarla düzenlenen bir av partisinde almıştı.
Yukarı Kaydır