Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
SCOPE

Okunmayan Kitaplar Koleksiyonu: Tsundoku

31 Ağu 2021

Bizler pervasız birer alışveriş tutkunuyuz. Ne yalan söyleyelim, bize hitap eden parçalar olmasalar dahi gözümüze güzel gelen şeyleri satın almadan; evimizde, odamızda, dolabımızda görmeden içimiz rahat etmiyor. Bu doğru bir davranış mıdır, diye soracak olursanız verecek herhangi bir cevabımız yok, zira çoğunluğumuzun bu durumdan şikayetçi olacağını tahmin ediyoruz. Bizlerin bu bütçe nedir bilmez, sonu gelmez alışveriş tutkunluğuna malzeme olan en güzel ürün, sizce ne olabilir? Cevabı bizzat biz verelim: Kitaplar. Siz de okumaya zaman bulamıyor ya da direkt okumuyor olmanıza rağmen bir kütüphane dolusu kitap satın alıyor musunuz? Eminiz, bu durumun neredeyse bir hastalık niteliği taşıdığını bilmiyordunuz. Öyleyse gelin, bugün birlikte kitapları satın alıp bunları asla okumama ‘sanatı’ neymiş öğrenelim.

1.5 Bardak
Poşetlerimizi dolduran ürünler bir kütüphane dolusu kitap olduğu zaman, belki de en güzel, mantıklı ve yararlı alışverişimizi yapmış oluyoruz diyebiliriz. Sayısız konu, rengarenk karakterler, akılda kalan kapaklar ve iç gıdıklayan kokularıyla sarı – beyaz sayfalar… Yanına bir bardak (ya da yazımızı okuyacaksanız 1.5 bardak hazırlamanızda fayda var) kahvenizi de hazırladınız mı o anda sizden keyiflisinin olmayacağını düşünüyoruz.

Kitap okuma alışkanlığına diyecek bir şeyimiz yok; ancak kitap satın alma alışkanlığı için söylenecek çok şey var. Mesela, size bu durumun bir çeşit istifleme bozukluğu olduğunu söyleyebiliriz. Japonca kökenli bir terim ile tanımlanan bu duruma ‘tsundoku’ adı veriliyor ve hayır, sudoku ile uzaktan yakından herhangi bir alakası yok. “Doku” kelimesi ‘okumak’ anlamına gelebiliyorken “tsun” kelimesi, ‘yığmak/biriktirmek’ anlamına gelen “tsumu” kelimesinin kökünden geliyor. Kelimeler bir araya geldiğinde ise ortaya, okuma materyallerini satın alıp biriktirmek gibi bir anlamın çıktığını söyleyebiliriz. Uzun lafın kısası, okumamamıza rağmen deliler gibi kitap satın alma ve ortaya bir yığıntı çıkarma durumundan bahsediyoruz.

Tsundoku kavramının bibliyomani ile karıştırılmasını istemeyiz – ki bu duruma sık sık rastlanıldığı söyleniyor. İki kavram, birbirine benzer anlamlar ve davranış biçimleri taşıyor olsa da aralarında küçük bir fark, ince bir çizgi bulunuyor. Her iki durumda da insanların kitap satın almaya dair durdurulamaz bir içgüdü duyduğunu söyleyebiliriz; ancak bibliyomani, yalnızca kitap koleksiyonculuğu yapmayı hedefleyen bir davranışken tsundoku, okuma niyetiyle satın alınan kitapların kazara bir koleksiyon haline gelmesi durumunu tanımlıyor. Anlayacağınız, tsundokuya nispeten bibliyomanide istifçilik daha net bir şekilde gözlemleniyor.

Koca kütüphanemizde hasretle okunmayı bekleyen, sayfalarının kurcalanmasını isteyen, tozlarının silinmesini bekleyen tonlarca kitap olmasına rağmen bunlara her gün yeni bir arkadaş ekleme istediğinin önüne geçemiyoruz. Görsel açıdan tatmin edici bir değere sahip olsalar da bu kitapları satın almamızın ardındaki amaç, dekoratif unsur arayışı değil elbette, zira buna istemeden sebep oluyoruz. Bazen öyle bir indirime denk geliyoruz ki elimizi o kitaptan bu kitaba, onun kapağından bunun kapağına atmadan; her kitaba bir parmak izi bırakmadan yapamıyoruz. En nihayetinde, parmak izimizi taşıyan her sayfa bize aitmişçesine kitapları kucağımızda sımsıkı tutarak kasaya doğru ilerliyor ve gözümüzü kırpmadan ödemeyi gerçekleştiriyoruz. Asıl baş ağrısı nerede başlıyor, diye soracak olursanız, çekinmeden evde başladığını söyleyebileceğimizi düşünüyoruz. Zira yeni bebeklerimize, eskilerin yanında bir yer açmak da bir o kadar zor oluyor.
Kitaplara sevgi göstermenin tek yolu onları satın almak değil, zira evinizde de teninizin sıcaklığına ihtiyaç duyacaklardır. Henüz birine sevgi göstermeden, onun beyaz sayfalarını sarartmadan, kapağını eskitmeden bir diğerine uzanırsanız, çocuğunu ihmal eden bir ebeveynden farkınız olmayacaktır.
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?