lcweb2.loc.gov/diglib/media/loc.natlib.ihas.200156316/0001.tif/2341
KÜLTÜR/SANAT

Moliere, Lully ve Meyveleri: Comédie-Ballet

Molière ismini muhakkak duymuşsunuzdur, kendisi bir Fransız oyun yazarı. Komedileriyle ünleniyor. Lully ise Barok Dönem müzisyen ve bestecilerinden. İkisi de sahip oldukları yere gelmek için büyük mücadeleler ve büyük ödünler veriyorlar. Örneğin Molière ailesini sanat için terk ediyor ve Lully’nun ölümü de müzikten oluyor. Lully orkestra şefliği yaptığı zamanlar, henüz batonların şefler tarafından kullanılmadığı zamanlar, orkestraya ritim vermek için bir sopa taşıyor yanında ve müziğin coşkulu bir anında bu sopayı ayak başparmağına batırıyor. Zamanla iltihaplanarak kangren olan ayağı nedeniyle yaşama veda ediyor Lully. Gelin bu yaşamlarını sanata adamış muhteşem adamları ve arkadaşlıklarının meyvesi Comédie-Ballet’yi yakından tanıyalım.

Editör :Nazlı Doğan
Yayın Tarihi :12 Oca 2022
Süre :2 Bardak

dioezese-linz.at
Jean-Baptiste Lully
 
1632 yılında İtalya’da doğan besteci, kemancı ve balet Lully. Fransa’nın 72 sene tahtta kalarak en uzun krallığını yapmış olan XIV. Luis’nin döneminde Fransa’da yaşıyor ve saray sanatkârı oluyor. Lully’nin bahsedilmesi gereken birçok önemli yanı var. Örneğin hiç doğru dürüst konservatuar eğitimi almadan bir kemancı, gitarist, besteci, opera bestecisi, balet ve hatta bir orkestra şefi oluyor. Çünkü müthiş bir yeteneği var. Yeteneği ilk zamanlarda çok da keşfedilmiyor çünkü aslında Lully’nun uzun bir deneme yanılma ve öğrenme süreci oluyor.
İtalyanca operaların Fransız diline uydurulamayışı nedeniyle kendisi bir yöntem buluyor ve yeni sözlerle klasik Fransız operasını yaratıyor. Bu dönemde Barok Müziğe yaptığı katkılarla adından hâlâ söz ettiriyor. Orta Barok Döneminde alışılmadık şekilde canlı, hızlı ve ritmik dans müzikleri besteleyerek adını duyuruyor.
Bu da onun Fransa’daki ve saraydaki yerini sağlamlaştırıyor. 1652 yılında XIV. Luis saraya müzisyen olarak Lully’i alırken onun aynı zamanda kilise müzikleri ve bale müzikleri de bestelemesini istiyor. Ardından Gece Balesi isminde bestelediği baleyle XIV. Luis’nin gönlünü fethediyor. Bu müziği çok beğenen Luis, Lully’i 24 kemancıdan oluşan saray orkestrasının başına getiriyor. Fakat Lully bu müzisyenlerin çalışma disiplinini beğenmeyince kendi orkestrasını kurmayı teklif ediyor ve Luis buna da hayır demiyor.

pinterest
Çok sayıda bale müziği besteliyor Versailles Sarayında Lully. Yalnızca eserleri bestelemiyor aynı zamanda dans koreografilerini de hazırlıyor. Müthiş gösteriler ortaya çıkıyor bu dönemde. Elbette dansı çok sevmesi onu sahnede olmaya da itiyor ve bu gösterilerde baş balet olarak rol alıyor. İşin en ilginç yanı ise, kral XVI. Luis’nin de dansa olan merakı nedeniyle bu bale gösterilerinde balet olarak rol alması olsa gerek. Fransa aristokrasisinin en önemli kurallarından biri olan dans bilmek ve dans edebilmek Luis için fazla ciddiye alınıyor belli ki. Dans sevgisi onu balet olmaya kadar götürüyor. Düşünsenize bir ülkenin kralının ya da yöneticisinin diyelim, bale yaptığını. Ne şahane değil mi?

1860’lı yıllara gelindiğinde ise Versailles Sarayında oyun yazarı olarak görev yapan Molière ile yolları kesişiyor Lully’nin. Fakat önce Molière’in hayatına kısaca göz atalım.

abrecht-group.com
Jean-Baptiste Poquelin, Nam-ı Diğer Molière
 
Jean-Baptiste Poquelin, yani Fransa’nın bir köyünden esinlenerek kendi seçtiği adıyla Molière, Fransız bir oyun yazarı. Annesini çok küçük yaşta kaybettikten sonra babasıyla sıkı bağlar kuramayan sanatçı kendini idame ettirecek yaşa gelince babasının yanından(babasının tüm imkânlarına rağmen) ayrılarak oyuncu Madelaine Bejart ile bir tiyatro kuruyor. Zamanla bu topluluğu genişleterek gezici tiyatro haline getiriyorlar. Fakat o zamanlarda da sanat yapmak zor olduğu için borçlanarak yaşamlarına devam ediyorlar. Bu dönemde Molière’in müthiş oyunculuğu, aldığı iyi eğitimler ve liderlik vasfı meyvelerini veriyor tiyatronun başına geçiyor. Bu dönemde İtalyan Halk Tiyatrosu Commedia Dell’Arte’den etkilenerek 2 oyun yazıyor. Bu oyunlar günümüze de ulaşıyor. Fakat kısa sürede kendi tarzını bularak farklı bir yol çiziyor kendisine.

ichef.bbci.co.uk
Molière’in seyirciyle çok gelgitli bir ilişkisi oluyor. Yazdığı tarzın komedi olması zaten dönemin en tartışmalı meselesi. Bir oyunun komedi olmasının onun anlamını hafifletip hafifletmediği meselesi çokça tartışılıyor. Molière’in oyuncu olması da oyuncunun yeteneklerini göstermesi açısından oldukça verimli metinler yazmasına neden oluyor. Bu nedenle o güne kadar çok az görülmüş olan ilginç tipler üretiyor yazar. Günlük yaşamdan seçtiği bu tipler komedi yanı sivriltilmiş uşaklar, doktorlar, yobazlar, dar kafalılar olduğu için kendisini ve stilini kabul ettirmekte zorlanıyor.
Fakat Molière bu tarzdan vazgeçmiyor. Kimi oyunları yuhalanıyor kimi oyunları göklere çıkartılıyor. Birçok badire atlattıktan sonra zaman içinde o da kendisini sarayda tiyatro oyunu yazarken buluyor. Versailles Sarayındaki Lully ile olan büyük karşılaşma ile de Comeddie-Ballet tarzı doğuyor.

christies.com
Comédie-Ballet
 
Molière’in metnini yazdığı Lully’nun ise besteleyip koreografisini yaptığı bu tarz dünya üzerinde ilk kez 17. yüzyılda bu ikili tarafından yapılıyor. Komedinin, balenin ve müziğin birleşiminden doğan Comédie-Ballet tarzının ilk eseri Zorunlu Nikah isimli eserken son ürünleri adını çok duyduğumuz Kibarlık Budalası isimli oyun. Bu oyunlarda replik aralarına müzik ve danslar ekleyerek anlatımı daha da güçlendiriyorlar ve seyir zevkini artırıyorlar.

lettiemusic.files.wordpress.com
Sarayda yepyeni bir tarz ortaya koyarak isimlerinden söz ettiren bu ikilinin ortak özelliği hayatlarını sanata adamış olmaları. Yalnızca ve sadece üreten bu iki ismi hâlâ anıyor olmamız boşuna değil elbette. Zira bu tarzın ömrü çok uzun olmamış olsa da bir Fransız operası biçimi olan Tragédie Lyrique ya da diğer adıyla Tragédie En Musique’e taban oluşturuyorlar bu yaptıkları yenilikle.

Yukarı Kaydır