ZOOM

Medya ve Manipülasyon Kültürü Üzerine

Çağımızın “yönlendirme” konusundaki en iddialı mecrası, şüphesiz ki medya ve medya sektörü. Oldukça geniş kapsamlı olan medyanın, kitleler üzerinde yarattığı etki bazen oldukça harekete geçirici olabilirken bazen de bile isteye pasifize etme amacı üzerine kullanılmaktadır. Peki, bizleri istedikleri zaman istedikleri şekilde etki altına alan kişiler, kimler ve amaçları ne…? Medyanın hem bir amaç hem de bir araç olduğundan bahsedeceğimiz içeriğimizde, kurt ve kuzunun ilişkisine de bir parmak bal çalmak niyetindeyim. En acısından kahveleriniz hazırsa buyurunuz “Medya ve Manipülasyon Kültürü”

Editör :Yağmur Ergu
Yayın Tarihi :15 Eyl 2021
Süre :2.5 Bardak

Bir “Araç” Olarak Medya


Medya ve medya kültürü, tek yönlü iletişim ağının ilk ve en nihai örneği olarak karşımıza çıkmakta. Son yıllarda oldukça revaçta olan interaktif medyacılığı tenzih ederek bahsettiğim tek yönlü iletişim, yalnızca gönderici kanalının bulunduğu bir sistemden ibaret. Bundan dolayı bir bilginin, kapalı uçlu diğer bir kanala ulaşmasını kendine görev edinen bir araçtan bahsedecek olursak, bu aracın “medya” olduğunu şüphesiz bir şekilde söyleyebilmekteyiz. Genellikle haber bazlı informatif bir amaç güden medya, özellikle II. Dünya Savaşı döneminde, kitle iletişim araçlarının da yaygınlaşmasıyla hem savaşın ağır yükü altında ezilen halkı bilgilendirmek hem de oldukça ezici olan bu yükün ağır etkilerini bir nebze de olsa azaltabilmek adına bilgilendirici ve eğlendirme amacı güden “infotainment” tarzı, yeni içeriklerle bir eğlendirme aracı halini de benimsemiştir. Bilgi temeli üzerine ortaya çıkan medyanın popülaritesini arttırdığı dönem ise hiç şaşırmayacağınıza emin olduğumuz II. Dünya Savaşı savaş dönemi sevgili okurlarımız. Tam bu noktada siyaset ile tanışan medyanın politik ve provakatif bir araç serüveni de burada başlamış oluyor.

Bir “Amaç” Olarak Medya


Aslında birbiri ile oldukça bağlantılı olan medya kapsamındaki araç ve amaç kavramları, “güdülen amacın nasıl ve ne şekilde ulaştırılması gerektiği” sorusuna cevap sunmakta. Özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra medyanın “politikanın en büyük provokasyon ve manipülasyon silahı” olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Oldukça küçük ve sihirli görünen bir kutunun içinden yükselen politik seslerin, kitleleri bu denli harekete geçirebilmesi, teknolojinin insanlık üzerinde yaratacağı etkilerin yalnızca ufak bir parçası. 1940’lı yıllardan günümüze kadar uzanan medya ve amaç serüveninin, 2021 yılında pek bir değişiklik yaşadığını söylemek yanlış olacaktır.

Yapısal olarak oldukça büyük gelişmeler ve ilerlemeler kat eden medyanın amacı, hala kitleleri özellikle politik açıdan manipüle etme çabalarıyla eş değer. Son yıllarda sosyal ve interaktif medyanın da son sürat gelişip popülerleşmesi ile bilginin kaynağı az önce bahsettiğimiz sihirli kutulardan, ceplerimizde taşıdığımız telefonlarımıza hatta ve hatta parmak uçlarımıza kadar taşındı. Bilgi taşımanın objektifliğini dahi konuşamayacağımız bu dönemde, okur-yazar sayısının da ironik düşüşü ile (yerel anlamda) yoldan geçen bir kişinin herhangi asılsız bir düşüncesinin, cebinde akıllı telefonu olan her bir bireyi manipüle etme tehlikesiyle birlikte yaşar hale geldik. Konudan çok sapmadan, günümüz medyasının amacından “kitlelere istenilen şekli verecek manipülatif bir araç” olarak bahsetmek fikrimce en doğru tanım olacaktır.
 

Peki kim bu bizi şekilden şekle sokmak isteyenler…? Medyayı yönlendirme gücüne sahip grup ve kuruluşların yanı sıra yalnızca kendi başına kitleleri etkisi altına almayı başaran bireylere gelin yakından bakalım…
 

Medya Manipülatörleri


Eğer bu içerikte geziniyorsanız, aklınıza çoktan gelmiş olan “iktidar ve yönetim kuvvetlerinden”bahsetmenin vakti geldi. Maalesef ki günümüz medyasının, bir iktidar tutsağı olduğu gerçeği, en “ben politika yapmam, gündem takip etmem!” diyenin bile göz ardı edemediği bir gerçek olarak karşımıza çıkmakta. Özellikle siyasi anlamda kitleleri, “pragmatist bir şekilde manipüle etme amacı güden tüm iktidarları”, medyanın ekmeğini en iyi yiyen grup olarak adlandırmak mümkün. Oldukça geniş kitlelere ulaşma kapasitesi sayesinde dünyanın bir ucundan diğer ucunda yaşayan insanları bile ideolojik açıdan etkileyebilen iktidarlar, günümüzde medyanın nesnellik dışı, yanlı ve maalesef ki son derece korkak bir yapıya evrilmesine neden oldu.

Tüm bu talihsiz evrimleşmenin yanı sıra, kapitalist düzenden mükemmel bir şekilde beslenen sosyal medya ve kullanıcılarını; şaşalı hayatların gözler önüne serilip ulaşılması pek kolay olmayan ürünleri, yaşam tarzlarını veya seyahat imkanlarını pazarlamak adına hem yerel hem de global çapta etkiler yaratan platformlar ve bireyler olarak tanımlamak mümkün. Sosyal medyanın sahipleri diyebileceğimiz influencerlar ya da video içerik üreticileri, yalnızca kendi başlarına bir kitle edinip bu kitleyi korkutucu bir şekilde manipüle etme gücüne sahip bir pozisyona geldiler. Pazarlama kisvesi altında ortaya koydukları özendirici ve bolca teşhir kültürünü tetikleyici gönderi ya da hikayelerle “takipçi” kitlelerini ulaşılması güç bir arzuya sürükleyen bu bireylerin, “kapitalist sistemin doğurduğu yine kapitalist zekaya sahip” bireyler olduğunu söylemek asla yanlış olmayacaktır.

Anlayacağınız üzere kitleler üzerinde oldukça kuvvetli bir etkisi olan medyanın en büyük ve en geçerli silahı, manipülasyon gücü olarak karşımıza çıkmakta. Kitlelerin zihinlerine empoze edilen ideolojiler, tabular, baskılar, arzular ve tutkular medya aracılığıyla akıllardaki yerini muazzam bir şekilde bulmakta.  Medya ve manipülasyon kültürü bazında anlatılabilecek çok daha fazla şey olduğunu ve fakat bizler, sizleri daha fazla sıkmamak adına yazımızı sonlandıracağımızı belirtmek istiyoruz. Sizlerin de anlayacağı üzere kurt da belli kuzu da efendim. Kurtların yemi olmamak adına kolay bir şekilde manipülasyona ve provokasyona gelmemeye özen göstermekte fayda var. Keyifli okumalar sevgili okurlarımız…
 

Yukarı Kaydır