La Manchalı Don Quijote Aslında Kimdi?
biblioteca de cervantes
BİYOGRAFİ

La Manchalı Don Quijote Aslında Kimdi?

Hepimizin aklında yer edinmiş bir roman kahramanı vardır. Hangi yaşta olursak olalım o roman kahramanının bizdeki yeri değişmez ve bize bir nevi hayali dost olarak kalır yanımızda. Ama Don Quijote bu bahsettiğimiz kategoride yer alan bir kahraman değil. O her yaşta bambaşka kişiliklere ve bambaşka özelliklere bürünerek hayatımızda varlığını koruyor. Nasıl mı? Gelin La Manchalı Don Quijote’nin aslında kim olduğunu öğrenerek bu soruya cevap arayalım.

Yayın Tarihi :05 Oca 2022
Süre :3 Bardak

biblioteca de cervantes
Miguel de Cervantes Saavedra – yazıda bundan sonra kısaca Cervantes olarak geçecektir.- Don Quijote’yi yarattığında nesiller boyu etki edecek bir roman yazdığının farkında değildi. Romanın ön sözünde kendi cümleleri ile şöyle aktarır: ”Aylak okur: Bu kitabın, zihnin düşünebilecek en güzel, en zarif, en akıllıca ürünü olmasını isterdim; buna yeminsiz inanabilirsin. Ancak, tabiat kanununa karşı çıkamadım; tabiatta her şey benzerini doğurur. Benim kısır, gelişmemiş zekâm da, her türlü rahatsızlığın hâkim olduğu, her türlü hazin sesin duyulduğu bir hapishanede doğmuşçasına kuru, kırışık, maymun iştahlı ve çok çeşitli, kimsenin aklına gelmeyecek düşüncelere boğulmuş bir evlâttan başka ne doğurabilir?” [D.Quijote, YKY, 2014, Çev. R. Hakmen] Bir roman karakteri yaratmak dünyaya bir evlât getirmekten farksızdı Cervantes için her ebeveyn gibi “özel” olduğunu düşündüğü evlâdının herkes gibi olmasından endişe duyarak onu büyüttü.

biblioteca de cervantes
1605 yılında İspanya’da hayat verdiği Don Quijote’yi bu şekilde sunmuştu ilgililerine Cervantes. Herkes gibi biri olacaktı bizler için ya da hiç kimse. Ama Don Quijote tüm nesillere ve hatta tüm toplumlara hitap edebilen bir kahraman olarak var oldu. Kim bilir belki de var olmaya devam edecek. Bir asilzade olan Don Quijote’nin gerçek adı Alonso Quijana’dır. İspanya’nın La Mancha adlı bir yerinde adını bilemediğimiz bir köyde yaşadığı rivayet edilir. Bir asilzade olarak yaşadığı ve gençlik yıllarını varlık içinde geçirdiği bilinir. İlerleyen yaşlarında (tam olarak yaşını bilemiyoruz ama 70’lerinde olduğunu varsayıyoruz) çevresindekilere göre okuduğu kitaplar yüzünden ama bize göre de dünyadaki adaletsizliğe olan duruşundan dolayı aklını yitirmeye başlar. “Deliyim ben, deli olmak zorundayım” ifadesinde tercih edilmiş bir kimlik olarak görürüz ondaki deliliği. Başka türlüsü mümkün değildir çünkü. Yaşını başını almış bir adamın, at üstünde kendini şövalye ilan etmesi akıl alır bir hareket değildir. Fakat o artık bir şeyler yapma zamanıdır der ve kendini maceraların koynuna bırakır aynı zamanda deliliğin de.

el mundo cervantes
Aklının tüm iplerini koparır bir gecede ve köylülerden biri olan Sancho Panza’yı da bu deliliğe ikna ederek mihmandarı beller. Babası Cervantes’in, hayatı boyunca yapmayı düşündüğü ama “korkaklık” ettiği ne varsa yaşına bakmadan gerçekleştirmeyi diler Don Quijote. Atı Rosinante, yol arkadaşı Sancho Panza ve yüreğindeki cesareti ile yola koyulur. Ejderhalara karşı savaş açacak, güzel leydileri kötü büyücülerin elinden kurtaracak, güçlünün değil haklının yanında olacaktır. Yol boyunca ona nasıl hitap ettikleri onu ne şekilde gördükleri umurunda olmayacaktır. Çünkü Don Quijote insanların göremediği bir orduyla hareket etmektedir. Tüm gecelerini ayırdığı kitaplarındaki asil şövalyeler, Aristotales ve Platon’un da içlerinde bulunduğu filozoflar, ünlü komutanlar, krallar, kraliçeler… Kısacası Don Quijote’nin sağlam görülmeyen aklı hepsi birbirinden sağlam karakterlerle birlik halindeydi.

biblioteca de cervantes
Don Quijote geçmiş zamanlarla modern zamanın arasındaki bekçidir. İnsanlığın direndiği erdemlerin sözcüsüdür. Sadece bir roman kahramanı olarak görürseniz temaşalık bir karakterdir. Ama Don Quijote’yi anlamak isterseniz psikolojiden, felsefeden, tarihten, sosyolojiden ve edebiyatın her kaynağından faydalanmanız gerekmektedir. Borges’ten Marquez’e, Herman Melville’den Dostoyevski’ye bize dünyanın kaç bucak olduğunu okutan tüm yazarların da kahramanıdır. Don Quijote 880 sayfalık bir roman kahramanından da öte günümüzde anlam vermeye çalıştığımız birçok şeyin de cevabıdır. Okur ile yazar arasındaki ince perdenin yırtıldığı ve romanın roman olarak okura ulaşmasının ilk örneğidir.

biblioteca de cervantes
Cervantes, La Manchalı Don Quijote’yi 1605 yılında yazmaya başladı ve 1615 yılında bitirdi. Tam 10 yıl süren bir macerayı kendisi de birlikte yaşadı, bu eserinden önce kaleme aldıklarını hiçe sayacak derecede bir roman yarattı. Don Quijote 1615’te hasta yatağında “aklı başına gelerek” hayata veda etti. 1616’da da Cervantes aynı şekilde öldü. İkisi de yaşamları boyunca uğraştıkları ve bir türlü kavuşamadıkları ünlerine ölümlerinden sonra kavuştular. Yüzyıllardır bir kutsal kitap niteliğinde elden ele dolaşan La Manchala Don Quijote’nin maceraları hâlâ bambaşka yankılarla sürdürülüyor. Cervantes romanında gerçeklikten bir nebze bile ayrılmadığını ve Don Quijote’nin gerçeği ve yalnızca gerçeği yansıttığını iddia etti. Geleneksel dünya ile modern dünya arasında kaldığı için aklını yitiren bir karakterin bir parodiden ibaret olduğu aşikârdı. Hangi gerçeklikten hangi hayale yolcuydu Don Quijote? Cervantes hayatının özetini sunarken geleceğe dair bu kadar nokta atışı öngörüleri nasıl elde etmişti? 

Don Quijote, hem olumlu hem de olumsuz çağrışımlarla anakronik* bir ortamda yanılsamanın ve gerçekliğin arasında modern okuyucuya seslenen bir baş kahramandı. Hem bir deliydi hem de bir dâhi hem bir kahramandı hem de bir korkak. Ama herkesin içinde kendi kişiliğini yaratan bir maceraperestti. Özgürlüğün savunucusuydu. Dulcinea’nın aşkı Sancho Panza’nın dostuydu.

Günümüz insanı arasında yaşasa kesinlikle “girişimci” ve “TED konuşmacısı” olurdu. Motivasyonun biri bin para deyip kişisel gelişimci de olurdu belki de. Ama doğruluktan asla ayrılmazdı. Don Quijote aslında kimdi diye sorduğumuzda herkesin içinde gizlediği kahramanı olduğunu biliyoruz sevgili okur. Don Quijote sensin, benim ve biziz. Özgürlüğün ve adaletin savunucusu Don Quijote ve babası Cervantes’i unutmayalım, bilginin ışığı bizimle olsun!

*Anakronik: Bir durumun ait olduğu zamansal boyutu görmezden gelmek.
Yukarı Kaydır