Kurgusal Gezegenin Dünya Üzerindeki Anlatıcısı: Heykeltraş Eda Taşlı ile Keyifli Bir Sohbet
Heykeltraş Eda Taşlı
RÖPORTAJ

Kurgusal Gezegenin Dünya Üzerindeki Anlatıcısı: Heykeltraş Eda Taşlı ile Keyifli Bir Sohbet

Sıklıkla seyahat eden biriyseniz İstanbul Havalimanı'nda bulunan renkli pilot heykellere mutlaka rastlamışsınız, hatta belki önlerinde fotoğraf çekinmişsinizdir. Zira bu rengarenk dev çocukların sizi kendilerine doğru çekmesi ve sizde hayranlık uyandırması bana göre kesinlikle yüksek bir ihtimal. Bu eserler hayalgücünden çıkan masalsı kahramanları, kendi düşün dünyasında kurgulayarak somutlaştıran kinetik heykeltraş Eda Taşlı'ya ait. Yapıtların her görende farklı his uyandırması ve herkese başka başka karakterleri çağrıştırması muhtemel ancak çeşitli renklere ve biçimlere sahip bu şaşkın heykellerin bulunduğumuz gezegene ait olmadığı çok açık. Sevgili Eda Taşlı ile Kadıköy'de bulunan atölyesinde bir araya geldim ve hem sanatçı kişiliği hem eserleri ile ilgili merak ettiklerimi kendisine sordum.

Editör :Selin Borazan
Yayın Tarihi :11 Ara 2021
Süre :3.5 Bardak

Önce sizi kısaca tanıyalım. Kimdir Eda Taşlı?
1978'de İstanbul'da doğdum. İlk olarak Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Fotoğrafçılık Bölümünü bitirdim. Sonrasında muhabir olarak çalışmaya başladım. Ama o dönemde de sürekli olarak resimler çizerdim ve açıkçası yaptığım meslekten çok mutlu değildim. Bu yüzden tekrardan hazırlandım, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümünü kazandım ve ahşap atölyesinden mezun oldum. 2012'de kendi atölyemi ve 2015'te de ilk sergimi açtım.

Peki bu alana ilginiz nasıl başladı? Sizi yönlendiren biri oldu mu veya siz bir yerden görüp ya da duyup mu heykel sanatına merak sardınız?
Aslında çocukluğumdan beri resme ilgim vardı. Ama bu fikrin asıl ateşlenmesi lisede bir arkadaşım vasıtasıyla oldu diyebilirim. Birgün bana çok güzel resimler çizdiğimi söyledi ve neden güzel sanatlara gitmeyi düşünmediğimi sordu. Sonra bu düşünce bana da çok mantıklı geldi ve çalışmalarımı daha çok bu alana yönlendirdim. Aslında daha bu dönemlerde heykel bölümünü kazanmayı istiyordum ama olmadı. Fotoğrafçılık bölümünden Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi'ne girdim. Mezun olduktan sonra bir süre fotoğrafçılık yaptım ama açıkçası mutlu değildim. Bir akşam ağabeyimle birlikte muhabbet ederken bana ne yapmak istediğimi sordu. Ben de resim ve heykel üzerine çalışmak istediğimi söyleyince gerçekten çok güzel bir destek gördüm. Hatta bu konuşmanın hemen ertesi günü işten ayrıldım ve yeniden fakülteye girebilmek için çalışmalara başladım. O akşam nasıl mutlu şekilde uyuduğumu anlatamam. Hemen sıkı bir çalışma temposuna girdim, sabah akşam resim çiziyordum ve istediğim şey de buydu. Büyük bir istekle ve azimle çalıştım ve o yıl heykel bölümünü kazandım.

Sanatınızı icra etmenizdeki temel amaç nedir?
Aslında keyif alma odaklı çalışıyorum. Heykel benim gerçekten çok sevdiğim bir alan. Bu yüzden üretirken inanılmaz mutlu oluyorum. Ben her zaman neyi tasarlamak istiyorsam onun üzerine gittim. Hiçbir zaman popüler olanı kovalamak veya daha fazla kazanmakla ilgili bir düşüncem olmadı. Dünyaya bir kez geldim ve kendimi aktarabildiğim ve bunu yaparken rahat hissettiğim bir alanla meşgul olmak istiyorum. Hayat zaten çok sıkıcı ben eğer bu kadar mutlu olduğum bir alanın içerisinde olmasaydım yaşamım renksiz olurdu ve çok mutsuz bir insana dönüşebilirdim.

Yaptığınız çalışmalara genel olarak baktığımızda dev ahşap oyuncakları andırıyorlar. Sanıyorum ki bu figürleri ortaya koyarken genelde hayal gücünüzü masalsı karakterlerle harmanlıyorsunuz. Bu fikir nereden geliyor? Çalışmalarınızı sizden dinlemek isterim.
Ben tiyatral takılmayı seven biriyim ve genelde karakter çalışmaktan hoşlanıyorum. Mesela Dostoyevski'nin, Gogol'un kitaplarını okumayı çok seviyorum ve buradaki karakter anlatıları benim çok hoşuma gidiyor. Kitapta okuduğum kişileri kendi kafamda yeniden kurguluyorum, onlardan ilham alıyorum ve sanki bir heykelden çok karakter inşa ediyormuşum gibi hissediyorum. Ayrıca üzerinde çalıştığım heykelin nasıl hissettiğini de çoğu zaman vücut diline ve mimiklerine yansıtmaya çalışıyorum. Mesela heykellerimin yüz ifadesine dikkat ederseniz onların genelde şaşkın olduğunu görürsünüz. Çünkü tamamen başka bir gezegenin karakterleri ve dünyaya geldiklerinde burayı ilginç buluyorlar, o yüzden o şekilde bakıyorlar diyebilirim. Bu yüzden üretirken, daha çok sanki bir hikayeye, kitaba ya da tiyatroya karakter tasarlıyormuşum gibi geliyor. 

Ayrıca çizgi film izlemeyi de çok severim. Normal konuştuğumuz bir muhabbet bile bana izlediğim bir çizgi film sahnesi vs. hatırlatabiliyor. Bu yanımı eğlenceli hatta bazen şapşal bile bulduğum oluyor. Ama bunu kesinlikle olumsuz anlamda söylemiyorum. Şapşal olmasam bence çok sıkıcı olurdum bu yüzden kendimle de barışığımdır. 

Ortaya koyduğunuz bir eser son şeklini alana dek ne kadar süre geçiyor? Fikir aşaması, bunu çizime aktarmanız ve oluşturmaya başlamanız vs. tüm bunları hesaba kattığımızda sizin için süreç nasıl ilerliyor?
Aslında çalışmaya göre ve benim ona ayırdığım süreye göre değişiyor. Mesela havaalanında bulunan heykellerin boyutu yaklaşık 3 metre ve onları yapmak bir yılımı aldı. Bazen durup dururken kafamda bir fikrin yankılandığı oluyor ya da gördüğüm bir şey dikkatimi çekiyor ve ondan esinlendiğim zaman hemen bir heykel oluşturma fikri aklıma geliyor ve çizmeye başlıyorum. Bazen de bir şeye taktığım oluyor ve gece gündüz onun üzerinde çalışıyorum. Durum böyle olunca da tabi daha kısa sürede bitiriyorum. Dediğim gibi boyuta ve çalışma hızına bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. 

Sizce bu alan Türkiye'de hak ettiği değeri görüyor mu?
Kamusal alanda düşünürsek, hayır. Ama sanat camiasının biraz içinde olan insanlar, fuarlara katılanlar, koleksiyonerler vs. heykelle son zamanlarda daha çok ilgileniyorlar diyebilirim. Ancak tabii ki keşke halkın geneli ilgilense ve daha fazla kişiye ulaşabilse çok daha güzel olur. 

Sizce bu alan Türkiye'de hak ettiği değeri görüyor mu?
Kamusal alanda düşünürsek, hayır ama sanat camiasının biraz içinde olan insanlar, fuarlara katılanlar, koleksiyonerler vs. heykelle son zamanlarda daha çok ilgileniyorlar diyebilirim. Ancak tabii ki keşke halkın geneli ilgilense ve daha fazla kişiye ulaşabilse çok daha güzel olur. 

Türkiye'de ve dünya genelinde bu alanda kimleri beğeniyor ve takip ediyorsunuz?
Özellikle Japonya ve Güney Kore'de bu alanda çok güzel çalışmalar yapan yeni nesil heykeltraşlar var. Mesela Hayao Miyazaki çok sevdiğim sanatçılardan biridir. Onun dışında Erdil Yaşaraoğlu'nun çalışmalarını beğeniyorum ve kafa yapısı olarak da onu kendime yakın buluyorum diyebilirim. 

Eserlerinizde hangi tekniği benimsiyor ve genelde ne tür malzemeler kullanıyorsunuz?
Genelde ahşapla çalışıyorum ve çoğunlukla ıhlamur veya kayın ağacını tercih ediyorum. Ihlamur açık renkte ve daha yumuşak yapıda bir ağaç ve o yüzden onu işlemek biraz daha rahat oluyor diyebilirim. Ayrıca rengi açık olduğu için istediğim ten rengini verebiliyorum ve her türlü boyayı çok güzel alıyor. Kayın da daha koyu renkte ve sert bir ağaç.

Sizce heykel sanatı yetenekle mi alakalı yoksa çok çalışmayla elde edilen bir şey mi?
Sadece heykel değil bence herhangi bir alanda istediğin şeyi elde edebilmen ne kadar çok arzuladığınla doğrudan alakalı. İçten gelen bir istek varsa bunu çalışmayla pekiştirdiğin zaman zaten yapabilmen kaçınılmaz oluyor. Ben ilk dönemlerde çok basit objeleri bile çizime aktaramadığımı hatırlıyorum. Ama gerçekten çok istedim ve üzerine çok düştüm. Bu odaklanmak ve çok çalışmakla ilgili. 

İstanbul Havalimanı'nda Bulunan Heykeller
Eserlerinizi isimlendirirken neyi göz önünde bulunduruyorsunuz?
Aslında fikrin temeline bakıyorum. Fikir de her seferinde üzerinde uzun uzun düşünüp de bir karara varmamla gelişmiyor. Ben eserlerimi oluştururken daha çok kendi içime bakıyorum. Dolayısıyla bu durum aslında benim için günlük tutmak gibi bir şey diyebilirim. Nasıl hissediyorum, kafamı ne kurcalıyor veya hayattan neyi istiyorum, daha çok bu gibi düşünceler beni yapıtlarıma götürüyor. 

Yaptığınız çalışmalar şu anda nerelerde bulunuyor? 
Genellikle özel koleksiyonlarda yer alıyor. Herkesin görebileceği yerlerde olanları düşünürsek de İstanbul Havalimanı'ndaki dev heykelleri söyleyebilirim. Bunun dışında Beylikdüzü Yaşam Vadisi'nin içinde de bir taş heykelim bulunuyor. 

Şu anda kafanızda bir sergi planı var mı? Ya da yakın bir dönemde eserlerinizi herhangi bir yerde sergilenirken görebilecek miyiz?
Şu anda bir sergi düşüncesi yok. Ama elbette üretmeye devam ediyorum ve şu sıralar daha çok fuar bazlı çalışıyorum. Yaptığım eserleri Artopol Sanat Galerisi'ne veriyorum ve dolayısıyla yeni çalışmalarımı orada görebilirsiniz.

Son olarak, gerçekleştirmek istediğiniz en büyük hedefiniz nedir?
Ben gerçekten çok hedeflediğim bir şeyi şu anda yaşıyorum. Heykel benim çok tutkuyla yaptığım bir iş, bu yüzden de her zaman hedeflediğim ve hayalini kurduğum şeyin tam içerisindeyim diyebilirim.
Yukarı Kaydır