Kayıp Sınırlar: İç İçe Geçmiş İlişkiler
Pexels
İLİŞKİLER / CİNSELLİK

Kayıp Sınırlar: İç İçe Geçmiş İlişkiler

Çok sevdiğiniz biri üzüldüğünde siz de en az onun kadar üzülüyor musunuz? Bir arkadaşınızın yardıma ihtiyacı olduğunda hemen elinizden gelen her şeyi yapmak mı istiyorsunuz? Anneniz arayıp, “Canım çok sıkkın.” dediğinde bunu düzeltmekten sorumlu hatta zaman zaman bundan dolayı suçlu mu hissediyorsunuz? Ya da sık sık kendi duygu ve deneyimlerinizden en sevdiklerinizi mi sorumlu tutuyorsunuz? O zaman siz de ilişkilerin iç içe geçtiği bir ailede büyümüş ve “ben” ile “sen” arasındaki şeffaf sınırdan mahrum bırakılmış olabilirsiniz. Kendimizle olan ilişkimizden diğer tüm ilişkilerimize kadar yaşamımızın her alanını etkileyen bu zorlu fakat bir o kadar da yaygın deneyimi gelin birlikte tanımlayalım.

Editör :Miray Gülsoy
Yayın Tarihi :15 Kas 2021
Süre :2.5 Bardak
Nedir?

İç içe geçme (enmeshment) aile üyeleri arasındaki bağların, adından da anlaşılacağı üzere, iç içe geçmesi; birbirine karışması anlamına gelir. Amerikan Psikoloji Derneği şöyle tanımlar: “İki ya da birden fazla insanın, genellikle aile üyelerinin, birbirlerinin yaptıklarına ve ilişkilerine aşırı derecede dahil olmasıdır. Böylelikle sağlıklı etkileşimin sınırlandırılması veya engellenmesine, bireysel özerklik ve kimlikten ödün verilmesine sebep olur.” İç içe geçmiş aile ilişkilerinde sınırlar belirsizdir. Evin içerisinde “ben” ve “sen” yerine “biz” hakimdir. 

Pexels
Aile Dinamikleri

İç içe geçme kavramını 1970’li yıllarda aile terapisti Salvador Minuchin kullanmaya başlamıştır. Yapısal aile terapisini geliştiren Minuchin, aile üyelerini büyük bir sistemin parçaları olarak görür ve bu parçaların birbiriyle nasıl etkileşime geçtiğini inceler. Minuchin’e göre aile içerisinde üç temel grup vardır: eşler (karı ve koca), ebeveynler (anne, baba, bakım verenler) ve çocuklar (kardeşler). Doğası gereği her grubun kendi içerisindeki rolleri, sorumlulukları ve yapabilecekleri farklıdır. 

Pexels
Bu rollerin birbirine karışmaması için ise her grup görünmez sınırlarla birbirinden ayrılır. Örneğin, ailedeki yetişkinlerin eş veya ebeveyn rolleri, çocukların üstlenemeyeceği türde rollerdir. Yetişkinler bu rollerin sorumluluğunu üstlendiği sürece, kendileri ve çocuklar için görünmez sınır kendiliğinden çizilmiş olur. Bu sınır sayesinde ailedeki yetişkinler kendilerinin ve çocukların ihtiyaçlarını karşılar, çocuklar ise ebeveynlerinin ihtiyaçlarını karşılamak gibi bir sorumlulukları olmadığını bilir. Sınırların belli olduğu sağlıklı bir ailede; eşler romantik, cinsel, duygusal, arkadaşça ihtiyaçlarını birbirleriyle karşılar; ebeveynlik sorumluluklarını paylaşır, önemli kararları ortaklaşa alır, evin yetişkin problemleriyle birlikte başa çıkarlar. Böylelikle çocuklar için ise geriye yalnızca çocuk olmak kalır. 

İç İçe Geçmiş Aileler

İç içe geçme, bu gruplar arasındaki sınırların olmaması veya ortadan kalkmasıyla başlar. Örneğin, çocuk ebeveyn rolünü üstlenmek durumunda kalabilir veya bakım verenlerinin duygusal ihtiyaçlarını karşılamak zorunda bırakılabilir.

Pexels
Bakım verenlerden en az bir tanesi eğer; kendi sorumluluğunu alamayan, kendi duygularını regüle edemeyen, ekonomik olarak bağımlı, yalnız, duygusal veya fiziksel olarak bakıma muhtaç vb. ise tüm bu ihtiyaçlarını karşılama görevini farkına dahi varmadan çocuğuna verebilir. Böylelikle çocuk kendi yaşının çok ötesinde bir yetişkinin maddi veya manevi sorumluluklarını üstlenmek durumunda kalabilir. Annesi hasta olduğu için 12 yaşında çalışmaya başlayan bir çocuk da, babası yalnız olduğu için tıpkı bir eş veya yakın arkadaş gibi sürekli onunla vakit geçiren çocuk da benzer bir durumun mağdurudur. Özellikle bu durum ebeveynleştirme (parentification) olarak da adlandırılır. 
Bunlarla birlikte bazı iç içe geçme belirtileri şöyledir:

Ebeveynler çocuklarından; kendileri gibi düşünmelerini, aynı değerleri taşımalarını, onların isteklerine göre davranmalarını bekleyebilir.

Çocukla kişisel sırlarını paylaşabilir.

Ebeveynleri tarafından çocuğa yaşının ötesinde özgürlük ve haklar tanınabilir veya çocuk aşırı sınırlandırılabilir. 

Ebeveynlerden biri duygularını regüle etmek için çocuğu temel onay kaynağı olarak görebilir. (Bir problemle ilgili çocukla dertleşmekten, üzgün olunca çocuğa sarılarak sakinleşmeye kadar çeşitlilik gösterebilir.) 

Çocuğun hayatına en ince ayrıntısına kadar aşırı dahil olabilir.

Bir insanın; kendine, arkadaşına veya sevgilisine ait rolleri çocuğa yüklemesi olarak özetlenebilir. 

Pexels
Yetişkinlikteki Yansımaları 

İlişkilerin iç içe geçtiği ailelerde, ebeveyn çocuğu ayrı bir birey yerine kendinin bir uzantısı gibi gördüğü için çocuk kendi benliğini geliştirmekte güçlük çeker. Yetişkinlikte de özellikle kendileriyle ve başkalarıyla kurdukları ilişkilerde zorlanırlar. 

İç içe geçmenin yetişkinlikteki yansımalarından bazıları şöyledir:

Çocukken herkes ebeveynin sevgi ve onayına muhtaçtır. Bu sevgi, iç içe geçen ailelerde sağlıksız koşullarla verilir. Çocukken bunu deneyimleyen bir kişi de büyüdüğünde, onay aldığı bu sağlıksız davranış ve inançları doğrultusunda ilişkiler kurabilir. (Örneğin, “Yalnız yardım edersem sevilirim.” inancıyla, çocukluğundaki deneyimi yaşatan, problemli partnerler seçebilir.) 

Pexels
İç içe geçtiği ebeveyninden kopamayabilir. (Örneğin, 50 yaşında olmasına rağmen hala annesiyle yaşayabilir.)
Ebeveynlerinin hayalleri ve istekleri doğrultusunda yaşayabilir.

Kendisi için bir şey yaparken, sevgilisi olduğunda veya arkadaşlarıyla vakit geçirirken (ebeveynine karşı) suçluluk duyabilir. 
Kendi fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının farkında olmayabilir veya karşılamayabilir. Bunları karşılaması için tıpkı ebeveyni gibi başkalarına ihtiyaç duyabilir.

Kendi ve bir başkası arasındaki duygusal ve fiziksel sınırları ayırt edemeyebilir.

Sık sık yetersiz ve çaresiz hissedebilir. Olayları aşırı kişiselleştirebilir, kolay alınabilir. Başkalarının sorumluluklarını aşırı üstlenebilir veya başkalarına kendinden ödün verecek derecede yardım edebilir. 

Pexels
Çözümler

Eğer ilişkilerin iç içe geçtiği bir ailede yetiştiyseniz, bugün yapılabilecek en önemli şey bu durumun farkında varmaktır. Bununla birlikte daha fazla araştırmak ve okumak yaşadığınız deneyimi anlamlandırmanızı kolaylaştırabilir. Bu konu özelinde uzmanlaşmış bir aile veya yetişkin terapistiyle görüşmek de bu yaşantınızı yeniden anlamlandırmanız için oldukça faydalı olacaktır. Bu süreçte kendi benliğiniz üzerine yoğunlaşmak, duygusal özerkliğinizi yeniden kazanmanıza yardımcı olacaktır. Bunun için kendine yeniden ebeveynlik ve kişisel sınır belirleme çalışmaları da oldukça yol gösterici olabilir. Yaşamda her deneyimde olduğu gibi, kendi elinizden tuttuğunuz müddetçe, bu deneyimi de yeniden ve yeniden şekillendirmek mümkün. 
Kaynaklar 

Patricia Dr. Love & Jo Robinson, The Emotional Incest Syndrome: What to do When a Parent's Love Rules Your Life

Yukarı Kaydır