Kadrajda: Star Wars 1-2-3-4-5-6 Film İncelemesi
KÜLTÜR/SANAT

Kadrajda: Star Wars 1-2-3-4-5-6 Film İncelemesi

“Uzun zaman önce çok, çok uzak bir galakside” izleyicisi ile buluştuğu andan itibaren akıllardan hiç çıkmayan ve hangi dönemde olursa olsun, izlenmelere doyulmayan bir film serisi çekilmiş. Bahsi geçen film öyle büyük bir başyapıtmış ki şu anda bile okurların kulağında film müzikleri çınlamaya başlamış. Bugün, sizlerle çok uzak bir galaksiye doğru yolculuk yapıyoruz, sevgili okurlar. Gelmiş geçmiş en iyi uzay operalarından olan film serisi “Star Wars” evrenine misafir oluyor ve seriyi izlemeyenlere izletmek, izleyenler için ise yıllık Star Wars izleme döneminin geldiğini hatırlatmak için kollarımı sıvıyor ve bu muazzam galaktik evrene sizleri sürüklüyorum. İşte karşınızda çok uzak bir galaksideki yıldız savaşları…

Editör :Yağmur Ergu
Yayın Tarihi :03 Oca 2022
Süre :7 Bardak
Serinin sıralamasının bir hayli karmaşık olduğu aşikar. Film hayranlarından serinin hangi sırayla izlenmesi gerektiğine dair farklı farklı öneriler gelmiş olsa da bendeniz, hikayenin kronolojik akışına göre izlemeyi ve dolayısıyla bu şekilde ele almayı tercih etmekteyim. Bundan dolayı, serinin 1-2-3-4-5-6. filmini bir güzel ters yüz edip sıralamayı 4-5-6-1-2-3 olarak yeni baştan düzenliyor ve sizlere bu şekilde aktarıyorum. Fakat tüm film anlatımından önce Star Wars’a dair birkaç önemli noktadan bahsetmeden geçemeyeceğim.
 

Dünya tarihi sinemasında oldukça önemli bir yere sahip olan Amerikalı yönetmen ve yapımcı George Lucas’ın efsanevi hayal gücünün bir ürünü olan Star Wars serisi, biz izleyicilerin hayatına ilk olarak 1977 yılında, serinin 4. bölümü olarak bildiğimiz “Star Wars: Episode IV – A New Hope” filmi ile girdi. A New Hope filmi, izleyici ile buluştuğu günden itibaren, kayda alındığı yıla ve döneme oranla hem senaryo hem de teknik açıdan ne denli ileri düzey bir film olduğunu kanıtlamayı başardı. 1977 yılı için, yaratılan bu yepyeni evren; neredeyse imkansız bir hayal gücü, elde avuçta olmayan teknolojik bir sistem ve akıl almaz bir olay örgüsü ile izleyicileri büyülemeyi başarmıştı. George Lucas’ın yapım şirketi olan LucasFilm’in yapımcılığını üstlendiği Star Wars, dönemin sinema sektörü için hem yepyeni bir soluk hem de ilk filmin ismi gibi yepyeni bir umut olmuştu. Filmin yakaladığı başarı, serinin diğer filmlerinin de devamlılığını sağladı ve dünya üzerinde bambaşka bir kültür oluşmuş oldu. 

Yeni kültürün adı Star Wars’tu ve Star Wars’la tanışan hemen hemen her birey, bu yeni kültüre karşı hayranlığını gizleyemiyordu. Bazı kesimler ise filmin seyir zorluğundan ve çoklu karakter sistemi nedeni ile ortaya çıkan anlam karmaşasından mustaripti. Bundan dolayı, bir bakıma Star Wars serisinin genel izleyici kitlesine hitap etmediğini söylemek mümkün, sevgili okurlar. Tabii ki bir filmi herkes sevecek diye bir kaide söz konusu değildi ve bu yüzden, filmin karmaşık yapısı karşısında pozisyon alan Anti-Star Wars’cuların varlığını hissetmek, çok da zor olmadı doğrusu. Filmin ne kadar anticileri olmuş olsa da Star Wars serisi, durdurulamaz yükselişinden hiçbir şey kaybetmedi ve ilk üç filmin ardından 1999 yılında, izleyici ile önceden buluşturulan üç filmlik hikayenin arka planına dair yepyeni filmler için kamera karşısına geçildi. Yepyeni bir hikaye ve Star Wars evrenine dair çok daha şeffaf bir anlatım, izleyicileri son derece heyecanlandırmıştı bile. Ve bu sefer çok daha farklı bir nesil, Star Wars evrenini şaha kaldırmak için hazırlanıyordu.

Y kuşağını can evinden vuran Star Wars, kayda aldığı yeni üç filmle bu akıl almaz hikayeye ve devasa evrene dair çok daha detaylı bilgiler, duygular ve anlatım sunarak, biz izleyicileri seriye daha sıkı bağlamayı başarmış oldu. Artık karakterleri daha iyi tanıyan izleyiciler, hikayeyi de daha doğru anlamlandırabiliyor ve bundan dolayı evrende var olan her karakterle daha iyi özdeşleşim kurabiliyordu. Sinemanın birçok türünü içinde barındıran seri, biz izleyicilere uzay operası, bilim – kurgu, fantastik, aksiyon, macera ve fantezi türü hazlarını sağlıyor ve bir taşla neredeyse 5 kuş vuruyordu. Tabii ki bizlerin elinden de böyle bir başarının karşısında hayranlık duymaktan başka bir şey gelmiyordu. Şimdi ise izninizle, biraz film evreni ve karakterlerinden bahsetmek istiyorum. İşte bizleri kendine hayran eden Star Wars hikayesi ve karakterleri…
 

Anakin Skywalker
Jedilarla Sithlerin amansız mücadelesine hoş geldiniz, sevgili okurlar. Ben diyeyim Sithler, siz anlayın Dark Side olarak ekliyor ve hikayenin kökeninden başlıyorum. Galaksideki en güçlü ve yüce savaşçılar olarak bilinen Jedi Şövalyeleri, serinin ana kahramanları olarak karşımıza çıkıyor. Bunun tam karşısında ise kötülüğü kendine güç edinirken en hassas duyguların zayıflığından beslenen Dark Side, yani Sithler olarak bildiğimiz karanlık şövalyeler yer alıyor. Bir bakıma iyi olanla kötü olanın mücadelesini izlediğimiz seri, bunun yanı sıra politik bir sistem eleştirisi de sunmayı ihmal etmiyor tabii ki. Yalnızca “en güçlü” olabilmek adına koca bir galaksiye, vicdansız bir tutsaklığı layık gören İmparatorluğa karşı ayaklanan asilerin hikayesini konu alan film, iki Jedi şövalyesinin, bir görev için çıktıkları yolculukta “Anakin Skywalker” adındaki küçük köle çocuğa rastlamaları sonucunda gelişmeye başlıyor. Bu küçük çocuğun içindeki gücü hisseden Usta Jedi Qui-Gon Jinn, çocuğu, kölesi olduğu sahibinden kurtarıp yepyeni bir Jedi şövalyesi yetiştirmek için himayesi altına alıyor ve hikaye tam anlamıyla başlamış oluyor. İki Jedi şövalyesine eşlik eden Naboo gezegeninin genç ve cesur kraliçesi Padme Amadila ise başına neler geleceğinden habersiz bir şekilde küçük Anakin’le son derece iyi anlaşarak hikayeye dahil oluyor. Çocuğu eğitmek için Jedi konseyine giden Qui-Gon Jinn, konseyin ileri gelen Jedi şövalyeleri tarafından beklenmedik bir tavırla karşılaşsa da içgüdülerine güvenip Anakin’i eğitmeye karar veriyor. Ardından hiç beklenmedik ve oldukça talihsiz bir şekilde hayata gözlerini yuman Usta Jedi Qui-Gon Jinn’in, Anakin ile ilgili yapmak istedikleri, bu büyük şövalyenin öğrencisi olan Obi-Wan Kenobi’ye kalıyor ve Anakin hem ağabeyi hem de öğretmeni olan Obi-Wan Kenobi ile Jedi eğitimine başlıyor. 

Anakin Skywalker ve Padme Amadila
Birliğin ve iyiliğin gücü himayesinde Obi-Wan Kenobi tarafından eğitilen Anakin, yıllar sonra genç bir Jedi olarak karşımıza çıkıyor. Bir taraftan annesinin özlemi ile yanıp tutuşurken diğer taraftan da hayatı boyunca her gün Kraliçe Padme’nin aşkıyla yaşadığını her fırsatta belirten Anakin Skywalker, nihayet arzusunu gerçekleştirme şansı yakalayıp Ustası Obi-Wan Kenobi ile yeni bir görev için Naboo kraliçesi Padme Amadila’nın yanına gidiyor. Son derece yetenekli ve cesur bir Jedi olduğu kadar oldukça da yakışıklı bir genç olan Anakin Skywalker, çocukluğundan beri aşık olduğu kraliçe Padme’nin gönlünü çalmak konusunda fazla zorluk çekmiyor doğrusu. Bir arzusunu gerçekleştirirken diğer özlem duyduğu şeyi sonuna kadar yitiren genç Anakin, annesini bulmak için çıktığı yolda oldukça trajik bir olay yaşıyor ve yıllardır göremediği annesini son defa, kollarında ölürken görüyor. Hüznüne, kinine ve tabii ki nefret duygusuna yenilen Anakin, intikamını, bir köyü yok ederek almayı tercih ediyor ve biz izleyiciler de Anakin’in içindeki karanlık tarafla, ilk defa o anda karşı karşıya kalıyoruz. Olayı içine atan ve nefret duygusundan günbegün daha çok beslenmeye başlayan Anakin, bu duygunun üstünü kapatmak için çareyi sevdiği kadında buluyor ve kendini tam anlamıyla Padme’ye adıyor. Fakat bir Jedi olmasından dolayı aile kuramayacak olan Anakin’in, aşkını mı yoksa çocukluğundan beri onlardan biri olmak adına zorlu eğitimlerden geçtiği Jedi şövalyeliğini mi seçeceğine karar vermesi gerekiyor. 

Anakin Skywalker ve Obi-Wan Kenobi
Aşkının, korkusunun ve duygularının esiri olacağından bihaber olan genç Anakin Skywalker, gizli gizli Padme ile evlenip çok kısa bir süre sonra yeni eşinin hamile olduğu haberi ile şoka uğruyor. Daha sonrasında onu bu hayatta daha da mutlu edecek bir şey olmadığını fark eden genç Anakin’in hayatında, bu haberle tüm dengeler değişiyor ve aşkı ile ailesi, hayattaki diğer tüm amaçlarının önüne geçiyor. Onlardan daha önemli bir şey olmadığını düşünen genç Skywalker, bir gün bir kabus görüyor ve gördüğü kabusun, aslında gerçekleşecek bir öngörü olduğunu fark ediyor. Bu öngörü ise eşi Padme’nin acılar içinde ölüyor olduğudur. Gördüğü kabusun gerçekleşecek olduğundan içten içe haberdar olan Anakin, benzeri bir kabusu annesini bulmadan önce de gördüğünü ve sonucun ne kadar korkutucu olduğunu hatırlıyor. Annesinde yaşadığı kaybı sevdiği kadında da yaşamamak adına her şeyi yapmaya hazır olan genç Skywalker, şu güne kadar öğrendiği her doğruyu yakıp yıkmaya hazır bir şekilde pozisyon alıyor. 

Darth Vader
Sevdiklerini kaybetmekten korkan Skywalker, yapmak üzere olduğu hamlenin yalnızca sevdiklerini değil, kendini de kaybettirecek bir etkiye sahip olduğundan habersiz bir şekilde şuursuzca hareket etmeye başlıyor ve Jedi birliğine sırt çevirme kararı alıyor. Galaktik Cumhuriyet’in son başkanı ve maalesef ki Galaktik İmparatorluk’un ilk imparatoru olan Palpatine, Anakin Skywalker’ı can evinden vuruyor ve eğer onunla Dark Side’da savaşırsa, eşi Padme’yi kurtaracağını söylüyor. Bunun için tek bir şartı olan Palpatine, namıdiğer Darth Sidious, Anakin’in kendini karanlığa adamasını ve artık Dark Side’ da onun öğrencisi olması gerektiğini söylüyor. Padme’yi kurtarma umuduyla, büyüyüp yetiştiği tüm Jedilara sırtını dönen Anakin, artık Darth Vaderismini alıyor ve karşısına çıkan her Jedi şövalyesini öldürmekle görevlendiriliyor. Küçük büyük demeden gördüğü her Jedi şövalyesini öldüren Dart Vader, artık Dark Side’ın bir numaralı savaşçısı ve Jedi şövalyelerinin de baş düşmanı koltuğuna oturuyor. Yaptığı seçimin, karnı burnunda eşini kurtaracağını düşünen Darth Vader, Obi-Wan Kenobi’nin, Kraliçe Padme’nin aklını çeldiğini düşünüyor ve asla yanlış bir şey yapmadığını savunarak Padme’yi de karşısına alıyor. Bu saatten sonra asla geri dönüşü olmayan Dart Vader, öğrendiği her şeyin mimarı olan Obi-Wan Kenobi ile karşılaşmak zorunda kalıyor. Gardını kuşanan Darth Vader, ne kadar yetenekli olursa olsun korkuları ve nefreti ile hareket ettiği için onu bugünlere getiren ustası Obi-Wan Kenobi’ye yenik düşüyor ve ikili arasındaki ölüm kalım savaşında Vader, tüm uzuvlarını kaybediyor. Bu esnada Padme, bin bir zorlukla doğum yapıyor ve sürpriz bir şekilde ikiz çocuk sahibi oluyor. Biri kız biri erkek olan çocuklarının adını söylemekle yetinen Padme, oracıkta gözlerini sonsuzluğa kapatıyor ve bir aile, kurulmadan parçalanmış oluyor. İkiz kardeşlerin güvenliği için ayrılması gerektiğini söyleyen usta Jedi şövalyeleri, kardeşleri birbirinden oldukça uzak noktalarda yaşayan ailelerin yanına göndermek zorunda kalıyor.
 

Luke Skywalker
Ardından yıllar geçiyor ve biz izleyiciler, Dark Side’ın Galaktik İmparatorluk’unun, Darth Sidious önderliğindegalaksiyi yönettiğine tanık oluyoruz. Jedi şövalyelerinden hiçbir şekilde söz edilmediği bu yıllarda Galaktik halk, örgütlenip imparatorluğa karşı ayaklanmaya başlıyor. Dart Vader’ın da başında olduğu imparatorluğu yenecek tek umudun, yeni bir Jedi şövalyesinin varlığı olduğunu her fırsatta izleyiciye hatırlatan filmde, beklenen şövalyenin ise Anakin Skywalker ile Kraliçe Padme’nin oğlan çocuğu olduğu ortaya çıkıyor. Amcası ve yengesi ile büyüyen Luke Skywalker, gerçekte kim ve ne olduğundan bihaber büyüyor ve genç bir adam olarak izleyici ile buluşuyor. Dart Vader’in elinden kaçan droidları satın aldıktan sonra Prenses Leia adlı bir kişinin varlığından haberi oluyor ve onu kurtarmak adına droidlar ile yola koyuluyor. Yolda, artık çok yaşlı bir Jedi olan Obi-Wan Kenobi ile karşılaşan genç Luke, yolculuğuna onunla birlikte devam ediyor. Obi-Wan Kenobi sayesinde içinde bir güç olduğundan haberdar olan Luke, bir Jedi olabileceğini öğreniyor ve yaşlı Jedi Obi-Wan Kenobi ile eğitimlerine başlıyor. Kendini hem bir galaktik iç savaşın hem de akıl almaz bir Jedi eğitiminin içinde bulan Luke Skywalker, bir diğer adım olan Prenses Leia’yı kurtarma girişimlerini gerçekleştirmek için iyi bir pilot ve iyi bir gemiye ihtiyaç duyuyor. Han Solo ile Obi-Wan Kenobi sayesinde yolları kesişen Luke Skywalker, türlü zorlukları atlatarak Prenses Leia’yı kurtarıyor ve böylelikle asilere katılmış oluyor. 
 

Prenses Leia Organa
Prenses Leia’yı kurtarırken Darth Vader ile de tanışan Luke Skywalker, akıl hocası Obi-Wan Kenobi’yi Darth Vader ile yaptıkları mücadele yüzünden kaybediyor. Bu süreç sonrasında ise Jedi şövalyeliği eğitimini nasıl tamamlayacağına dair bir fikri olmayan genç Skywalker, Yoda ile karşılaşıyor. Belki de serinin en önemli karakterlerinden biri olan Yoda, galaksideki en güçlü ve en yaşlı Jedi şövalyesi olarak karşımıza çıkıyor. Yoda’nın son görevi ise galaksi için var olan son umudu, Dark Side ile, yani Darth Vader ile savaşması için eğitmek. Yoda’nın da tecrübelerinden faydalanan Luke, artık bir Jedi şövalyesi olmak için hazır bir duruma geliyor fakat Darth Vader aracılığıyla kabul etmekte zorlanacağı bir gerçek ile yüzleşmek zorunda kalıyor. İsmi, eskiden Anakin Skywalker olan, fakat yeni adı Darth Vader ile tanınan kişinin öz babası olduğunu öğrenen Luke Skywalker, özbeöz babasını nasıl öldüreceğinin derdine düşmüşken, bu yeni ve şaşırtıcı haberle yüzleşmesinin yanı sıra ailesi ile ilgili yeni bir şey daha öğreniyor. Prenses Leia’nın ikiz kardeşi olduğu gerçeği ile de yüzleşen Luke, bu bilgilerden sonra ne yapacağından bihaber genç bir Jedi olarak hem babası hem de baş düşmanı Dart Vader’a meydan okumak için onun yanına gidiyor fakat ne olursa olsun onu öldürmeyeceğini belirtiyor.

Luke Skywalker, Prenses Leia ve Han Solo
 Bu esnada Darth Sidious ile de karşı karşıya gelen genç Skywalker, bir taraftan Darth Vader ile mücadele ederken, diğer taraftan Darth Sidious’un akıl oyunlarına karşı koymaya çalışıyor. Darth Sidious, Luke Skywalker’ı, babasını kandırdığı gibi kandıramayacağını fark edince işler çığırından çıkıyor ve Luke Skywalker’ı öldürmek için karanlık hamlesini yapıyor. O esnada Darth Vader, hepimizin eskiden tanıdığı Anakin Skywalker olduğunu hatırlıyor ve oğlunu kurtarmak için Darth Sidious’u oracıkta öldürüyor. Genç Jedi Luke Skywalker hem güce kavuşmuş hem de babasını doğru tarafa yeniden yönlendirmiş olmanın verdiği gururla, zorlu mücadeleler sonrası yaralanan babası Anakin Skywalker’ı kendine getirmek için türlü çabalar içine giriyor. Fakat artık ömrünün sonuna gelen Darth Vader, oğlunu çıplak gözleri ile görmek istiyor ve Luke’a, hepimizin gözlerinin önünde olan meşhur maskesini çıkartmasını söylüyor. Nihayet çıplak gözlerle oğlunu gören Darth Vader, hemen ardından son nefesini verip sonsuzluk için gözlerini kapatıyor. Galaktik iç savaşa gelecek olursak da Luke Skywalker, Prenses Leia ve tabii ki Han Solo’nun yardımları sayesinde İmparatorluk yıkılıyor ve asiler savaşı kazanıyor. Bunun yanı sıra Luke Skywalker sayesinde Jedilar da savaşı kazanmış ve Dark Side oldukça güçlü bir mağlubiyet almış oluyor.

Serinin ilk 6 filmi bu çerçeve etrafında oluşmuş olsa da yan olaylar ve yan karakterlere dair detayları atlamanın olmayacağını ekleyip her film için ayrı birer inceleme yazısı sunacağımı da belirtmekten büyük zevk duyuyorum, sevgili okurlar. Biraz sürpriz bozanlı bir yazı olmuş olsa da izlemeyenlerin seyir zevkinden hiçbir şey kaybetmediklerini rahatlıkla söyleyebiliyorum çünkü emin olabilirsiniz ki Star Wars’u anlatmak hiçbir satıra sığmaz efendim. Şimdilik sizleri azat ediyor ve önümüzdeki hafta, serinin 7. 8. ve 9. filmlerini incelediğim yazıda görüşmek dileğiyle uğurluyorum. Bu arada unutmadan, “GÜÇ SİZİNLE OLSUN.”

 

Yukarı Kaydır