Irkçılığın Tohumlarını Eken Zenofobi
Hope McConnell
ZOOM

Irkçılığın Tohumlarını Eken Zenofobi

Günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiş olan, fakat bir şekilde normalleştiği için farkında olmadığımız kavramlardan biri zenofobi; yani yabancı korkusu. Irkçılık ile sık sık karıştırılan ancak bazı yönleriyle ondan ayrışan bu fobi; yalnızca belli başlı ülkelere has olmayan, dünyadaki her coğrafyada ve her kültürde karşımıza çıkan bir gerçek olarak varlığını koruyor. Ayrımcılığın hiçbir zaman son bulmadığı yeryüzünde, tüm çarpıcılığıyla varlığını sürdüren zenofobiye karşı biraz farkındalık kazanmaya ne dersiniz?

Editör :Deniz Görgü
Yayın Tarihi :14 Oca 2022
Süre :2.5 Bardak

Yunanca xenos (yabancı) ve phobos (korku) kelimelerinin birleşiminden oluşan zenofobi, en kısa tabiriyle, kişinin kendinden farklı olana karşı duyduğu nefret ve korku olarak tanımlanabilir. Farklı olanın tehlike ve tehdit arz ettiği düşüncesiyle meydana gelen bu korku, genellikle bir yerli ve yabancı grup arasında beliren çatışmanın dışavurumu olarak karşımıza çıkıyor. Zenofobi etkisi altındaki insanlar; kendi ulusal kimliklerini kaybetme korkusuyla, yabancı olarak tanımladıkları insanların kültürlerine ve yaşam biçimlerine şüpheyle yaklaşabilir, hatta varlıklarını ortadan kaldırmak isteyebilirler.

Eugène Delacroix
Zenofobinin tohumları, aslında eski çağlarda ekilmiştir. Romalıların ve Yunanların kendi sınırları dışında yaşayan halkları kültürsüz ve ilkel olarak görüp, kendi halklarının ve kültürlerinin diğerlerinden daha üstün olduğuna inanmaları, Batı kültüründeki yabancı düşmanlığının en erken örneği olarak görülür. Kendilerinden farklı olan halklara ‘’barbar’’ damgası vuran Romalılar ve Yunanlar, bu milletlerin kendi imparatorluklarına zarar vermemeleri için, topraklarını fethedip halklarını köleleştirerek bu tehditten uzak durmak istemişlerdir.

LA Johnson
Yabancı korkusuna sahip olan insanlar, genellikle kendi sosyal ve kültürel grupları içerisinde bulunan insanları daha üstün görme eğilimindeler. Bu yüzden, başka ülkelerden gelen, başka bir dile veya dine mensup, kendilerinden farklı dış görünüşe sahip insanları reddedip, onlardan uzak durmaya çalışabilirler. Farklı kültürlere ait gelenekler, lisanlar, yerel kıyafetler, yerel yemekler hakkında olumsuz ithamlarda bulunmak, başka dildeki müzikleri dinlemeyi ve filmleri izlemeyi reddetmek veya başka ülkelerde üretilen ürünlerin kullanmayı reddetmek gibi dışlayıcı hareketler, zenofobinin en bariz örneklerindendir. Aslında biraz düşünürseniz, çevrenizde bu gibi hareketleri bilerek veya istemsiz yapan birçok insan fark edebilirsiniz; hatta bu kişi siz bile olabilirsiniz. Zenofobi belirtisi gösteren inanışlar ve davranışlar, biz farkında olmasak da günlük hayatımızın oldukça içerisindeler.

André Carrilho
Zenofobinin iki türüyle yaygın bir şekilde karşılaşabiliyoruz. Bunlardan biri, bir topluluğun içinde yaşayan, ancak o topluluğun bir parçası olarak kabul edilmeyen gruplara karşı duyulan korku şeklinde kendini gösteriyor. Burada korku duyulan grup genellikle göçmenler ve azınlıklar olur; fakat bu grup topluluğa yeni katılmış olmak zorunda değildir. Bazen yüzyıllardır bir arada olunan bir grup bile zenofobi ile karşılaşabilir.

İkinci tür zenofobide korkulan şey, yabancı olarak görülen kültürel farklılıklardır. Dış etkilere maruz kalan kültür karşısında etnik kimliği yitirme endişesiyle ortaya çıkan bu korku; başka dillerden gelen sözcükler, başka kültürlere ait gelenekler, yaşam tarzları gibi farklılıklara karşı düşmanca bir tutum sergilenmesine yol açar.

Zenofobi, ırkçılıkla doğal olarak bağlantılı olsa da, yine de aynı şey değildir. Çünkü ırkçılık, ‘’öteki’’ korkusundan çok daha fazlasıdır. Zenofobi, yabancılara karşı duyulan korku ve nefret iken; ırkçılık ise "biyolojik farklılıkların doğal sebeplerle belirli ırkları diğerlerinden üstün kıldığı ve bu sebeple diğerlerine hükmetmeye hakkı olduğu inancını" barındıran daha geniş bir anlam kümesine sahiptir.
 

Brian Stauffer
Yalnızca birkaç yıl önce tüm dünyanın gündemine oturan ‘’Brexit’’ ile Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılması, çoğunlukla zenofobi kaynaklı olarak görülüyor. Brexit kampanyalarının en etki yaratan söylemi, göçmenlerin sürüler halinde ülke sınırlarına doğru ilerlediği ve bu durumun ülke vatandaşları için büyük bir tehdit oluşturduğu yönündeydi. Nitekim, zenofobi bu konuda galip gelmiş oldu. Benzer şekilde, 2016 ABD başkanlık seçimlerinde oylamada galip gelen Donald Trump, tehlikeli göçmen gruplarının sınırlara doğru ilerlediğini söyleyerek adeta bir zenofobi dalgası yaratmıştır. Sınırlara duvar inşa etme düşüncesine kadar ilerletilen yabancı korkusu, bu örnekte de olduğu gibi, çoğu zaman siyasi çıkarlar sonucu insanlara dayatılan bir durum haline gelmiştir. 

Pinterest
Aslında, zenofobinin en yakın ve şiddetli örneklerine, Covid-19 pandemisinin başlarında tanık olduk. Virüsün ilk olarak Çin’in Wuhan şehrinde tespit edilerek dünyaya yayılmış olması, Çinli insanlara karşı önyargılı bir korkuya neden oldu. Farklı ülkelerde yaşayan Çinlilerin ülkelerden sınır dışı edilmesi talebine, hatta Çinlilere karşı şiddet uygulanmasına kadar varan zenofobi atmosferi, zamanla yerini Asyalı gruplara karşı oluşan bir ırkçılığa bırakmıştır. Trump ise, Covid-19 hakkında ‘’Çin virüsü’’ ve ‘’Kung Flu’’ gibi söylemleriyle ırkçılık ve zenofobiden beslenmeye devam etmiştir.

 Zenofobinin kötü ve eşit olmayan ekonomik koşullarda ortaya çıkması olağan bir durum. Böyle durumlarda yerli grupların hissettiği ekonomik kaygılar, sırada bekleyen yabancılara ve göçmenlere yönelebiliyor. Hali hazırda imkansızlıklar içinde yaşayan halk, ülkenin yabancıları da barındıracak gücünün bulunmadığı ve iş imkanlarının ‘’kendilerinden daha az hak eden’’ gruplar tarafında gasp edileceği endişesiyle, yabancı gruplara karşı nefret besleyebiliyor. Ne yazık ki, herkes için eşit şartlarda bir toplum düzeni oluşturulmadığı sürece, bu gibi durumlar yaşanmaya devam edecek gibi görünüyor.

Yukarı Kaydır