Hiç Bitmeyen Sanat Tutkusuyla Sera Sade
RÖPORTAJ

Hiç Bitmeyen Sanat Tutkusuyla Sera Sade

35 yıldır Ankara’nın sanat yaşamına yön veren Siyah Beyaz Galeri’nin ikinci nesil yöneticisi, Sera Sade. Kendisi Eylül ayı editorial çekimimiz için bizlere Siyah Beyaz’ın kapılarını açmıştı. Bizim için ise onu tanımak en az çekimimiz kadar keyifli ve heyecan verici oldu. Hayatını İstanbul ve Ankara arasında mekik dokuyarak idame ettiren bu başarılı isimden Siyah Beyaz'ı, çocukluğunu ve modayla olan birlikteliğini dinledik.

Editör :Miray Akın
Yayın Tarihi :14 Oca 2020
Süre :2 Bardak

Öncelikle BOBO okuyucularına kendinden ve sanat geçmişinden bahseder misin?

Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım bölümünü bitirdikten sonra Londra’da Camberwell College of Arts’da kitap sanatı üzerine yüksek lisans yaptım. Ailemle birlikte galeriye devam etme kararını aldıktan sonra ise Central Saint Martins’de 20.yy Sanat Tarihi ve Küratörlük yüksek lisansımı bitirip Ankara’ya geri döndüm. 2010 yılından beri Siyah Beyaz’ın direktörlüğünü yapıyorum. Üç yıldır İstanbul’da da bir ofisimiz var. Hayatım aslında iki şehir arasında mekik dokuyarak geçiyor. İki şehrin birbirine zıtlığı iyi geliyor. Birinde şehir size her konuda yardım ediyor diğerinde ise size karşı çıkıyor; ama bu düzeni seviyorum.  Galericilik öyle bir meslek ki çalışma saatleri yok aslında. 


Galeri yönetmenin zorluklarının dışında Faruk Sade’den miras kalan Siyah Beyaz’ın ikinci nesil yöneticisi olmak da büyük bir sorumluluk. Nasıl üstesinden geliyorsun işlerin?

Babam, yüksek lisans için gittiği Paris’te bir apartmanda yaşamaya başlıyor ve apartmanda üst komşusu Mübin Orhon, yanında Mehmet Nazım, alt katında Münevver Andaç ve Sinan Bıçakçıoğlu oturuyor. Münevver Hanım biraz aklına sokuyor aslında ve Ankara’ya dönüp Kavaklıdere’de bulunan aile apartmanında darbe sonrası bir başkentte çağdaş sanat galerisi açmaya karar veriyor; galeriye sponsor olması için de yanına bir bar. Bu yıl 35. yılımızı kutladık, hala bar galerinin en büyük destekçisi diyebilirim. Fulya da Faruk da beni her zaman çok özgür bıraktılar ve kendi hatalarımı yapmama izin verdiler. Şimdi Siyah Beyaz’da iki jenerasyon buluşmuş durumda. Siyah Beyaz ailesine yeni isimler katılıyor ve aile genişliyor. Babamı kaybettikten sonra annemle çalışmaya devam ediyoruz. Aramıza Sara Adıbelli de katıldı. Sara barın programını yapıyor aynı zamanda galerinin koordinatörlüğünü üstleniyor. Siyah Beyaz’a geldiğinizde size kapıyı açan Bakır 33 yıldır, Hüso ise 30 yıldır Siyah Beyaz’da. Galerinin ilk gününden beri çalıştığımız sanatçılar var. Aileniz yanınızda olduktan sonra üstesinden gelmekten ziyade zevk alıyorsunuz bu işlerden.

Bahadır Çolak Sergisi (2016)

Bahadır Çolak Sergisi (2016)

Siyah Beyaz’ın 35. yılı içerisindesiniz. Neler yaşattı sana bu 35 yıl?

Siyah Beyaz’ın 35. yılı bana neler yaşattı derseniz, Siyah Beyaz benim hayatım diyebilirim. Ben de 34 yaşındayım ve kendimi bildim bileli bunun içerisindeyim. Şehir dışından sergi için gelen sanatçılar bizim evimizde kalırdı. Bütün kutlamalarımız Siyah Beyaz’da olurdu. Bütün doğum günlerim burada oldu. Evimiz iki üst katta. Demek istediğim onsuz bir hayatım hiç olmadı.


Baban Faruk Sade’nin mirası olan Siyah Beyaz’a nasıl bir soluk getirdiğini düşünüyorsun? 

Galeriye başladığımda, galeri 28. sezonundaydı. Benim galeriye ve alt kattaki bara başlamamla aslında ben de annemle babamın yaptığını yapmaya çalıştım. Kendi jenerasyonumu Siyah Beyaz’a dahil ettim diyebiliriz. Kendi jenerasyonumdan sanatçıları galeri bünyesine dahil edip, 30 yıldır beraber olduklarımızla bir araya getirdik ve bu galerinin dinamiğini değiştirdi. Aynı şekilde bara baktığınızda, eskiden anne babaların gittiği bir yer olarak görülen yere benim arkadaşlarım da gelmeye başladı. Şimdi müşteriler de ikinci jenerasyon. Anne babaları Siyah Beyaz’da tanışmış olanlar var ya da burada evlenmiş olanlar. Şimdi ailelerinin dans ettiği müzikte onlar dans ediyor. 


Siyah Beyaz Galeri 35. Yıl Kutlaması, Sera ve Fulya Sade, Sara Adıbelli

Siyah Beyaz Galeri 35. Yıl Kutlaması, Sera ve Fulya Sade, Sara Adıbelli

‘Fazlalıklardan arınma, minimalizm’ temalı Eylül sayımız için yollarımız kesişti ve editorial çekimimizi Galeri Siyah Beyaz’da gerçekleştirdik. Öncelikle çok teşekkür ederiz bu fırsatı bizlere tanıdığınız için. Senin minimalizme olan tutumunu sorsak... Minimalist yaklaşıma işinde ve günlük hayatında nasıl bir mesafedesin?

Minimalist bir yaşama sanırım hayatımda uzak bir noktadayım. İnsanlara, eşyalara, objelere bağlılığım çok fazla ve bir işlevi olmasa bile beni mutlu edebiliyorlar. Evet, insan fazlalıklarından arınmalı ama geçmiş beni mutlu ediyor ve sadece bir anısı olduğu için bile o eşya evimde durabiliyor. İşim nedeniyle de insan ilişkilerinde minimal olamam ve işin doğrusu böyle olması da hoşuma gidiyor.


Galeri Siyah Beyaz’ın 35 yıldır Ankara’da faaliyet göstermesi sana ve dostlarına ne gibi anlamlar ifade ediyor?

Bence buradaki en önemli nokta devamlılık. 35 yıldır aynı yerinde hala aynı sahiple açık olan bir kırtasiye, köfteci ya da bakkal da bu öneme sahip. İnsan kendini mekanla tanımlar ve şehirlerin, sokakların değiştiği, kendinizi tanımlayacak köşelerin yok olduğu bu zamanlarda aynı yerde, aynı çizgide bir yerlerin devamlılığını çok önemli buluyorum. Siyah Beyaz özelinde konuştuğumuzda hala aynı tokmağı çalıp içeri giriyorsunuz, aynı barda oturup içkinizi içiyorsunuz. Siyah Beyaz’ı babam 28 yaşındayken kurmuş. Ben de devraldığımda 28 yaşındaydım. 


Siyah Beyaz 10. Yıl Kutlaması

Siyah Beyaz 10. Yıl Kutlaması

‘Faruk Sade Sanat Fonu’ adı altında bir proje yürütüyorsunuz. Projenin karar ve yürütme aşaması nasıl gelişti? Proje ile ilgili planlarınız neler?

Faruk Sade Sanat Fonu’nu babamı kaybettikten bir yıl sonra annemle beraber kurduk. Amacımız onun düşüncelerini, sanata bakışını devam ettirebilmek. FSSF ile 35 yaş altı sanatçı, sanat eleştirmeni ve mimarlara fon sağlıyoruz. Araştırma projelerini destekliyoruz. FSSF’nin bu yıl üçüncü dönemiydi. Leman Darıcıoğlu’nun Venedik’te gerçekleşen VestAndPage ve Andrigo & Aliprandi tarafından yürütülen ‘Dis-Sensus’ başlıklı atölye programına katılımını, aynı zamanda Umut Kambak’ın da kentsel dönüşüm ile ilgili olan video projesini destekledik. 


2010 yılında Ahmet Boyacıoğlu Siyah Beyaz filmini çekti ve filmde Tuncel Kurtiz, Şevval Sam, Nejat İşler gibi usta isimler yer aldı. Büyük bir gurur olmalı bu sizler için...

Filmin yönetmeni Ahmet Boyacıoğlu da Siyah Beyaz’ın ilk müdavimlerinden. Hala var olan, devam eden bir yerin filminin olması çok güzel bir şey. Bittikten sonra ya da o insanlar gittikten sonra yapılıyor genelde böyle şeyler ama babam sinemada kendini ve evini seyretti. Filmin kalabalık sahnelerinde gördüğünüz arkadaki beyaz saçlıların hepsi Siyah Beyaz’ın gerçek müdavimleri. Film çekimi için Ankara’ya geldiler ve orada aslında her cuma yaptıkları gibi dans ettiler.

Film Çekimi (2010)

Film Çekimi (2010)

Sana göre her şey siyah ya da beyaz mı? Grilerle aran nasıldır?

Benim gri alanlarım vardır; ama babam griyi hiç sevmez.


Biraz da modadan konuşalım. Dünyada veya Türkiye’de takip ettiğin moda tasarımcıları var mı?

Babamın çok ciddi bir film arşivi var ve o sinema hayranlığından Siyah Beyaz Bar’daki siyah beyaz fotoğraflardan da bunu  görebilirsiniz. Ben de o fotoğrafların ve filmlerin içinde büyüdüm. Hangi fotoğraf hangi filmden onları aklımda tutmaya çalışırdım. Kimin kim olduğunu öğrenmeye çalışırdım. Galiba bu yüzden de stilini beğendiğim insanlar  hep o karelerden oldu. Jean Seberg’in Serseri Aşıklar’daki hali ya da Marianne Faithfull’un Motorsikletli Kız’daki siyah deri ceketli hali. Mary Quant’ın mini eteği ya da tam tersi Coco Chanel’in denizcilerde görüp giydiği çizgili uzun kollu üstü. Sylvie Vartan’ın Jhonny Hallyday ile çekilmiş fotoğraflarındaki dönemleri. Annemin stilime etkisinden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Hala onun eşyalarını kullanıyorum. Clare Weight Keller’ın tasarımlarını çok beğeniyorum özellikle Chloe için yaptıklarını. Yohji Yamamoto vazgeçemediklerimden. Son dönem favorim ise Iris Van Herpen. Gözlerimi alamıyorum.

Siyah Beyaz Galeri, Faruk, Fulya ve Sera Sade (1989)

Siyah Beyaz Galeri, Faruk, Fulya ve Sera Sade (1989)

Günlük stilini neye göre belirliyorsun? Nasıl parçalar giymekten hoşlanıyorsun?

Çok seyahat ettiğim için pratik olmam gerekiyor. Stilim galiba içinde kendimi rahat hissettiğim kıyafetlerden oluşuyor. İş için genelde siyah giydiğimi fark etmem çok uzun zaman aldı. Galiba bu yüzden tatile gittiğimde bavuluma siyah koymamaya özen gösteriyorum. Yaşadığım iki şehir gibi sanırım stilim de iki ayrı şekilde gelişti. Bir tarafım daha romantik, uçuş uçuş diğeri ise daha maskulen ve keskin hatlara sahip. Ama takılarım olmadan hiçbir yere gitmem. 


Siyah Beyaz Galeri Adres

Kavaklıdere Sokak No: 3/1-2

06540 Çankaya

Ankara – Türkiye


Yukarı Kaydır