Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Harem Kültürü ve Başkalaştırma
Pinterest
KADIN KAFASI

Harem Kültürü ve Başkalaştırma

12 Oca 2022

Osmanlı İmparatorluğu’nda harem, tarihi araştırmalara çokça konu olan ve çeşitli eleştirilere tabi tutulan bir kültürdür. Kadınları başkalaştırarak herkesten uzak bir bölüme hapseden bu kültürü, farklı alt başlıklar yardımıyla sizler için mercek altına aldık. Yazının devamı için içeriğimize göz atabilirsiniz.

Pinterest
   Harem, Arapça kökenli olup; gizlemek, ayırmak, örtmek ve başkalarından esirgemek gibi anlamlara gelen bir kelimedir. Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Mehmed döneminde harem kültürü, kurumsal bir hal almıştır. Padişahın annesi, kız kardeşleri, harem ağaları, cariyeler ve hizmetkarların yaşadığı bu yer, birçok kişinin girmesinin yasak olduğu bir bölge gibi koruma altına alınırdı. Osmanlı kültüründe dini ve geleneksel baskılardan ötürü kadın ve erkeğin bir araya gelmesi haramdı. Bu yüzden Harem’e, yalnızca padişah ve görevlendirdiği kişiler girebilmekteydi. 

Pinterest
Harem ve Patriarkal İlişki 
 
   Harem, yukarıda saydığımız anlamlarının ötesinde dokunulmaz, özel, mahrem ve yasak gibi anlamlara da gelmektedir. Harem, Osmanlı Devleti tarafından “mahrem alan” olarak tanımlanmaktadır. Yalnızca padişahın girebildiği bu alan kadınları, mahrem olan bir nesne olarak görmektedir. Haremde bulunan kadınlar bir erkek tarafından yönetilir ve sahip olunur. Bu doğrultuda harem ve patriarka arasında doğrudan bir ilişki olduğunu söyleyebiliriz. Harem kültürünün altında yatan sahip olma ve yönetme alt kültürü, yine patriarkal düzenin bir yansımasıdır.

Pinterest
Harem İçerisindeki Rütbeler
 
  Harem’in dışında uygulanan erkek baskısı, içeride uygulanan tek baskı değildi. Harem’de kadınlar yalnızca patriarkal düzenden değil, kendi içlerindeki hiyerarşik rütbeleme sisteminden kaynaklı da ayrıştırılıyorlardı. Harem’deki kadınlar kendi içlerinde sınıfsal bir rütbeye sahipti. Elbette en yüksek rütbeye sahip olan kişi, padişahın annesi yani “valide sultandı”. Daha sonra padişahın kız kardeşi, haseki sultanlar (padişahın eşi), sultanlar (padişah kızı), padişahtan gebe kalan kadınlar, kalfalar ve son olarak da cariyeler bu hiyerarşik düzende yerlerini alıyorlardı. Bu düzen, Harem içerisinde karışıklık çıkmaması adına oturtulan bir düzendi. 
 

Pinterest
Harem’de Cinsellik Kuralları 
 
  Cinsellik, Harem’de ciddi kurallara bağlıydı. Padişah ve görevliler dışında hiçbir erkek, Harem’e giremezdi. Cinselliğin baskı altında yaşanması, dinin kadınlar üzerinde yarattığı baskılardan kaynaklanırdı. Harem’de çalışan ağalar, öncelikle hadım ettirilirdi. Böylelikle Harem içerisinde yaşayan cariyelerle herhangi bir cinsel ilişki kuramazlardı. Bu bir nevi üreme politikası olarak görülürdü. Cariyelere bir tek padişah “sahip olabilirdi.” Kadınlar yalnızca; cinsel tatmini sağlayabilmek ve üreyebilmek için kullanılırdı. Hanedan soyunun devam ettirilebilmesi için kadınların doğurgan olması önemli bir rol oynuyordu. Bu da Osmanlı Devleti’nde kadınlara verilen “önemin” en görülür örneğiydi. Kadınların özgürlüklerinin kısıtlandığı, bir erkek tarafından yönetildiği ve değersizleştirildiği Harem kültürü, her anlamda kadınları kısıtlıyor ve birbirlerine düşürüyordu. 

Pinterest
Osmanlı Devleti’nde Kadının Toplumdaki Yeri 
  
   Halkın içerisinde yer alan kadınlar nasıl baskı altında yaşıyorlarsa sarayda yaşayan kadınlar da aynı baskı altında yaşıyorlardı. Özellikle dini sebeplerden dolayı kadınlar oldukça kısıtlanıyordu. Harem’de yaşayan kadınların hiçbiri özgür değildi. Yabancı uyruklu cariyelerin çoğu, zorla kendi ülkelerinden koparılıyor, köle gibi Osmanlı’ya pazarlanıyordu. Kadınlar kendi istedikleri kişilerle birlikte olamıyor, Harem’in içerisindeki ağır kurallar altında yaşamlarını sürdürüyorlardı. Hepsi aynı eğitimi alıyor, gebe kalan kadınlar eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kalıyorlardı. Verilen eğitimlerde padişaha karşı nasıl bir tutum sergilemeleri gerektiğini öğreniyorlardı. Sarayın kadınlara aşıladığı en önemli öğreti, padişahın en üstün varlık olduğu ve bu varlığa koşulsuz itaat etmeleri gerektiğiydi. Cariyelerin neredeyse hepsi zorla Müslüman yapılıyordu. Tanzimat Dönemi’ne kadar devam eden bu baskıcı tutum, ıslahatlar ile biraz daha hafifletilmişti. Günümüzde dahi kadınlar üzerinde kurulan toplumsal baskının devam ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. 
 
 

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?