Dünyanın En Ünlü 5 Resmi
KÜLTÜR/SANAT

Dünyanın En Ünlü 5 Resmi

Herkes resim sanatıyla ilgilenmeyebilir, ancak bu, yediden yetmişe herkesin hayatında en az bir kere gördüğü eserler olmadığı anlamına gelmiyor. Bugünkü içeriğimizde fırça darbelerinin üzerine değmesinden seneler geçse bile hatırlarda kalmaya devam eden dünyanın en meşhur beş resmini ve bu eserlerin hikayelerini sizlere tanıtıyoruz.

Editör :Miray Akın
Yayın Tarihi :21 Nis 2021
Süre :2 Bardak

null

Mona Lisa – Leonardo Da Vinci

Tabii ki de Mona Lisa’sız, dünyanın en ünlü tabloları diye bir liste olmazdı. Sanat tarihine damga vuran bu eseri, tanımayan kimsenin olmadığını düşünmüyoruz. 16.yüzyılda Rönesans’ın en önemli sanatçılarından biri olan Leonardo da Vinci tarafından yapılan bu eserin, yapılışının üzerinden ne kadar yıl geçerse geçsin hala daha gizemini koruduğunu söylemek mümkün. Üzerine sayfalarca makale yazılan bu eser hakkındaki en önemli iddia ise onun Florasanlı bir tüccar olan Francesco del Giocondo’nun eşinin bir portresi olduğu. Hatta bu kadının isminin Lisa Gherardini olduğu kesin olmamakla birlikte bilindiği gibi eserin adının Mona Lisa olmasının nedenin de bundan kaynaklandığı söyleniyor. Çünkü Mona Lisa, “benim kadınım Lisa” anlamı taşıyor. Şu anda Paris’teki ünlü Louvre Müzesi’nde sergilenen bu yağlı boya eserdeki en önemli sır ise Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa’nın yüzündeki hem hüzünlü hem mutlu ifadeyi nasıl verdiği.

null

The Birth of Venus (Venüs’ün Doğuşu) – Sandro Botticelli

Rönenans’a yön veren ressamlardan birinin eseri ile devam etmek istiyoruz. Grek-Romen mitolojisinden ilham aldığı Venüs’ün Doğuşu ile hafızalara kazınan İtalyan ressam, zarafetin başrolde oynadığı silüetlere hayat vermesi ile tanınıyor. Roma mitolojisinde Aşk Tanrıçası olarak bilinen Venüs’ün doğumunu ele aldığı eserinde, her ne kadar Venüs’ün çıplaklığı eserin odak noktası olarak görülse de aslında Botticelli’nin güzelliğe bir övgü niteliğinde bu eseri tuvale döktüğü söyleniyor. Antik dönem eserlerinde görüldüğü gibi deniz kabuğunun vulvayı simgelemesi ve sağ tarafta su perisi Horai, çiçekli örtüsü ile Venüs’ü örterken, sol taraftaki rüzgâr tanrısı da Venüs’ün su perisine de doğru yol almasını sağlıyor, tüm bu detaylar da onun güzellikle doğuşunu tasvir ediyor. Eserin, Floransa’daki Uffizi Galeri’sinde sergilendiğini de söylemeden geçmeyelim.

null

The Creation of Adam (Adem’in Yaratılışı) – Michelangelo Buonarroti

Çoğu zaman popüler kültürün de bir parçası haline gelen bu fresk, Yaratılış Efsanesinden ilham alınarak Rönesans’ın önemli heykeltıraşı Michelangelo tarafından yapılıyor. 1508-1512 yılları arasında Sistine Şapeli’nin tavanın süslenmesi için bu eseri ortaya çıkan Michelangelo, Adem’in Yaratılışı’nda Kitab-ı Muaddes'in yaratılış bölümündeki büyük ayrılmayı ve birbirine bir parmak ucu kadar yakın ve bir o kadar da uzak kalmayı anlatıyor. Tanrı’nın Adem’e yaşamın nefesini üflemesini konu olan bu eserin merkezinde yer alan birbirine yakın işaret parmakları, Tanrı’nın Adem’i kendi suretinden yarattığına da bir gönderme niteliğinde. Ancak Sistina Şapeli’nin tavanını süsleyen bu freskin belki de en önemli özelliği o dönemlerde Tanrı’yı bile hayal etmek günahken onun resminin çizilmesiyle oldukça cüretkâr olması. Belki de bu kadar cesur olması onu hala daha dünyanın en bilinen eserlerinden biri yapıyor.

null

The Last Supper (Son Akşam Yemeği) – Leonardo Da Vinci

Leonardo Da Vinci’nin bu listede şüphesiz tek bir eseri yok. Belki de dünyanın en ünlü ressamı da olması bu eserlerinin zamansızlığından kaynaklanıyor. İncil’de de yer alan bir konuyu, The Last Supper yani Son Akşam Yemeği eserine taşıyan da Vinci, eseri 1495 yılında Santa Maria delle Grazie Manastarı’nın yemek salonunun duvarına resmediyor. Hz. İsa’nın bir havarisi tarafından ihanete uğramadan önce yenilen son akşam yemeğini konu alan eserde fark ettiyseniz havariler oldukça şaşkın bir şekilde resmediliyor. Bunun sebebinin Hz. İsa’nın tam da o an havarilerine kendisine ihanet edenlerden haberdar olduğunu söylemesi olarak belirtiliyor. Duvar üzerine tempera tekniği ile yapılan eserde tıpkı diğer da Vinci eserleri gibi bir denge ve oran görmek mümkün. Bu hem kollarını iki yana üzgün bir şekilde açan Hz.İsa’nın tam merkezde yer alması ve 12 Havari’nin onun sağına ve soluna ikişer ve üçer şekilde dizilmesi ile görülebildiği gibi hem de esere hakim olan kaos ve düzenle de açıklanabilir.

null

The Scream (Çığlık) - Edvard Munch

Oslo Ulusal Galeri’de sergilenen Norveçli dışavurumcu ressam Edvard Munch’ın eseri The Scream, Türkçe ismiyle Çığlık da popüler kültürün sıklıkla referans verdiği eserlerden biri. Bunu Home Alone (Evde Tek Başına) serisinde Kevin’in attığı çığlıkta, Scream’deki (Çığlık) maskede ve hatta telefonlarımızda her gün gördüğümüz elleri yanaklarında olan emoji’de (ߘѩ görmek mümkün. Durum böyle olunca da Munch’ın Çığlık’ı dünyanın en meşhur eserlerinden biri olarak sanat tarihine adını yazdırıyor. Varoluşsal ızdırapları eserinde konu eden Munch, burada kullandığı kırmızı, sarı ve turuncu gibi sıcak tonlar ile de korku ve endişe hissini geçirmeyi başarıyor. İki elini kafasının yanına kaldırmış ve gözleri kocaman açılarak, dudaklarının arasından bir çığlık sesi duyuluyor gibi hissedilen bu insan figürünün aksine, eserin arkasında kalan köprünün iki ucundaki sırtı dönük insanlar da ne olduğundan bir haber gibi. Birçok sanat tarihçisine göre 20.yüzyıl Batı kültüründeki büyük bir varoluşsal değişimi konu ettiği düşünülen bu eser ayrıca Munch’ın içten içe yaşadığı duyguların dışavurumu olarak da nitelendiriliyor. Hatta Çığlık’la ilgili Munch’ın günlüğünde şu satırlar yer alıyor:

“İki arkadaşımla yolda yürüyordum; güneş battı, bir melankoli dalgasına kapıldım. Birden gökyüzü kıpkızıl bir renk aldı. Durup parmaklıklara yaslandım. Alev alev gökyüzü, mavi fiyordun ve şehrin üstünde kan ve kılıç gibi sarkıyordu. Arkadaşlarım yola devam etti; ben ise büyük bir endişeyle öylece duruyor ve doğada sonsuz bir çığlığı hissediyordum sanki.”

Yukarı Kaydır