Dijital Flört Çağı ve Marka Savaşları: Tinder/Bumble
BUSINESS

Dijital Flört Çağı ve Marka Savaşları: Tinder/Bumble

Günümüzde tüm maddi ve manevi ihtiyaçları artık dijital ortam aracılığıyla karşıladığımız bir gerçek. Alım-satım, eğitim, iş ve kariyer gibi ihtiyaçlarımızı dahi karşıladığımız dijital ortam bize neden duygusal bir ilişki sunmasın? Bundan yıllar önce dijital kullanıcılar için tasarlanan ve son derece popüler olan tek bir dijital flört platformun varlığından bahsetmek mümkünken, günümüzde bu platformdan onlarca bulmak bile dijital platformdaki markalaşmanın nasıl bir boyuta evrildiğinin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Gelin, flörtü bile dijitale dönüştüren başat iki marka ve elbette ki platforma daha yakından bakalım.

Editör :Yağmur Ergu
Yayın Tarihi :14 Oca 2022
Süre :3 Bardak

Eminim ki hiç kullanmayanın bile oldukça aşina olduğu Tinder platformunun, kurulduğu 2012 yılına gidecek olursak, 6 ismin bir araya gelmesi sonucunda ortaya çıkan “dating platformu” dijital ortama adım attıktan yalnızca 2 ay sonra akıl sır erdirilemeyecek bir popülarite yakaladı ve flört denen kavrama yepyeni bir bakış açısı getirmiş oldu. Oldukça kısa bir sürede markalaşan Tinder, etki kapsamı altına aldığı ülkelere her geçen gün bir yenisini daha ekleyip global bir marka olma yolunda emin ve sağlam adımlarla ilerledi. Bir çöpçatanlık sitesi olan Tinder, ister arkadaş ister sevgili istenirse de bambaşka bir birlikteliği paylaşabileceğiniz insanlar ile tanışma olanağı sağlayan bir platform olarak hayatlarımıza girerken, dünya çapındaki en popüler dating platformu olarak telefonlardaki yerini edindi. Günümüzde toplamda 340 milyondan fazla kez indirilen Tinder uygulaması dünya üzerindeki 190 ülkede aktif bir şekilde kullanılabilmekteyken alternatif 40’tan fazla sayıda ana dil hizmeti de sunmakta. 
 

Platformun amacı; yeni insanlarla tanışıp sosyal ağı genişletmek ve buna bağlı olarak bulunduğunuz herhangi bir bölgedeki sosyal ortamınızı güzelleştirip zenginleştirmek. Son derece “User Friendly” yani kullanıcı dostu olan bu uygulamaya erişmek de bir o kadar kolay. Android ya da iOS tabanlı telefonlarda aktif bir şekilde kullanılabilen Tinder uygulamasına Google Play Store veya App Store aracılığıyla erişim sağlamak oldukça mümkün.

Kullanım dinamiği olarak da gayet eğlenceli ve basit bir dünya sunan Tinder, bulunduğunuz bölgede var olan ve sizin ayarladığınız filtrelere uygun arkadaş/sevgili adaylarını önünüze serip seçiminize sunmakta. Sizin yapacağınız tek şey karşınıza gelen profili beğendiyseniz sağa beğenmediyseniz de sola kaydırmak. Eğer profili beğenip sağa kaydırmayı tercih edersiniz, karşınızdaki kişi de sizi sağa kaydırana kadar beklemek durumundasınız yoksa birbirinizle iletişim kurmanız bu platform üzerinden imkansız. Eğer karşıdaki kişi de sizi kaydırırsa, birbirinizle eşleştiğiniz haberini Tinder size mutlulukla bildirip yalnızca ikinizin erişebileceği bir sohbet sayfası açmakta. Sonrasını ise sizin marifetli ellerinize bırakmakta doğrusu.

Son derece basit bir altyapı ile dijital dünyada yepyeni bir çığır açan Tinder, muazzam bir fikrin dijital ortama aktarılmasının ekmeğini yemekte. Elbette ki, dating uygulaması dendiği zaman akla gelen ilk marka ve dolayısıyla ilk aplikasyon Tinder fakat, bu durumun rakip şirketleri durdurduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz çünkü uzun yıllar boyunca dating platformları arasında zirveyi oynayan Tinder’ın karşısına, son yıllarda oldukça dişli bir rakip çıktığını söylemek mümkün. 
 
Gelin, birlikte Tinder’ı da bir hali alakadar eden Bumble platformunun kuruluşuna daha yakından bakalım.
 

Tinder’ı toplamda 6 ismin bir araya gelip kurduğundan yazımızın ilk satırlarında bahsetmiştik, Bu isimlerden biraz bahsetmek gerekirse; İran asıllı bir Amerikan olan Sean Rad, Tinder uygulamasını 2012 yılında Batı Hollywood'daki Hatch Labs Startup merkezinde düzenlenen bir hackathon oluşumda kurdu. Kendine bir ekip oluşturan Sean Rad, ekipte Justin Maaten, Jonathan Badeen, Joe Munoz, Whitney Wolfe, Chris Gylczynski gibi isimler de yer almaktaydı. Ekip birlikte geçirdikleri 2 yılın sonunda fikir ayrılıklarına gitti ve Tinder’ın pazarlama başkanı Whitney Wolfe, Tinder ekibi ile yollarını ayırmaya karar verdi. Ayrılığın nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte Whitney Wolfe’nin Tinder’a açmış olduğu taciz davaları, akıllardaki soru işaretlerinin giderilmesi için biraz yardımcı oluyor doğrusu. Gerçekleşen ayrılıktan çok kısa bir süre sonra Whitney Wolfe son derece radikal bir girişimle “Bumble” adlı dating uygulamasını tasarlayıp dijital markalar dünyasındaki yerini edindi. 

Böylelikle Tinder uygulamasının karşısındaki en büyük rakip dijital markalar arasında kol gezmeye ve gün geçtikçe popülerliğini arttırmaya başladı. 2014 yılında marka yolculuğuna başlayan Bumble, Whitney Wolfe kuruculuğunda “Badoo” adlı bir diğer dijital flört aplikasyonunun CEO’su olan Andrey Andreev ile bir ortaklık gerçekleştirdi ve Whitney Wolfe’den sonra Tinder’dan ayrılan diğer ortaklarla yeni bir yapılanma yoluna girildi ve Bumble kanlı canlı olarak tüm kullanıcılarına sunuldu.


Uygulamaya dair hemen hemen her detay Tinder ile tıpatıp aynıydı. Basit farklılıklardan söz edecek olursak renk, tema, profil ayarları vb. küçük detaylarda farklılık gözlemlemek mümkündü. Bunun haricinde ise öyle bir farklılık vardı ki tüm dijital markalar ve kullanıcılar Tinder ve Bumble arasında bir seçim yapmak durumunda kaldı. Bahsi geçen yeni özellik, son derece etkili bir farklılıkken, Whitney Wolfe’nin Tinder’dan ayrılma nedenine de atıfta bulunuyordu. Bumble adlı dijital flört uygulamasında karşılıklı eşleşme halinde bile olunsa sohbeti yalnızca kadınlar başlatabiliyordu. Erkekler ise kadınların başlattığı sohbet sayesinde konuşmaya devam edebiliyorlardı. Kimilerine göre kadınlar için çok daha güvenli bulunan yeni flört uygulaması kimilerine göre de oldukça cinsiyetçi ve erkekleri kötü gösteren bir uygulama haline gelmişti.
Elbette ilk etapta Tinder kadar büyük bir kitleye ulaşamayan Bumble, yıllar geçtikçe ve özellikle pandeminin de hayatımıza girmesiyle çok daha aktif ve popüler hale geldi. Tinder’ı tüketen her kullanıcı bir sonraki adımını Bumble için attı ve dünya üzerindeki 2 numaralı dating aplikasyonu Tinder’ın zirvedeki yerini sallandırmaya başladı.

Günümüze bakıldığı zaman bu uygulamalar, piyasaya ilk sürüldüğü dönem kadar popüler olmasa da dating uygulaması dendiği zaman akla gelen 2 ana marka arasında yer alıyor. Ne yazık ki tüketim toplumu olarak bu uygulamaları da sonuna kadar tüketen kullanıcılar, Bumble ve Tinder’a eskisi kadar ilgi göstermiyor ve kullanma ihtiyacı duymuyor. Bizler ise her ne olursa olsun son derece iyi bir girişim fikri olan dijital flört mimarlarına saygı duymaktan. Başka bir şey yapamıyor ve dijital sektörü genişletecek başka fikir ve elbette ki doğacak yeni markaları sabırsızlıkla bekliyoruz. 

Yukarı Kaydır