Deneyimin Hatırı
WELLNESS

Deneyimin Hatırı

Neden yaşıyoruz? Sorumuz, bilinçli ve hakkında bir hayat yaşanmadığı sürece, bir noktada cevapları kısır bırakan bir soru olabilir. Bir yandan da kendimize hemen her gün sormamız gereken... Bizim bir teorimiz var bu konuda. Hepimiz için geçerli bir teori. Gelin, hayat neden şu deney alanında, kendimizden maksimum verimi nasıl alırız, ‘deneyime’ nasıl ayarız… biraz laflayalım!

Editör :Simay Vardar
Yayın Tarihi :08 Oca 2022
Süre :2 Bardak
Aziz, Nesin?

Soyadı kanunu çıktığında, herkes kendine ‘çalışkan’, ‘güçlü’, ‘gözüpek’ sıfatları gibi, böbürlenebildikleri, büyük tınlayan kelimeleri soyadı olarak seçerken, yazar Aziz kendine ‘Nesin?’ soyadını alıyor. Kendine sürekli sorabilmek için: ‘Nesin sen?’, ‘Sen kimsin’...

Bir yerden, bizim konumuza açılıyor bu yazar Aziz’in seçimi. Kim olduğunu sorgulamak ve teste tabii tutmak, deney’in ve pek tabii deneyimin kapısını açabiliyor çünkü. Hayatı deney alanı olarak algılamayacak biri, kendinin kim olduğunu pek de merak etmez gibi görünüyor sanki? Diğer bir söylemiyle, daha da kendi teorimize yakınlaşabiliriz: Kim olduğunu merak eden biri hayatı deney alanı olarak algılama meylinde ve eyleminde olur. Merak eder, inceyi görür, ama genel hatları da kaçırmaz, her katmanda iletim ve sirkülasyon devam eder. Deney sürer. Hayat boyunca hem de. Bilgiler devamlı işleniyordur. Her zaman da büyük bir farkındalıkla...
Elbette bu idealize edilmiş bir insan. Hatta, başka bir teoriye göre ise; bir tık kendi sisteminde evrimleşmiş, bir homo sapiens insan da değil homo spiritus‘a denk gelebilir. Peki, evrim deneyime nasıl katkı sağlar? Aralarındaki bağıntı ne olabilir ki?

Dünya Denen Organ

‘Homo’, yani bir primat erginliğindeki insan da; şimdi 2022 yılında bizlerin bir kısmı da ya hayatta kalmak için mücadele ediyoruz, ya da birilerinin gerçekten ölüm kalım savaşı verdiğine şahidiz. Evrimleşmişiz ama pek de bir şey değişmemiş aslında. Fakat, diğer bir yandan bizi geliştiren de bu değil miydi? Bir hayatta kalma mücadelesi. Şimdi de yine durum farklı değil. Yine yaşam mücadelesi veriyoruz ama bu hayata değer katmak üzere de bir yandan. ‘Tamam’, diyebiliriz; ‘ölmüyoruz ama, ne kadar yaşayabiliyoruz ki?’ Geçirmemiz gereken bir zamanın olduğu Dünya diye adlandırdığımız bir yerdeyiz ve büyük resimden baktığımızda orada karınca gibi gezen insan denen şeyleriz.
Dünyayı bir organ gibi hayal edersek, Dünya’dan bir parça alıp test yapılsa, bu üzerindeki insan denen tür de bir tür bakteri olarak algılanabilir. Dünyaya zarar vereni vermeyeni diye ayırırlar bizi. Sürdürülebilir bir hayat sürüyorsak, bu deney ortamı için şahaneyiz. Her bakımdan, hem duygularda sürdürülebilir hem fiziksel yaşantımızda. Hayatımıza değer katacak ve bu garip oyunu değerli hissedecek tek şey biziz sonuçta.

Deneyimin Tadı

Her şeye deneyim olarak bakmaya başladığımızda, hislerle gaz alıp ama onları da tutmayıp gezinmeyi bilip, bir maymunun ağacın dalında -uyumak dışında- uzun süre kalmadığı gibi, metropol denen yeni ormanımızın içinde gezinirken topladığımız meyvelerden nasıl daha çok vitamin alabiliriz. En güçlü ve uyumlu tür olmak nasıl mümkün olur ya da nereye kadar evrimleşiriz, aklımızın almaması çok muhtemel. Fakat kendi sınırlarının üstüne çıkmak ve kendi evrimini tamamlamak, gönül rahatlığıyla yaşamış, hayat denen kitabını yazmış olmak, yaşamak için güzel bir çare gibi durmuyor mu?
İyiyi ve kötünün, doğrunun ve yanlışın göreliliğini fark edip sadece ‘zararsızca bir deneyim’ hatırına yaşamanın güzelliği ile etrafa merakla bakmak sonra da... Daha derinden hissedebilmek, daha yüksek etkili yaşayabilmek. Şöyle göğsün dolu dolu. Evrim bitti mi dersiniz? Yaşadığımız sürece devam etmek zorunda değil mi? Ya ileri ya geri
Yukarı Kaydır