Değişim Dilde Başlar: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Dil
ZOOM

Değişim Dilde Başlar: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Dil

Dil, dünyayı yorumlama biçimini şekillendirerek iletişimin niteliğini belirliyor. Toplumsal ve bireysel varsayımların oluşmasına kaynaklık eden bir sistemden bahsediyoruz, bu açıdan hem çok güçlü hem çok akışkan. Bütünüyle dünyayı anlamlandırarak insanları tanımlıyor. Ancak her zaman doğru ve sağlıklı bir şekilde gerçekleştiğini söyleyemeyiz. İletişim dili özellikle toplumsal cinsiyet eşitsizliğine neden olabilecek kalıplar da barındırıyor. Bugün toplum tarafından atfedilen pek çok düşünce, tutum ve davranış bilinçsiz ve duyarsız bir temele sahip olabiliyor. Dile yerleşen cinsiyetçi kalıplar toplumsal cinsiyet eşitliğinin önünde büyük bir engel. “Değişim dilde başlar!” diyerek iletişim sürecine kazınan kalıp yargılara bakmak ve doğruları ile değiştirmek istedik. Varsayımlardan, sınırlardan ve dayatmalardan kurtulduğumuz bir farkındalık yazısı olması dileğiyle diyelim. Bilinçli okumalar!

Yayın Tarihi :11 Ağu 2021
Süre :3.5 Bardak
Cinsiyet, kadın ve erkek bedenindeki farklılıkları ifade ederken toplumsal cinsiyet, kadınlar ve erkekler arasındaki toplumsal olarak kurulan ve kültürel kaynakları olan farklılıklara işaret ediyor. Bir bireyin toplumsal cinsiyeti yalnızca doğal ve biyolojik olarak belirlenmiyor. Daha çok norm ve kalıp yargılar tarafından dayatılan rol ve özelliklerden oluşuyor. Yani kadın ve erkeğe toplum tarafından atfedilen özellikler, davranışlar, düşünceler, roller, eylemler toplumsal cinsiyet olarak tanımlanıyor. Cinsiyetlerin biyolojik yönlerinden tamamen bağımsız ve ilgisiz olarak kültüre ve zamana bağlı olarak değişkenlik gösteren bir yapı. Özetle toplumsal cinsiyet, kadın ve erkek arasındaki farklılıkların kültürel ve toplumsal olarak nasıl kurulduğunu, kadın ve erkeğin sosyal yapı içindeki durumlarını, kadınlık ve erkeklik kimliğinin oluşum sürecini açıklıyor. 

Toplumda kadın-erkek eşitliğinin önemine vurgu yapan toplumsal cinsiyet eşitliği ise bireylerin cinsiyetlerine bakılmaksızın, hayatın tüm alanlarında eşit fırsat ve haklardan yararlanması ve eşit muamele görmesi, diledikleri tüm alanlarda kişisel bilgi ve becerilerini geliştirebilmesi ve tercihler yapabilmesi olarak tanımlanıyor. Cinsiyetçilikle ve ayrımcılıkla mücadelede en etkin kavramlardan ve süreçlerden biri. Yaygın olarak kabul gören klişelerin, önyargıların, varsayımların asılsız olduğunu göstermek, bunların yerine “gerçekleri” ve “doğruları” koymak için oldukça önemli bir noktada duruyor. 
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin gerçekleştiği bir toplumda erkek ve kadın eşit üyeler olarak her türlü sosyal etkinliğe istedikleri gibi katılma olanağına sahip olurken siyasi, ekonomik ve kültürel faydalardan eşit olarak yararlanıyor. Elbette sorumlulukları da birlikte paylaşıyor. İnsan haklarına eşit derecede saygı gösterilen böylesi bir toplumu erkekler ve kadınlar dayanışma ile inşa ediyor. Bu açıdan toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bir toplumu var etmek adına cinsiyetçiliğin ve ayrımcılığın yeniden üretilmemesi için dilimizi, anlayışımızı değiştirmeye, farkındalıklarımızı artırmaya, birbirimizden ve ayrımcılığın öznesi olanların hak mücadelelerinden öğrenmeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. 

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere dil; birey ve toplum inşası için hayati önem taşıyarak gerçeklikten ayrı düşünülemeyecek bir sistem. Birbirine bağımlı bu iki kavramdan - dil ve gerçeklik - biri değişikliğe uğradığında diğeri de değişiyor. Bu açıdan “doğru gerçekler” yaratmak “doğru dil” oluşturmaktan geçiyor. İletişim dilini sağlıklı bir temele oturttuğumuz zaman düşünceler de kendiliğinden değişiyor. Çünkü dil düşüncelerimize genel bir çerçeve çizerek ideolojilerin oluşmasına kaynaklık ediyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için en önemli adımlardan biri de cinsiyetçi ve ayrımcı dili değiştirerek dönüştürmek. Hayata geçirilecek bu süreç kalıp yargılara dayalı düşünce tarzlarını da kökten değişime uğratıyor. 
Şimdi ilk önce cinsiyetçi ve ayrımcı dili yaratan arka plana yani kalığ yargılara bir bakalım daha sonra dilimize yerleşen ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında birer engel olan kullanımları gözden geçirelim.

Toplumsal cinsiyet kalıp yargıları kadınların ve erkeklerin davranış biçimlerine dair basit varsayımlar ve fikirler olarak tanımlanıyor. Yani toplumsal cinsiyet algısının görünen yüzü, duyulan sesi. Teorinin pratiğe dönüşerek somutlaştığı bir dil sisteminden bahsediyoruz. 

Bunlardan ilki karakter temelli oluşturulan kalıp yargılar. Kadınlara kibarlık, kırılganlık, duygusallık, dırdırcılık, dedikoduculuk gibi özellikler damgalanırken erkeklere ise girişkenlik, cesurluk, rekabetçilik, kılıbıklık, kabalık gibi özellikler atfediliyor. Görüldüğü üzere tamamı toplum tarafından yaratılmış, kültürel bir geçmişe sahip ayrımcı yargılar olarak karşımıza çıkıyor. Bir diğer kalıp yargı fiziksel özellikler üzerinden yaratılıyor. Kadınlara zayıf, bakımlı ve zarif bir algı yüklenirken erkekler güçlü, bakımsız ve kaba saba olarak yer alıyor. Toplumsal roller noktasında da kalıplaşan düşünceler var. Bunlara göre kadınlar evde yer alırken erkekler kamusal alanda bulunuyor. Kadına eş ve anne rolü verilirken erkeğe aileyi ve evi geçindiren bir rol atfediliyor. Bir diğer kalıp yargı ise meslekler noktasında ortaya çıkıyor. Kadınlar çocuk bakıcısı, hemşire, hostes, öğretmen, sekreter gibi meslekler ile eşleştirilirken erkekler doktor, esnaf, mühendis, pilot, tamirci, teknisyen, ustabaşı, yargıç gibi mesleklere veriliyor. 
Toplum nezdinde oluşturulan bu kalıp yargılar dile de etki ediyor. Aslında birbirinden bağımsız düşünülemeyecek süreçler. Çünkü daha sonrasında dil kalıp yargıları, kalıp yargılar dili beslemeye devam ediyor. Hemen birkaç tane toplum tarafından üretilen ve tamamen varsayıma dayanan önyargılı kullanım vererek biraz daha açıklayalım. Hemen yanına da olması gereken yani önyargısız kullanımları yazalım. 

Toplumsal cinsiyet eşitliğini hitap ve mesleki referanslar noktasında önyargısız olarak destekleyelim.

Önyargılı - Önyargısız

Satıcı adam/satıcı kadın - Satış temsilcisi,satıcı 
Kariyer sahibi kadın - Profesyonel, yönetici, iş insanı 
Hostes, Host - Kabin görevlisi 
Erkek hemşire - Hemşire 
Ev hanımı, ev erkeği - Evi çekip çeviren 
İş adamı, iş kadını - İş insanı, girişimci 
Kadın (temizlik yapan) - Temizlikçi 
Ev sahibesi - Ev sahibi 
Bayan - Kadın

Dışlayıcı terimleri kullanmaktan kaçınalım. 

Önyargılı - Önyargısız

Adam - İnsan, kişi, birey 
İnsanoğlu/Ademoğlu - İnsanlık 
Projeye adam almak - Projeye eleman/çalışan almak 
Kameraman - Kamera operatörü 
Kadın/bayan gazeteci, kadın/bayan muhabir - Gazeteci, muhabir 
Kadın/bayan polis, erkek polis - Polis memuru 
Kadın/bayan doktor, erkek doktor - Doktor 
Kurucu babalar - Kurucular 
Adam olmak - Büyümek, iyi yetişmek, iyi bir duruma gelmek, toplum kurallarına uyuyor olmak. 
Centilmenlik anlaşması - Yazısız sözleşme 
Sıradan adam - Sıradan insan 
Anavatan - Vatan/memleket 
Anadil - Doğal dil 
Düşünen adam - Düşünen insan/entelektüel 
Sözünün eri - Verdiği sözü yerine getiren 
Adam/gün sayısı - Çalışma gün sayısı

Cinsiyetçi atasözü ve deyimleri kullanmaktan kaçınalım.

Kız evi, naz evi
Kalıbının adamı olmamak 
Kızın mı var derdin var
Kız gibi gülmek / yürümek 
Anasının kızı
Anasına bak kızını al
Anasını satmak
Kızını dövmeyen dizini döver
Kadınlar hamamına çevirmek
Oğlan dayıya kız halaya çeker
Evde kalmış
Bir kızı bin kişi ister bir kişi alır
Kız kurusu 
Kız almak / Kız vermek
Delikanlı kız
Hanım evladı / Hanım hanımcık 
Erkek sözü vermek 
Hanım evladı 
Erkekliğe sığmamak 
Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer 
Erkek adam ağlamaz 
Kadın erkeği rezil de eder, vezir de 
Adam gibi adam/adam gibi kadın
Adama benzemek
Anan gibi saç uzatacağına, baban gibi bıyık bırak 


Son olarak, kalıp yargıları tekrar ve tekrar üretmeyelim.
 
Önyargılı - Önyargısız

Bayan - Kadın 
Bayan tuvaleti - Kadın tuvaleti 
Kadın gibi - Nazik 
Kızlık soyadı - Evlilik öncesi soyadı 
Kız gibi - Utangaç, çok güzel ve yeni (kullanıldığı yere göre) 
Adam - Eleman, çalışan 
Efendi - Uzman, şef, süpervizör 
Kız çocuk, erkek çocuk - Kız çocuk, oğlan çocuk
Yukarı Kaydır