Cenevizlilerden Osmanlı'ya Galata Kulesi
Pexels
MİMARİ VE DEKORASYON

Cenevizlilerden Osmanlı'ya Galata Kulesi

Merak, insanı diğer canlılardan ayıran en temel değerlerden biri. Ama neyi merak edeceğiz? Bu, anlayabileceğiniz üzere çoktan cevabı hazırlanmış bir soru benim tarafımda. Bana göre merak edilmesi gereken disiplinlerden biri her zaman mimaridir. Kentin simgeleri, bazen kentin önüne geçer. Hem turistik anlamda hem de kentteki yaşayanların ruhu açısından. Rus edebiyatına da baksanız Jack London gibi yazarlara da baksanız görürsünüz ki tabiat, dış çevre orada yaşayanları önemli ölçüde şekillendirir. İşin bir de mimari boyutu var. Galata Kulesi de bu bakımdan İstanbul’un en simgesel yapılarından biri olarak acımasızca geçen zamanın yüküne karşı kişiyi hafifletiyor. “Ben buradayım,” diyor her seferinde. Onun hikâyesini, mimarisini, özelliklerini bilmek mühim mesele. İstanbul’un bizim nazarımızdaki hikâyesi kadar kendi öyküsü de çok, çok önemli. O hâlde gelin Galata Kulesi'ni dört başı mamur inceleyelim.

Editör :Mert Bekçi
Yayın Tarihi :08 Ara 2021
Süre :2 Bardak

Galata Kulesi’nin esasını teşkil eden yapı, çok öncelere dayanıyor. İstanbul’un gözbebeği simgelerinden biri olan kulenin tarihine yolculuk yaparken önce İtalyan asıllı Cenevizlilere bakmak lazım. 14. yüzyıldan itibaren Galata’ya yerleşen ve buranın adet sahibi olmaya başlayan Cenevizliler burada bir koloni kurmuştu. Bizans’ın da zayıfladığı bu dönemde, kurdukları kolonilerin etrafını surlar ile çeviren Cenevizliler, burçların tamamından kalın bir kule inşa ettiler.

Yangın öncesi Galata Kulesi
Deniz seviyesinden 35 metre yükseklikte, Haliç girişi ile Marmara’ya hâkim yerde inşa edilen kule, günümüzün Galata Kulesi’nin de temeli, esasıdır. Galata’daki surların bir parçası olarak inşa edilen kule, karadan gelebilecek herhangi bir tehlikeye karşı Galata surlarının kuzey tarafını koruyabiliyordu. Buradaki surların başkulesi olarak bilinen kuleye Bizanslılar Büyük Burç (Megalos Pyrgos), Cenevizliler ise İsa Kulesi (Christea Turris) demişti.

Atatürk Kitaplığı'ndan
Cenevizliler 14. yüzyılın son yarısı ile 15. yüzyılın ilk yarısında buradaki savunma stratejilerini güçlendirmeye devam etmişlerdir. 1446’da kuleyi de yükselterek tahkimata devam etmişlerdir. 1453 İstanbul'un Fethi ile beraber de Galata Kulesi değişime uğramaya başlamıştır. Örneğin, kulenin yaklaşık 7,5 metrelik bir bölümünün Fatih Sultan Mehmet tarafından yıktırıldığı, sonraki onarım işini Zağanos Paşa’ya verildiği rivayet edilir.

Pexels
II. Bayezid döneminde, “küçük kıyamet” olarak da adlandırılan yapı 1509 depreminde de zarar görmüş, bunun üzerine kuleyi bir de Mimar Hayreddin onarmıştır. Bu bilgilerden yola çıkarak denebilir ki: Galata Kulesi, alt kısmı Ceneviz, üst kısmı Osmanlı yapısı olmuş bir kule. Yangın, fırtına gibi doğa olaylarından asırlar boyu etkilenen Galata Kulesi bugünkü görünümünü ise 1967’deki onarım ile beraber almıştır.

Pexels
16. yüzyılda ise Galata Kulesi, Osmanlı tersanesinde çalıştırılan harp esiri Hristiyanlarca barınma yeri olarak kullanılıyordu. Evliya Çelebi’nin Hezarfen Ahmed Çelebi ile ilgili meşhur kule hikâyesinin de inandırıcı olmadığını belirtmekte yarar var. Bugünkü bilgiler ışığında söylenebilir ki o dönem söz konusu aerodinamik hesaplamanın yapılması mümkün değildir ve Hezarfen Ahmed Çelebi yapma kanatlar takıp Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçmamıştır.

Pexels
Osmanlı döneminde bir süre zindan olarak da kullanılan Galata Kulesi, II. Mahmud devrindeki 1831 yangınından da önemli ölçüde etkilenmiştir. Bunun ardından hızlıca önceki hâlinden farklı olarak onarım ve bakım gören kulenin, 1875’teki onarımının ardından külahı da kaldırılmıştır. Gelelim Galata Kulesi’nin bugünkü hâlinin mimarisi ve özelliklerine…

Pexels
Geçmiş yüzyıllar boyunca kayda değer pek çok imar hareketi yaşamış olan Galata Kulesi, yığma moloz taş örgü sisteminde inşa edilmiştir. Dış cephesi hem fotoğraflardan hem de çıplak gözle fark edebileceğiniz üzere taş örgüdür. Uzun zaman yangın gözetleme kulesi olarak da kullanılan Galata Kulesi’nin ilk üç katında Ceneviz, diğer katlarında ise Osmanlı mimari üslubu kendini iyiden iyiye hissettirir.

Pexels
Kulenin girişinde görebileceğiniz 16 mısralık methiye ise II. Mahmut’a atıftır. Bu kitabe, II. Mahmut döneminde yapılan restorasyondan dolayı hazırlanmıştır. 9 katlı olan yapının yüksekliği ise yaklaşık 70 metre olarak biliniyor. Yaklaşık ağırlığı 10 bin ton olarak hesaplanan Galata Kulesi, içerisinde iki asansör barındırıyor. İlk 7 katın asansör ile çıkıldığı kulede, kalan 2 kat da merdivenlerden çıkılıyor.

Kuleden manzara
Galata Kulesi’nin günümüzdeki hâlinin mimarı ise Köksal Anadol. 1963 yılında çökme tehlikesi ile karşı karşıya kalan kuledeki onarım ve takviye çalışmaları 3 – 4 yıl sürüyor. Köksal Bey’in önderliğinde son restorasyon 1967’de tamamlanıyor ve Galata Kulesi günümüzdeki görünümünü o zaman alıyor. Restorasyondan sonra Galata Kulesi’nin en yukarı katında açılan lokanta ise bugün de güncelliğini koruyor.
Yukarı Kaydır