Bir Küçük Kitap Meselesi: Bibliyomani
SCOPE

Bir Küçük Kitap Meselesi: Bibliyomani

Her zaman aktardıkları hikaye neticesinde olmasa da kitaplara karşı ayrı bir zaafımızın olduğunu inkar edemiyoruz. Her birinin o kendine has kapağının çekiciliği, solgun yapraklarının gıcırdayarak birbirine sürtüşü, sayfaları çevirirken burnumuza gelen o tanıdık kokusu, ani bir harekette derimizi kesen sivri kenarları… Sanıyoruz kitaplara bağımlı olmak için büyülü bir ses tonuyla anlatılan hikayelerinin her birini duymamıza veya dinlememize gerek kalmıyor, zira kitaplar, tek bir dokunuşla bile insanı kendine hayran bırakabiliyor. Yapısı ve içeriği gereği hiçbir zaman zararlı olmayacağını varsaydığımız kitapların da karanlık bir tarafı var elbette ya da belki o karanlık bizim tarafımızdadır ve kitaplarla temas ettiğimizde çevremize yayılıyordur. Karanlığın kaynağı hangi taraf olursa olsun, bir insan ve bir kitabın (veya bin bir kitabın) bir araya gelmesiyle tehlike çanları çalabiliyor demek ki… Esas tehlike ise bir insanın, okumayacağı halde bin bir kitabı yanı başında istemesi olsa gerek. Peki ama bunu kim, neden ister ki?

Yayın Tarihi :06 Eyl 2021
Süre :2 Bardak
Sanıyoruz biz insanlar düşündüğü her şeyi bir hastalığa, dokunduğu her şeyi bir takıntıya dönüştürebilme yeteneğiyle doğup büyüyor ve en nihayetinde ölüyoruz. Zira işin detayına bakacak olursak, doğumumuzdan ölümümüze kadar elimize geçirdiğimiz, temas ettiğimiz her şeyin bir takıntı ve hastalık boyutu bulunuyor. Her sayfası, ona ayırdığımız her saniyesi ve dakikasıyla yeni bir bilgi, bir bakış açısı ve düşünce yapısı sunan kitapların bile…

Obsesif kompülsif bozukluk semptomlarından biri olabileceği söylenen bibliyomani için ağır bir kitap koleksiyonculuğu, koleksiyonculuğun bir hastalığa dönüştüğü noktadır, diyebiliriz. Normal bir koleksiyonculuğa nazaran kitapları biriktirme, hatta tabiri caizse istifleme alışkanlığı öyle bir boyuttadır ki kişinin sosyal ilişkileri ve sosyal davranışları kadar sağlığı da zarar görmektedir. Aslında bizler, bibliyomani terimine ilk defa Manchester Kraliyet Hastanesi doktorlarından biri olan John Ferriar’ın 1809 senesinde bibliyoman arkadaşı Richard Heber için yazdığı şiirinde rastlıyoruz. Dahası, terimin, 19. yüzyılın popüler denemeleri ve şiirlerinde, takıntılı kitap koleksiyoncuları nitelendirme amacıyla sık sık kullanıldığı da söyleniyor. Thomas Frognall Dibdin tarafından 1809 senesinde yayımlanan ‘Bibliyomani’ isimli kitabın, hastalığı biraz daha ilgi ve ışık tutar nitelikte olduğu da biliniyor.
MÖ 668 – 627 yılları arasında hüküm süren son büyük Asur kralı Asurbanipal, bilim, sanat ve din gibi konulara ilgi duyması ve önem vermesi ile tanınıyor. Ninive’de Orta Doğu’nun ilk sistematik bir şekilde kategorize edilen kitaplığı, Asurbanipal Kütüphanesi’ni kuran ve belirli bir süre sonra kitapları fazlasıyla takıntı haline getiren kralın bilinen ve kabul edilen ilk bibliyoman olduğu iddia ediliyor.

Bibliyomaninin sık sık ‘bibliyofil’ kavramı ile karıştırıldığını söyleyebiliriz; ancak iki terim arasında nerdeyse dağlar kadar fark olduğunu belirtmekte de fayda var. Zira bibliyomani, kitap koleksiyonculuğunun ve istifçiliğin akıl almaz raddelere ve bir çeşit akıl bozukluğu haline geldiği durumu anlatırken bibliyofil kelimesi, kitapları ve kitap okuma eylemini içten bir şekilde benimseyip seven ve gerçekleştiren insanlar için söylenen bir söz olarak karşımıza çıkıyor. Dr. Martin Sander ikili arasındaki farkı şu sözlerle özetliyor: “Bibliyofil, kitaplarının kavrayışıdır; bibliyoman ise onların kölesi.”

Terimin sık sık ‘tsundoku’ kavramı ile karıştırıldığından da bu kavramı tanıttığımız bir önceki yazımızda bahsetmiştik. Her iki davranış da kitap koleksiyonculuğu olarak görülse de tsundoku’nun, okuma amacıyla satın alınan kitapların en nihayetinde, istemsizce bir koleksiyona dönüştüğü bilgisini de pekala vermiştik.

Amerika’nın Iowa eyaletinde yaşayan, orijinal dilinde ‘book bandit’ olarak bilinen meşhur ‘kitap haydutu’ Stephen Blumberg’in ismini daha önce duydunuz mu? 23.600’den fazla kitaba sahip olarak devasa bir kitap koleksiyonuna sahip olan bu adamın kitaplarının büyük bir çoğunluğu maalesef kendine ait değildi. Çeşitli kütüphane ve müzelerden kitap çalarak oluşturduğu koleksiyonunun değerinin milyon dolarlar ettiği söyleniyor. Durdurulamaz bir bibliyoman olan ve koleksiyonu uğruna hırsızlığı dahi göze alan adam 1990 senesinde yakalanıp tutuklanmıştı.
Yüz yıllardır hayatımızda olmasına rağmen yaygın olarak bilinen bir hastalık değil, meşhur bibliyomani… Doğrusunu söylemek gerekirse insanoğluna kitaplardan da bir zarar gelebileceğini bilmek ve bu durumu kabullenmek, bizlere bir hayli zor geliyor.

Acaba siz, sevgili okurlarımız, kitaplar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yukarı Kaydır