BİYOGRAFİ

Bir Germanotta Mirası: Lady Gaga

Müzik sektöründe adını duyurmaya başladığından beri asla gündemden düşmeyen ve attığı her adımla yepyeni bir gündem yaratmayı başaran bir isimden bahsedeceğiz bugün. On parmağında on marifet olan ve tuttuğu her şeyi kökünden koparan dünya üzerindeki sayılı isimlerin birinden. Karşısında dağ dursa yıkılmayacak türde ve her gün bambaşka insanlara ilham olan birinden bahsediyorum. Stefani Joanne Angelina Germanotta desem kafalar karışacak farkındayım. Bundan dolayı hepimizin bildiği o büyük isimle devam ediyorum. Alkışlarınızla, sahnede eşsiz müzik yeteneği ve son yıllarda bizleri şaşkına çeviren oyunculuk performansı ile Lady Gaga sevgili okurlar…

Editör :Yağmur Ergu
Yayın Tarihi :13 Oca 2022
Süre :4 Bardak

Lady Gaga'nın çocukluğu (Stefani Joanne Angelina Germanotta)
Amerikalı bir ailenin iki kızından ilki olarak 1986 yılı 28 Mart gününde dünyaya gelen Lady Gaga, ailesi tarafından Stefani Joanne Angelina Germanotta ismi ile var olmuş ve hayat hikayesini yazmaya bu isimle başlamıştı. New York, Manhattan’da yaşayan varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Stefani Joanne Angelina Germanotta’nın, bir işletmenin yönetici olarak iş yapan anne Cynthia Germanotta ve bir internet girişimcisi olan Joe Germanotta’nın kızlarından biri olarak geldiği dünyada, ayrıca kendinden 6 yaş küçük bir de kız kardeşi vardı. Lady Gaga, ailesi tarafından keşfedilen sanatsal alana yatkınlığı sayesinde 4 yaşında piyanonun başına oturdu ve müzikal gelişimine henüz ufacık bir kız çocuğuyken başladı. Nereden akıyor bu değirmenin suyu diyecek olursanız da Germanotta ailesinin o dönemlerdeki azımsanmayacak varlığı yalnızca maddi gelire değil, çoğunlukla İtalyan soyuna ve bazı Fransız-Kanada mirasına da bağlıydı. Anlayacağınız günümüz dünya starı Lady Gaga’nın maddi zenginliği gibi ırksal zenginli de bir hayli kabarık sevgili okurlarımız. 
 

Stefani Joanne Angelina Germanotta
Manhattan’ın Yukarı Batı Yakası’nda çocukluk dönemini geçirmeye başlayan Stefani Joanne Angelina Germanotta’nın, imtiyazlar şehrindeki ayrıcalıklı çocuklardan biri olduğunu söylemek mümkün gibi görünse de maddi zenginlik onun için hiçbir zaman çözüm olmadı. O, yaşamının daha çok erken bir dönemindeyken hayatın gerçekleri ile yüzleşmek zorunda kaldı. Okula başladığı ve yaşıtlarıyla bir araya geldiği dönemden itibaren akran zorbalığına maruz kalan Stefani Joanne Angelina Germanotta, iş yoğunluğu bahanesi ile çocuklarına vakit ayırmayan anne ve babasından şikayetçiyken, bir de eğitim hayatında yaşadığı zorbalıktan mustaripti. Katolik bir ailenin çocuğu olan Lady Gaga, yine ailesinin yönlendirmesi ise 11 yaşından sonra Manhattan'ın Yukarı Batı Yakası bölgesindeki özel bir Roma Katoliği kız okulu olan Kutsal Kalp Manastırı'na gönderilmiş ve zorbalıkla dolu lise yılları başlamıştı. Eğitim ve akademik anlamda asla kendinden ödün vermeyen Lady Gaga’nın, sosyal girişkenlik alanındaki iddiaları maalesef bu yönde değildi ve o dönemlerde kendini “güvensiz” bir birey olarak tanımlıyordu.
Zorbalarla bezenmiş özel hayatına duyduğu güvensizlik anlaşılabilirdi ama bu, kendine olan öz güvensizliğini açıklamak için yeterli değildi. O dönemlerde yaşıtları ve arkadaşlarından biraz daha değişik bir ruh haline sahip olan Stefani Joanne Angelina Germanotta, genellikle tuhaflığından dolayı göze fazla battığı için alay konusu olmaktaydı. 
 

Lady Gaga Açık Mikrofon Şovunda
Bundan ötürü akranlarının yanında kendini ucube gibi hisseden Lady Gaga’nın yaşadığı öz güvensizliği ortadan kaldırmanın bir yolunu bulması gerekmekteydi. Kendine çözüm olarak tiyatroyu seçen Lady Gaga, içinde var olan muhteşem bir yeteneği de keşfetmek üzereydi ve nihayet kariyer sahnesine ilk adımını atmış oldu. Sahnenin onu çok sevdiği belliydi ve artık Stefani Joanne Angelina Germanotta, Lady Gaga olmak adına muazzam bir başlangıç yapmış hem müzik hem de tiyatro alanında kendini radikal bir şekilde eğitmeye başlamıştı. Henüz 13 yaşındayken ilk bestesini yazan Lady Gaga, keyifli aile akşamlarında sergilediği hünerlerini, artık küçük lokal mekanlarda da sergilemeye başlayıp “açık mikrofon” gecelerini, piyano başında yarattığı besteleri duyurmak için değerlendirmeye başlamıştı. Zamanla eğittiği ve büyüttüğü yeteneği sayesinde hatırı sayılır müzikallerde rol almış ve Manhattan’ın Yukarı Batı Yakası’nda bulunan hemen hemen herkese akıllardan asla silinmeyecek adını duyurmaya başlamıştı.
Liseyi bitiren ve artık gerçekten ne yapmak istediğini bulması gereken Lady Gaga, henüz 17 yaşındayken başvurmuş olduğu New York Üniversitesi'nin müzikal tiyatro konservatuvarı olan Collaborative Arts Project 21'dan kabul aldı ve böylelikle, hobisini mesleğe dönüştürmek için son derece gerçekçi bir hamle yapmış oldu. 

Lady Gaga ve Rob Fusari
Stefani Joanne Angelina Germanotta üniversiteye girmişti ama eğitimi süresince içini kemiren ve sanki hayatında yerini dolduramadığı bir şey vardı. Bu eksiklik elbette ki bu müzikti ve Stefani Joanne Angelina Germanotta, 19 yaşına geldiğinde tiyatro sahnelerinden ayrılıp müzik kariyerine odaklanmaya karar vermişti. Collaborative Arts Project 21’deki öğrenimini yarıda bırakıp okuldan ayrılan Lady Gaga, erişilmesi zor şöhretine sesli bir çocuk kitabı için birkaç şarkı kaydederek başladı. Eğitimini ne kadar yarım bırakmış olsa da New York Üniversitesi’ndeki arkadaşlıkları hala devam eden Germanotta, SGBand adında bir müzik grubu kurmuş ve müzik kariyerini bu grupla devam ettirme kararı almıştı. New York’un birçok mekanında sahne alan grup, gün geçtikçe popülerliğini arttırmış ve şehirde oldukça meşhur bir kıvama gelmişti. Grubuyla New York’u sallayan Lady Gaga için büyük yıl ise 2006 yılıydı ve bu yıl, Stefani Joanne Angelina Germanotta’nın tırmanmak istediği şöhret basamakları için mükemmel bir yıl olmak üzereydi. 2006 yılında Hollywood ve dünya müzik sektörünün ileri gelen yetenek avcılarından biri olan Wendy Starland’in gözünden kaçmayan Stefani Joanne Angelina Germanotta, Grammy ödüllü yapımcı Rob Fusari’nin de radarına takılmış oldu.

Artık bir yapımcıyla çalışan Germanotta’nın, bu tek nefesle söylenmeyecek uzunluktaki isminden kurtulup yeni ve vurucu bir lakaba ihtiyacı vardı.  Efsanevi Queen grubunun “Radio Ga Ga” şarkısından esinlenerek bulduğu yeni isim ise hepimizin çok iyi bildiği “Lady Gaga” dan başka bir şey değildi. Adını duyurmak ve çok daha geniş kitlelere ulaşmak için yeni yapımcısı Rob Fusari ile “Burlesque” şovlar yapmaya başlayan Lady Gaga, 2007 yılında Fusari ile ilişkisini sonlandırdı.  

Lady Gaga ve Lady Starlight
Rob Fusari ile yollarını ayırdıktan sonra kendisine yeni bir sahne ekürisi edinen Lady Gaga’nın yolu Lady Starlight ile kesişti. Birlikte son derece nefes kesici performanslara imza atan ikili, "The Ultimate Pop Burlesque Rockshow" sayesinde müzik sektöründeki görünürlüklerini epeyce arttırdı. Lady Gaga’nın sahne tarzında büyük bir etkisi olan Lady Starlight ile yaptığı şovlar, çok kısa bir zamanda oldukça olumlu tepkilerle karşılandı. Ve bu iş birlikteliği Lady Gaga’nın müzik kariyerinde mükemmel bir sıçrayış noktası oldu. 
2008 yılında müzik kariyerine solo devam etme kararı alan Lady Gaga, artık tüm dünya çapına tanınan ünlü bir şarkıcı ve söz yazarıydı. Bu yıl içerisinde Los Angeles’a taşınıp kurmuş olduğu Haus of Gaga ekibi ile muazzam başarılara imza atmak üzereydi ve beklenen başarı kapıyı çalmakta gecikmedi.

. Dünyaca ünlü şarkıcının ilk stüdyo albümü olan “The Fame” 19 Ağustos 2008 yılında bomba gibi bir çıkış yapmış ve olumlu tepki yağmuruna tutulmuştu. Albüm birçok Avrupa listesinde ilk 5’e girerken en sevilen singleleri “Poker Face” ve “Just Dance” haftalarca listelerin zirvesinden düşmedi. Bundan sonra dünya çapında yepyeni bir marka vardı ve adı Lady Gaga’ydı. 

2008 yılında yakalığı şöhretini asla elinden bırakmayan Lady Gaga, içinde bulunduğumuz yılı da kapsayan son 14 yıl içerisinde şöhretine şöhret katmaya ve yeteneğini ödüllerle tescillemeye devam etti. Kariyer hayatı boyunca aldığı 710 adaylık ve 320 ödülle, sektöre damga vuran Lady Gaga, son zamanlarda olağanüstü oyunculuk performansı ile hayranlarını büyülemekte ve sever kitlesini genişletmekte. 2018 yılında çekilen ve yönetmenliğini Bradley Cooper’in yaptığı “A Star is Born” filmi ile yıldızını daha da bir parlatan Lady Gaga, müzik yeteneğinin yanı sıra oyunculuk anlamında da ne kadar başarılı olduğunu tüm dünyaya kanıtlamış oldu. Yeteneğinin en büyük kanıtlarından biri ise 2021 yılında vizyona giren “House Of Gucci” filmi doğrusu. Ridley Scott’un yönetmen koltuğunda oturduğu filmde Al Pacino, Adam Driverv ve Jared Leto gibi profesyonel isimlerle kamera karşısına geçen Lady Gaga, titlelarına bir yenisini daha ekledi ve son derece başarılı bir Hollywood aktrisi olarak büyük film kervanındaki taze koltuğuna oturmuş oldu.

Giydiği her elbise, söylediği her söz ve yaptığı her şovla gündemin nabzını her daim tutmayı başaran Lady Gaga’nın dünya üzerindeki en başarılı insanlardan biri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır fikrimce. Her gün yeni bir proje ile yeni başarılara elini uzatan Lady Gaga, dahiyane müzik zekası ve son derece gerçekçi oyunculuk performansı ile uzun bir süre gözler önünden çekilmeyeceğe benziyor. Hayatı boyunca yaşadığı zorbalıklar karşısında yılmayan ve çözümü kendini keşfetmekte bulan Lady Gaga, ilham verici hayat hikayesini yazmaya devam ediyor. Bakalım, önümüzdeki günlerde Lady Gaga safından ne gibi sürprizlerle karşı karşıya kalacağız? Bu on parmağında on marifet sanatçı için sözlerimi noktalıyor ve yüksek müsaadenizle muazzam bir Lady Gaga şarkısı patlatarak, günüme kaldığım yerden devam ediyorum…

Yukarı Kaydır