Batı Tiyatrosunun Kutsal Kitabı: Poetika
Aristoteles - Poetika (M.Ö. 380)
KÜLTÜR/SANAT

Batı Tiyatrosunun Kutsal Kitabı: Poetika

Poetika, tiyatro sanatı üzerine yazılan ilk bilimsel çalışmadır. Antik Yunan’ın en önemli filozoflarından Aristoteles tarafından, M.Ö. 380 yılında yazdığı tahmin ediliyor. Poetika eseri, tiyatronun toplumsal etkilerini ele alan, kökenlerini sorgulayan ve bu alandaki tüm bilgileri felsefe ile harmanlayan bir başyapıttır. Bu özelliği ile dünya tarihinde, sanat üzerine yazılmış ilk kuramsal çalışma olması açısından da oldukça önemlidir.

Yayın Tarihi :10 Oca 2022
Süre :2 Bardak

"Bir Antik Yunan Sahnesi" - National Archaeology
Kitabın içeriğine geçmeden önce bu kitabın sıklıkla karıştırıldığı bir durumdan bahsetmek doğru olabilir. Poetika kelimesi aslında “Şiir Sanatı Üzerine” anlamına gelir. Dolaylı olarak şiirden bahseder ama asıl konusu “Tragedyalardır.” Günümüzden bakışla, bu karışıklığın sebebi ise Antik Yunan’dan başlayarak Batı tiyatrosunda uzunca bir süre yazılan tüm tiyatro metinlerinin aslında birer şiir olmasından kaynaklanır. Antik Yunan’daki tiyatro oyunlarında yazılmış diyalogların hepsi, bugün düşündüğünüz anlamda günlük konuşma dilinde değil, şiirsel bir bütünlük içinde kaleme alınmış, sahnelenmiştir. Bu durum Shakespeare için de geçerlidir mesela… Bildiğimiz anlamda günlük dilin kullanılması için, tiyatrocuların ve seyircilerin 18. yüzyıla kadar beklemesi gerekmiştir. 

Aristoteles (M.Ö.384-322)
Poetika eseri temel olarak “sanatın estetiği” üzerine Aristoteles’in saptamalarını ele alır. Bir sanat eseri olan tragedyaların nasıl olması gerektiğini, sahnelenme kurallarını, seyirci ile kurduğu ilişkiyi, kostüm ve maske gibi detayları aynı potada eriterek bir estetik algı ortaya çıkarır. Ancak Aristoteles’in kurallarına uygun olarak tragedyalar sahnelenmez o dönem! Aksine, Aristoteles’in uzun bir süre izlediği, araştırdığı ve üzerine düşündüğü, sahnede hali hazırda var olan oyunlardan yaptığı çıkarımları yorumlar. 

"Zincire Vurulmuş Prometheus" - paintingvalley.com
Eserin daha ilk sayfasında karşımıza çıkan kelime “mimesis” olur. İnsanın ve doğadaki her şeyin sanat yoluyla taklidi anlamına gelen mimesis, Aristoteles için oldukça değerlidir. Antik Yunan’ın en önemli tiyatro oyunları olan tragedyaları da yine mimesis kelimesi üzerinden tanımlar ve şöyle aktarır: “Tragedya bir taklittir. Uyandırdığı acıma ve korkma duygulanımlarıyla bir katharsis sağlar.” Peki, katharsis nedir? Tanrısal düzene kafa tutan ve yine bir tanrı olan Prometheus’un, Pers Kralı Serhas’ın veya Tbeai Kentinin kralı Oidipus’un yıkıma giden gösterişli hikayelerinin anlatıldığı tragedyalardaki bu katharsis kavramı ne anlama gelir? 

Aslında bir tıp terimi olan katharsis, en yalın anlamıyla “arınma” demektir. İnsanın bedenindeki zehirli ve zararlı toksinlerden arındırılması fikrini tiyatroya uyarlayabileceğini, izlediği tragedyaları ve seyircileri gözlemleyerek bulur Aristoteles. Çünkü o dönem tragedyaları izleyen insanların, sahnedeki hikâyeden etkilendiğini ve tüm duygusal süreçlerin ardından ruhsal bir arınma yaşadığını fark eder. Mesela Zincire Vurulmuş Prometheus oyunundaki Tanrı Prometheus’un, haklı olduğu halde bilgisinin doğru bir şekilde kullanmadığı için yaptığı büyük hataları izleyen seyirci ona acır, aynı şeylerin kendi başına gelmesinden korkar ve yıkımına duygusal olarak ortak olur. Böylece seyircilerin gündelik hayatta biriktirdikleri sorunlarla yüzleşmeleri sağlanır. 

"Kral Oidipus"
Tiyatronun “katharsis” etkisi nedeniyle çok özel bir sanat olduğunu vurgulayan Aristoteles, Poetike kitabında, yine bu sanata dair farklı bilgiler vermeye devam eder. İlk oyuncuların sahneye nasıl çıktığını, diyalog kullanımını, tragedyaların biçimsel özelliklerini ve seçilen konuların kökenlerini teker teker açıklayarak batı tiyatrosunun ilk formunun günümüze kadar ulaşmasını sağlar. Örneğin, bir Antik Yunanlı seyirci olarak, Sofokles’in yazdığı Kral Oidipus oyununu izlemeye gitmiş olsaydık, tüm günümüzü tiyatroda geçirirdik. Bunun sebebi ise Aristoteles’in “tragedya, olabildiğince güneşin tek bir dönüş süresiyle sınırlamaya çalışır kendini” sözlerine dayanıyor. 

Tümüyle tragedya üzerine kaleme alınmış Poetika eserinin bir de komedya oyunlarına ayrılmış bir bölümünün olduğunu biliyoruz. Ancak tiyatronun lanetlendiği ve bir insanın gülmesinin günah sayıldığı Ortaçağ döneminde, bu bölümün yok edildiği düşünülüyor. Bu nedenle yarım bir eser olarak kabul edeceğimiz Poetika, umarız bir gün diğer yarısına kavuşur. Bir yandan ağlarken bir yandan güleriz, hep birlikte… 

Kaynak: Aristoteles, “Poetika – Şiir Sanatı Üzerine”, Çeviren: Samih Rıfat, Can Yayınları, 2017. 

Yukarı Kaydır