Ayrışmak ve Bireyleşmek
SCOPE

Ayrışmak ve Bireyleşmek

Birey olmak ve yaşama kendi başına devam edebilmek tüm insanlar için önemlidir. Doğduğunda kendi başına hayatta kalamayan bir canlı olan insan bir bakım verene ihtiyaç duyar. Bu bakım veren üzerinden dünyayı ve diğerlerini tanır. Kendisiyle ve diğerleriyle olan ilişkilenmesi arttıkça gelişip büyüyen insan bir noktada ayrı bir birey olduğunu farkına varır. Bu nokta ayrışmanın gerçekleşeceği ve kişinin bireyleşeceği noktadır. Psikolojik bir ayrışmayı temsil eden bireyleşme süreci herkes için farklı gelişir. Bugün, birlikte bu sürecin dinamiklerini ve gelişim evrelerini inceleyeceğiz sevgili okurlar.

Yayın Tarihi :09 Oca 2022
Süre :2 Bardak

Psikanalist Margaret Mahler yaptığı bir araştırmayla ayrışma-bireyleşme kuramını yaratmış ve bir insanın birey oluşunu bu kuram üzerinden anlatmıştır. Kendiliğin anneden ayrılışını ve kişinin bağımsız bir birey oluşunu simgeleyen bu kuram, birbiri içine geçebilen iki gelişim sürecinden oluşur: ayrışma ve bireyleşme. Ayrışma çocuğun anneyle birleşik olduğu halden uzaklaşmasıyla, bireyleşme ise kendiliğini kabul ederek farklılığını gösteren davranışlarda bulunmasıyla karakterize olan dönemlerdir. Mahler, insanın bireyleşme kapasitesiyle birlikte doğduğunu iddia eder. Her birey önce birleşme ve dünyayı tanıma sonra ise ayrışma ve bireyleşme yeteneğiyle dünyaya gelir. Bebek, önce anneyle simbiyotik bir ilişki kuracak ve anneyi ayrılmaz bir parçası olarak görecektir. Sonrasında ise sağlıklı bir ayrışma süreci geçirebildiği ölçüde kendilik duygusu gelişecek ve bireyleşecektir. 

Mahler bebeğin ilk bir ayını normal otistik evre olarak adlandırır. Bu dönemde bebek kendi bedeni içerisinde iç uyaranlar dahilinde bir algılama kapasitesine sahiptir. Ağlama gibi örüntüleri ise annenin kendi ihtiyaçlarını karşılaması için kullanır. Annenin ihtiyaçlarını karşılaması, bebeği ilerde oluşacak panik tepkilerinden ve tedirginlik durumlarından korur. Anne yani bakımveren, bir yandan da bebeğin dış dünyayla iletişim kurmasını sağlayan kişidir. Bebek dış uyaranlara karşı tepkileri geliştikçe Mahler’in ortak yaşamsal dönem olarak adlandırdığı ikinci ve beşinci aylar arasındaki döneme geçer. Bu dönemde bebek kendisi ve diğerleri arasında tam bir ayrım yapmamıştır ancak içerisi ve dışarısının farklı olduğunu sezmeye başlamıştır. Zamanla bebek iyi ve kötüyü ayırt etmeye başlar. Doyumun dışardan geldiğini fark eden bebek, zihninde hazzı annesiyle eşleştirir. Bu dönemde anne bebeğin simbiyotik eşi olmuştur ve ona herkesten farklı tepki vermeye başlar. Bu dönemin sağlıklı geçirilmesi ayrışma ve bireyleşmenin başarısı için önemlidir.

Mahler’in kuramında ayrışma ve bireyleşme dönemleri beşinci ve otuzuncu ay arasına karşılık gelir. Bu dönemde ayrışmanın gerçekleşme şekli ve bireyin kendiliğini nasıl algıladığı oldukça değişken bir durumdur. Çocuk artık daha çok uyanıktır ve algıları çevreye karşı açıktır. Anneden gördüğü rahatlatma şekillerini anlamaya ve özümsemeye başlar. Sonrasında çocuk, anneyi temel alarak keşif yapmaya devam eder. Çevreyi ve kendiliğini keşfe çıktığı bu yolculukta çocuk adım atmayı ve yürümeyi öğrendikçe anneye karşı daha kayıtsız davranır. Kendi başına hareket edebilmesi onun için dünyayla ilişki kurduğu duygusal bir evredir. İlerleyen aylarda çocuk, anneden kopmanın yarattığı kaygıyı fark edecek ve ayrılma anksiyetesi olarak adlandırılan bir endişe hali yaşayacaktır. Bu evrede annenin çocuğun kaygısını anlaması ve ulaşılabilir olması önemlidir. Çocuk için bu dönem bir yandan kendilik duygusu geliştirmeye bir yandan da anneden ihtiyaçlarını istemeye devam ettiği dönemdir. Bu dönemde tekrardan annesinin kendisinin uzantısı olarak görmeye başlayan çocuk, zamanla nesne sürekliliğini öğrenir ve annesinin görüş alanında olmasa da kaybolmadığı gerçeği onu sakinleştirir. 

Tüm evrelerin sonucu olarak bireyselleşmenin sağlamlaşması beklenir. Artık çocuğun bilişsel ve sözsel yetenekleri gelişmiş ve iç ile dış ayrımı yapılmıştır. Çocuk artık kendi bedenini ve bilişsel süreçlerini anlamlandırmaya başlamış ve bir kendilik duygusu yaratmıştır. Annesi ve kendisi arasındaki ayrımı fark etmiş ve kabullenmiştir. Mahler evrelerde oluşan problemlerin ve kendilik ayrımının yapılamamasının belli psikolojik bozukluklara yol açtığını savunmuştur. Bu konuda farklı bilim insanları farklı teoriler geliştirdiyse de temelde belli bir dönemden sonra insanın bakım vereninden sağlıklı bir şekilde ayrışmasının bir gereklilik olduğu kabul edilmiştir. Yaşamda birey olabilmenin ve kendi hayatını yönetmenin yolu da bu ayrışmadan geçmektedir. Duygusal bağlarımızı koparmadan kendi yolumuza gidebilmek için ayrılabilmek dileğiyle sevgili okurlar.

Yukarı Kaydır