Love & Other Drugs
İLİŞKİLER / CİNSELLİK

Aşk Zehirlenmesi: Hollywood vs. Gerçek Aşk

Bazen kahkahalarla bazen gözyaşlarıyla izlediğimiz birbirinden keyifli Hollywood filmlerinin çitayı oldukça yükseltmesi, hepimiz için asla kabuk bağlamayacak bir yara sanıyorum ki. En yakışıklı aktörlerle en güzel aktrislerden, aşkın “en mükemmel” halini izlemek, hepimizin güzellik, ilişki ya da cinselliğe olan bakış açısını etkilediği gibi gerçek aşka dair beklentiyi de oldukça yükseltmekte. Gözler önüne serilen tutkulu, sadakat dolu, oldukça yüksek libidolu ve dolayısıyla mükemmel bir seks hayatına sahip olan ilişkilerin gerçek hayata etkisi, keşke filmlerde izlediğimiz gibi “muhteşem” olabilseydi. Gelin, hep birlikte, bizleri zehirleyen Hollywood aşklarıyla gerçek aşkın farkı neymiş biraz daha yakından bakalım…

Editör :Yağmur Ergu
Yayın Tarihi :21 Eyl 2021
Süre :2.5 Bardak

High School Musical
Aklımızın ermeye başladığı yaştan itibaren dinlediğimiz masallarda, izlediğimiz filmlerde ve duyduğumuz şarkılarda, mükemmel aşkın oldukça ütopik bir şekilde inşa edilişine maruz kaldık. Bu nedenle, aşk ve ilişki olgusuna dair beklentilerimiz oldukça saf ve naif duygularla oluşmuş oldu. Fakat ne yazık ki gerçek hayat ile gerçek aşk böyle değildi ve biz bundan pek bir haberdik. Özellikle orta okul ve lise çağlarında, hormonların da muazzam yükselişiyle, aşk denilen duyguya yaptığımız radikal giriş sayesinde gerçek aşkın ne olduğu bir tokat gibi suratımıza çarpmaya başladı. Ergenlik çağının da verdiği mükemmel arabesk bir mod ile o tripten bu tribe koşmalarımız, depresif şarkılara kucak açıp, mutlu ve keyifli ruh halinden uzaklaşmalarımız başlamış oldu. İçinizde “yok canım, ben hiç öyle şey yaşamadım” gibi düşünen varsa eminiz yaşadınız ve eminiz hissettiniz efendim. Yalnızca kendinize itiraf etmeyi pek sevmiyorsunuz bizlere kalırsa. 

Konudan daha da uzaklaşmadan, gerçek aşkın yalnızca acılı, ihtiraslı, entrikalı ya da baştan sona sorunlu bir şey olmadığını da belirtmekte fayda var. Anlayacağınız, gerçek aşk denen şey ne Hollywood filmlerinde görüldüğü kadar mükemmel ne de etrafta şahit olunduğu kadar korkutucu. Bu konuya daha şeffaf bir bakış açısı sunmak adına, hazırsanız, aşk için çok daha net bir giriş yapıyorum sevgili okurlarımız.

Before Sunrise

Hollywood Aşkları


Gözlerinizin önünde canlanan Yunan tanrısına benzeyen erkek ile bir tanrıçanın önünde şapka çıkaracağı kadar güzel kadından bahsetmeye başlayabiliriz. Bu “olağanüstü” iki bireyin, birbiri ile yaşadığı mükemmel aşka oldukça ütopik bir şekilde tanık olmamız, hepimizin alışkın olduğu bir durum. Son zamanlarda değişen cinsiyet ve güzellik kalıplarıyla bu durum biraz değişse de hala en çok rağbet gören çiftlerin az önce bahsettiğimiz olağanüstü çiftler olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Yazılıp çizilen büyük aşk senaryolarının, bizleri adeta zehirleyen yoğun duygusal yapısıyla, aşk denen duyguyu hop oturtup hop kaldıran senaristler, yönetmenler ve en nihayetinde oyuncular sayesinde bilinçaltımıza işlenen şeyin tam anlamıyla imkansız denen şey ile denk gelmesi de acı bir gerçek olarak karşımıza çıkmakta. 

Pretty Woman
Büyük kavgaların ardından yapılan şehvet dolu sekslerden, yıllar süren hasretliğin sonunda gerçekleşen büyük buluşmalara kadar her şeyin bir tık daha fazla abartılıp gösterildiği Hollywood aşkları, mutlu aşk ve doğru ilişki kavramını baştan sona değiştiriyor anlayacağınız. Temelde ve kaba bir dille; kadın güzel ve seksi, erkek yakışıklı ve cinsel açıdan oldukça tatmin edici, iki tarafta esprili, hür ve hepsi sonuna kadar sadık insanlar, “gerçek hayatın sunduğu gerçek aşkta” yok sevgili okurlarımız. Hem göze hem de duygulara hitap eden bu aşkı, Hollywood yapımcılarına sorduğumuz zaman ise aldığımız cevap, “izleyici ne isterse biz onu gösteriyoruz” şeklinde. İçten içe arzuladığımız şeyin böyle bir aşk olması da hem masum hem imkansız hem de ironik sevgili okurlarımız. Kısacası, mükemmel aşkların zehrini doyasıya emdiğiniz Hollywood dünyasına hoş geldiniz….
 

Gerçek Aşk


Herkesin tanımı kendine fakat dilimiz döndüğünce gerçek aşkın ne olduğundan bahsetmek niyetindeyiz. Az önce de sözünü ettiğimiz gibi aşk denen duygunun bizi tesiri altına almaya başladığı ergenlik dönemiyle, bu bazen hoş, bazen oldukça stresli ve bazen en eşsiz duygu olan aşkı kucaklamaya başlıyoruz. Küçük ve ufak denemeler sayesinde gerçekten hoşlantıyı ya da aşka dair ufak kırıntıları ruhumuzda gözlemledikten sonra müptelası olduğumuz bu hissiyat zamanla yerini travmatik yaşanmışlıklara bırakmakta. Çünkü, maalesef ki insanlar, romantik Hollywood filmlerindeki kadar iyi kalpli ve naif değildirler.

Kendimizi ya da sizleri tenzih etmediğimiz bu kalıpların, insan olmanın en gerçek yüzleri olduğunu eminiz ki sizler de biliyorsunuzdur sevgili okurlarımız. Bundan yola çıkarak gerçek aşk yerine “doğru veya olgun aşk” kavramlarını kullanmakta fayda olduğunu belirtmek istiyoruz. Bahsettiğimiz doğru aşktan, her şeyin dengeli ve orantılı bir şekilde yaşandığı ilişkiler olarak bahsetmek mümkün. Kavganın da aşkın da cinselliğin de dozunu fazla kaçırmadan, tarafların birbirini dinleyip önemsediği, hiçbir ısrarın zorbalığın ve baskıcılığın yer edinemediği, özel alanın muazzam bir şekilde korunduğu ve en önemlisi ise iki aşıktan ziyade iki yakın arkadaş olunabildiği ilişkilerden hem gerçek hem de doğru aşk olarak bahsetmek mümkün sevgili okurlar.
 

Hollywood romantizmini hepimizin sevdiği aşikar fakat, bizi gerçek dünyadan tamamen soyutlayan ve asıl hali ile karşılaştığımız zaman bizleri sudan çıkmış balığa döndüren aşka ve bunu “en sağlıklı” şekilde yaşayabilmek için kendimizi bu kusursuz Hollywood aşklarına pek kaptırmamakta fayda var. Etrafta, hali hazırda çok fazla toksik ilişki varken, daha başka zehirlenmelere mahal vermeye hiç gerek yok hak verirsiniz ki.
Yukarı Kaydır