pexels
İLİŞKİLER / CİNSELLİK

Aldatmak Eğilim Mi Seçim Mi?

Aldatan aldanırken; aldatanı, yine ve yine aldatmaya iten ne olabilir ki? Parçalanmış ailelerden, kendini bütünlemek isteyen bir birey çıkamaz mı? Huzur öyle kolayca gelmese bile her koşulda erdemli olmayı seçmek bazıları için neden daha zor… Zor olsa da imkansız mı? Gelin birlikte aldatma kavramını sınayalım!

Editör :Simay Vardar
Yayın Tarihi :31 May 2021
Süre :2 Bardak

unsplash
Aldatmak Nedir?
 
Aldatılmak, malumunuz, tartışmalı bir konu. Aldatmak da söz konusu kişilerin, yani birbirine söz veren kişilerin taahhütlerini üstünden atmaları anlamına gelir. Evet, çoğumuz ‘aldatılmak’ söz konusu olduğunda, bunun karşılığını, romantik bir ilişkide bir tarafın, başka bir insanla birlikte olması olarak düşünürüz. Fakat, ilişkilerin tonlarına göre aldatılmak ve aldatmak da form değiştirebilir tabii ki. Bu raddede, ‘aldatma’ terimi üst başlıklarca: ‘sözünde durmamak’ ve ‘yalan söylemek’ olarak ayırabiliriz. Örneğin; her yere geç kalan biri olduğumuz düşünülürse, bu bizi sözünde durmayan bir yalancı mı yapar? Sadece zaman planlaması yapamayan biri mi? Bu da farklı görüşlerce farklı yerler bulabilir…
Romantik partnerine verdiği sözleri tutmayan birini de direkt ‘aldatabilir biri’ olarak yaftalayabilir miyiz acaba? İşleri fazla kızıştırmadan, tek eşli insanların, eşlerine söz verdikleri halde neden başka bir partner arayışında olabileceklerini, amiyane tabirle neden ‘gözleri dışarda’ olabildiğini, böyle olacaksa bile neden bir partnerlik sözü verdiklerini düşünelim biraz…


pexels
Neden Bazı İnsanlar Aldatmadan Duramaz?

Öncelikle ilişkilenme tiplerini pratik ettiğimiz ilk zamanlara, çocukluğumuza dönecek olursak; aldatan biri ailesinde buna tanık olmuş ve çocukluğundan bu deneyim örneğini alıp, mikro coğrafyasında ‘coğrafya insanın kaderidir’ şeklinde, belki de farkındalıksız bir halde, kendini bir partnerden diğerine savrulup, verdiği sözleri unutmuşken bulabilir. Sözün kıymetini bilmiyor, söz tutmanın ve söz vermenin karşılığını içinde bulamıyordur belki. Tabii, ne görürsek o olmak zorunda mıyız...? Kendi idrakımızla bir birey olabilmek varken, yanlış ya da doğru, gördüğümüz her şeyi bir ‘scanner’ gibi kopyalamak bizi ne kadar kendimiz yapar, bu ayrı…
Maalesef, aile, ya da tanık olduğumuz mecra her olaydaki gibi ‘aldatma’ meselelerinde de altına sığınıp mağdur rolü oynayacağımız replikleri bize rahat bir şekilde verebilir. Tabii, parçalanmaya yüz tutmuş veya sözün kıymetini öğrenemediğimiz bir ortamda büyümek, kendimizi tekrar yapılandırmamız gerekliliği gibi bir yükü omzumuza koyacağından, sürecimiz epey farkındalık gerektirebilir. Başkasının ‘pek tabii’ yaptığı şey, bizim kafamızı karıştırabilir. Fakat, neticesinde, birey olabilmek kendi sorumluluğunu almaktır ve başımıza ne gelirse gelsin kim olduğumuzdan yine biz sorumluyuz.

pexels
Eğilim Mi ve Seçim Mi?

Aldatmak bir yana, herhangi bir davranışımızın seçim mi, eğilim mi olduğu uzun yıllardır süren bir tartışma. Fakat konuya, özgür irade ile insanın kendi doğrusunu seçebilmesi olarak baktığımızda, aldatmanın bütünleşmemiş bir karakter özelliği olduğu apaçık ortada. Sonuçta, içimizden gelenler değil, bizim onlara verdiğimiz tepkiler değil mi bizi ‘insan’ kılan..? Bu surette, insanları yanıltan bir karakter özelliğini barındırmak ve ‘kendini bilmeyerek’ verdiği sözleri unutup akışa kaptırmak, insan olma materyalini baştan savmaya benzemez mi? Eğilimlerimiz, alışkanlıklarımızla iç içedir, ayırmak pek kolay olmaz, fakat, üstten bir bakışla, durumu algılamak için ayırmaya da pek gerek yok gibi duruyor. Sonuçta, neyi seçersek, onun deneyiminde oluruz ve neyi deneyimlersek ona eğilmeye başlarız; çünkü bu varyasyonumuzda bir enerji alan oluştururuz. Gerçekliğimizi de böyle böyle yaratırız zaten.
Evet, aldatan, aldanır; çünkü kimse bilmese bile, kendi içinde kendine zıt bir persona oluşturuyordur. Elbet, bu koşullarda da mutlu olduğunu söyleyen ve hayatını böyle entrikalarla geçiren bir sürü insan var. Bu, hayatta neyi önemsendiğiyle alakalıdır tabii… Hesaplı ve kapanlarla dolu bir ilişkiye kendini atıp garip oyunlardan duyulan isterik keyif; bütünlenmek nedir bilmediğinden dolayı, asla ulaşılamayacak huzur ve bir çocuk parkında tadı her an kaçtı kaçacak oyunlar…

Eğilim kimin bilmiyorum; ama, seçim her zaman bizim.

Yukarı Kaydır