SCOPE

Akışkan Modernite Filiz Veriyor: Bencilleşen Aile Yapısı

Zygmunt Bauman’ın ortaya attığı “akışkan modernite” kavramı ile sosyal formların varlığını uzun süre devam ettiremediği görülüyor. “Akışkanlık”ı, girdiği her kabın şeklini alarak uyum sağlayan fakat önce girdiği kapları da çok sert bir şekilde kıran ve yadsıyan bir sıvı üzerinden örneklemek mümkün. Günümüz toplumlarının ve tekil olarak bireylerin tam olarak içinde bulunduğu durum, kap-sıvı örneği ile paralellik gösteriyor. Bir süreci, bir düşünceyi, bir teknolojiyi sorgulamadan, bilmeden dogmatik bir şekilde kabul etme, akışkanlığın da temelini oluşturuyor. İlerlemenin bir amaca hizmet etmediği, sürekli mükemmelin arandığı fakat mükemmele ulaşılınca daha mükemmelin istendiği akışkan modernite, toplum kavramının anlamını da yıkabiliyor. Toplum kurumlarının hem kendi içinde hem de karşılıklı olarak ilişkisi kolektifliğin yok olması ile kopabiliyor. Karar alma süreçlerinin bireyselleşmesi daha özgür bir toplum hedefliyor fakat değişen özgürlük algısı ve bireyselleşmenin hat safhaya ulaşması ile en başta aile kurumu olmak üzere toplumun bütün kurumlarının da yapısında değişiklik oluyor. Aile içi bireyler arasında ilişkiler noktasında etkileşimli yapı önemini gitgide yitiriyor. Biraz daha açar mısınız dediğinizi duyar gibiyiz. Hadi o zaman Zygmunt Bauman’ın akışkan modernite kavramı çerçevesinde değişen aile yapısına hep beraber bakalım.

Yayın Tarihi :27 Ağu 2021
Süre :3 Bardak

Aile; birey ve toplum arasında bir köprü görevi görerek kişilerin topluma adaptesinde en birincil görevi üstleniyor. Birey olma açısından aile öğretileri kişinin de tekil olarak bireysel özelliklerinin oluşmasına katkı sağlıyor. Bu yönüyle aile içi etkileşim, birey ve toplumun karşılıklı iletişimine de ön ayak oluyor. 

Akışkan modernite ile bireyselleşmenin hat safhaya ulaşması ailenin topluma birey yetiştirme düşüncesinde tam tersi bir algı oluşturuyor. Günümüzde birey, toplum normları tarafından şekilleniyor ve aile yapısının da bizzat kendi değiştiriyor. Toplum tarafından öğretilen davranışlar aile içi çoğu davranışta değişimine sebep oluyor. Akışkan modernite kavramının vurgu yaptığı, toplumun sürekli ve bilinçsiz bir şekilde değişimi, bireylerin bu değişime adaptasyonu ve toplumun temel kurumu ailenin de bu değişimler çerçevesinde yeni özellikler kazanması gün geçtikçe su yüzüne çıkıyor.
Temel argümanın “hız” olduğu günümüz toplumunda, geçmişte güçlü olan çoğu şeyin şu an birer yıkıntı olduğu görülebiliyor. Geçmiş değerlerin ortadan kaldırılmasına ilişkin en önemli örnek ise aile yapısı olarak karşımıza çıkıyor. Akışkan modernite içinde aile yapısında yaşanan hızlı değişimler aile içi etkileşimi de olumsuz olarak etkiliyor. Bauman’ın “katı modernite” olarak kavramsallaştırdığı toplumun özelliklerinden sıyrılmak isteyen günümüz toplumu, aile içi iletişimi de en alt seviyelere çekebiliyor. Bireysel olarak her aile ferdinin diğerlerini hiçe sayarak özel alanını gün geçtikçe genişletmesi, ailelerin bir akşam yemeği buluşmalarına dahi engel olabiliyor.

Akışkan moderniteye göre azalan sabit ve katı özellikler esnekliği de beraberinde getiriyor. Geçmişte birlikte geçirilen aile vakitleri bugün bireysel tüketim seanslarına dönüşebiliyor. Her bireyin kendine ait bir çalışma alanı, ekonomik düzeni bulunuyor. Bu noktada üzerinde durduğumuz mesele bireylerin ekonomik bağımsızlığı değil elbette. Kolektif bilincin önemini yitirdiği akışkan modernitede aile üyelerinin her biri, bir diğer aile ferdinin ekonomik durumundan habersiz ve umursamaz bir şekilde tekil olarak hayatını sürdürüyor. Öte yandan farklı meslek gruplarında çalışan aile bireylerinin ortak bir zaman ve mekânda buluşup etkileşime girmemeleri de gün geçtikçe azalıyor. 

Akışkan modernite çerçevesinde toplumlar çok çabuk yüz eskitebiliyor. Her yeni sürece sorgulamadan uyum sağlamakta ısrarcı toplumlar ve gelişen teknolojiler arasında güçlü bir bağ bulunuyor. Bu bağ her teknolojik aygıtın da kendi kullanıcısını oluşturuyor. Örneğin geçmişte bilgisayarlar ailenin ortak kullanımı için oturma odasında yer alırken günümüzde kişinin kendine ait odasında ona özel olarak hizmet veriyor. Ek olarak her bireyin istisnasız bir akıllı telefonu bulunuyor. Tüm aile bireylerinin ortak zamanda evde olmasına rağmen her aile bireyi karşılıklı sohbet yerine akıllı telefonları ile vakit geçirmeyi tercih ediyor. Aynı evin içinde birbirine mesaj atan aile fertlerini görmek günümüz toplumunda çok da anormal karşılanmayacak bir durum olarak karşımıza çıkıyor.
Eski değerlerin yıkılması ile insanlar arası ilişkiler de farklılaşabiliyor. Her aile üyesi, ailesiyle ortak zaman geçirmek yerine bireysel olarak yalnızca kendini mutlu edecek, zevk verecek şeylere yönelmeyi tercih ediyor. Bu noktada diğer üyelerin iyilik hali görmezden geliniyor. İsteklerin de bireyselleşmesi her aile bireyini de farklı alanlara yöneltiyor. Sosyal ihtiyaçların karşılanması aile ile değil bencil bir tutumun kol gezdiği özel istekler doğrultusunda oluşuyor. 

Bauman’ın vurguladığı hız ve zaman kavramları günümüz toplumunun da temel argümanı oluyor. Örneğin aile içindeki her bireyin kendi özel yaşamı toplumun ona sunduğu özellikler çerçevesinde belli bir hızda olmak zorunda kalıyor. Birey işe gidiyor, arkadaşları ile görüşüyor, yazıldığı kursa gidiyor, ödevini yapıyor. Bu davranışların tamamı belli bir zaman içinde belli bir hızda gerçekleşiyor. Bu süreci sekteye uğratacak en ufak bir akış değişikliği hem toplum hem birey tarafında kabul görmüyor. Aile ise akışı bozan bir çukur olarak düşünülüyor. Kültürün günümüz toplum özellikleri ile savaşı, bireyin aileye verdiği önemle doğru orantılı aslında. İnsanlar hayatlarını belli bir sistem içinde idame ettirmek zorunda ve bu sürece aileyi katmaya olumsuz bir yerden bakılıyor. Bu sebeple aile içi bireylerin birbirlerine ayıracak zamanı bulunmuyor. Aile içi iletişim ortak bir paydada buluşulmadığı sürece sekteye uğruyor. 

Kişilerin karar alma süreçlerinin ve isteklerinin bencilliği aile yapısında gözle görülecek değişimlere sebep oluyor. Artık yenilen yemekler dahi ortak değil. Evde ortak bir yemek pişmiyor. Çünkü aile içi her bireyin yeme alışkanlığı da bencilleşiyor. Fertler kendi istekleri doğrultusunda sadece kendi sevdiği yemekleri yine yalnızca kendisi yiyor. Evde herkes kendi yemeğini kendi pişiriyor, farklı yemek siparişleri veriliyor. Farklı zamanlarda farklı mekanlarda farklı yenilen yemekler aile bireylerinin buluşmasının önündeki engellerden biri oluyor.
Özetle; Zygmunt Bauman’ın sözünü ettiği akışkan modernite içinde sosyal formların değişimi ve kazanılan bireysellik olgusu aile başta olmak üzere toplum kurumlarının da değişimine sebep oluyor. Hız ve zamanın önemi aileyi bir araya getiren etkenleri bencil tutumların varlığında yok sayıyor. Akışkan modernitede aile yapısı eskisini yadsıyan fakat yeni aldığı özellikleri de içselleştirmeden uyum sağlayan narsist bir yapıya bürünüyor.
Yukarı Kaydır