GLOBAL NEWS

ABD Seçimlerini Bile Etkileyen Cambridge Analytica Olayı Nedir?

Cambridge Analytica şirketinin baş aktör olduğu meşhur olay, dijitalleşme ile beraber gelen “veri sızıntısı” korkularının, şüphelerinin belki de en büyük örneği. 2016 yılında ABD’deki seçimlerde Donald Trump için çalışan Cambridge Analytica adlı şirket, böylece Cumhuriyetçilerin seçim kampanyalarını Facebook’ta milyonlarca ABD’li vatandaşına gösterdi. Bunun için uyguladığı yöntem ise şirketin sonunu getirmekle kalmadı, Facebook web sitesini ve Mark Zuckerberg’i de içinden çıkılmaz bir hâle sürükledi. Peki, baştan sona Cambridge Analytica olayı nedir ve bu olay bize ne söylüyor?

Editör :Mert Bekçi
Yayın Tarihi :25 Kas 2021
Süre :3 Bardak

Olay 2016 yılında geçiyor. Yer: Amerika Birleşik Devletleri. ABD’deki 2016 başkanlık seçimlerinde Trump için çalışan Cambridge Analytica adlı danışmanlık firması, 2013 yılında SCL Group’un bir alt kuruluşu olarak faaliyetlerine başladı. Alexander Nix, Stephen K. Bannon gibi üst düzey isimler tarafından kurulan şirket, muhafazakâr birtakım bağışçıların destekleri sayesinde temellerini atmıştı. Politik danışmanlık alanında hizmet veren Cambridge Analytica’da daha sonra Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın danışmanı olacak isimler de vardı.

Aleksandr Kogan
Cambridge Üniversitesinde araştırmacı olarak görev yapan Aleksandr Kogan da işin içindeydi ve firma Aleksandr Kogan sayesinde Facebook’tan çeşitli veriler toplamaya başlamıştı. Seçimlerde Trump’ın kazanması için çalışan şirketin gerçekleştirdiği veri ihlallerinde pek çok kişinin parmağı bulunuyor. Ancak temelde Aleksandr Kogan işin “mimarlarından” biri. Kogan Facebook üyeleri üzerinde kişilik testi yapmak için “This is Your Digital Life” adlı bir anket oluşturmuştu. 120 soruluk basit sorulardan oluşan anket, 2 ila 5 dolar arası bir ödül teklifi ile sunulduğu için de ekstra ilgi görmüştü.

Yaklaşık 270 bin kişinin katıldığı anket, 17 Mart 2018’de New York Times’a da konu olmuştu. Olay şu ki: Kogan tarafından oluşturulan ankette sadece katılımcıların verilerine değil, onların arkadaş listelerindeki kişilere ait verilere de ulaşılmıştı. Böylelikle 87 milyon ABD seçmenine ait verilere ulaşılmış, bu seçmenlerin demografik yapısına dair bilgiler elde edilmişti.

Pexels
Bu anketi tamamlayıp para ödülünü veren kod bilgisini almanın tek yolu da Facebook ile giriş yapmaktı. Giriş yapıldığı andan itibaren de ilgili Facebook kullanıcılarının konumu, demografik özellikleri, beğendiği paylaşımlar anketin sahibi Aleksandr Kogan’ın eline geçiyordu. Üstüne üstlük demin de bahsettiğim gibi, sızdırılan bilgiler yalnızca ankete katılanlarınkiler değil, onların arkadaş listelerinde yer alan kişilerin de bilgileriydi.

Pexels
Böylece 87 milyon ABD vatandaşının çeşitli demografik bilgileri ele geçirilmişti. Ele geçirilen bilgilerden yola çıkan Cambridge Analytica, kullanıcıların neyi beğenip beğenmediğine değin bilgi sahibi olmaya başlamıştı. Böylece insanları kategorize etmek ve bir profil tipine sığdırmak da mümkün hâle geldi. Bu noktada Cambridge Analytica için çalışan ve anketi oluşturan Aleksandr Kogan, 200’den fazla profil ortaya çıkardı. Bu sınıflandırma sayesinde hangi profildeki insanın neleri beğenip beğenmediğine dair güçlü tahminlerde bulunulabiliyordu.

Ölçeği daha da genişleten Aleksandr Kogan, böylece 87 milyon (ankete katılan 270 bin kişinin arkadaş listelerini de ekleyince sayı 87 milyon oluyor) kişiyi profilleme yoluna gitti. Bu insanların yalnızca neleri beğendiğine, beğenmediğine bakarak cinsiyetlerini, ırksal özelliklerini, inançlarını, siyasi görüşlerini, bakış açılarını tahmin edebiliyordu. Peki veri ihlâli gerçekleşti de bununla kalındı mı? Tabii ki hayır.

Feshedilmeden önce şirketin CEO'su Alexander Nix
Sırada Aleksandr Kogan ile Cambridge Analytica arasındaki işbirliğine gelmişti. 87 milyon Facebook kullanıcısı hakkında toplanan verilerin, 2016 ABD seçimleri için kullanılabilir hâle getirilmesi gerekiyordu. Amerika’daki seçim yaklaşırken Trump için çalışan Cambridge Analytica, veriler ile ilgili analizlerini tamamlamıştı. Nüfusu 320 milyonu aşan ABD’de 250 milyonda fazla internet kullanıcısı olduğunu hatırlatalım. 87 milyon kişinin Facebook verileri sayesinde, ABD’de internet kullanan her 3 kişiden 1’inin profillemesi yapılabilmişti. Artık geriye Trump’ın kampanyasını bu kişilere doğru şekilde aktarmak kalmıştı.

Pexels
Tüm bu veriler sayesinde Trump’ın seslenişleri de en doğru kişilere Facebook reklamı olarak gösterildi. Örneğin, muhafazakâr seçmene, onların “duvar” olarak yorumlayacağı otorite, istikrar, düzen gibi kampanyalar gösterilirken aynı seçim mesajları Meksikalı seçmenlerden gizlendi. Meksikalı seçmenlere de Trump’un daha ılımlı denebilecek mesajları gösterilirken aynı mesajlar muhafazakâr seçmenlerden gizlendi. Yine aynı şekilde siyahî seçmenlere iş odaklı kampanya mesajları sunuluyor, beyaz seçmenlere ise suç oranlarının düşürüleceği vadediliyordu.

Pexels
Böylece 87 milyon ABD vatandaşına tabiri caizse özel olarak reklam, video, haberler gösteriliyordu. Peki olayın Facebook tarafından durumu nedir? Olay patlak verdikten sonra 5 gün hiçbir taraftan açıklama gelmedi. 5. günün sonunda ise Mark Zuckerberg’den ses geldi. Zuckerberg olayı bir “veri ihlâli” değil, Facebook ve kullanıcıları arasında gerçekleşen bir “güven ihlali” olarak yorumlamıştı. Aslında bakıldığı zaman ortada resmî bir veri sızıntısı da yok. Çünkü Cambridge Analytica ve Kogan’ın, Facebook’un kullanış koşullarının dışına çıkmamıştı.

Ankete katılan 270 bin kişi katılım detaylarını okumamış ya da önemsememişti. Böylece katılımcıların hâlihazırda gizli olmayan bilgilerine erişilmişti. Burada kullanıcıların, sosyal medya ortamındaki hareketlerinde ne kadar dikkatsiz oldukları ya da önemsemedikleri de ortaya çıkıyor, büyük teknoloji devlerinde bulunan verilerimizin ne kadar kolay elde edilebildiği sonucu da.

Olayın ardından Cambridge Analytica şirketi, 1 Mayıs 2018 tarihinde feshedildi. Şirkette çalışan pek çok kişinin dâhil olduğu Emerdata Limited adlı yeni bir şirket de açıldı. Facebook ise ABD Federal Ticaret Komisyonu tarafından yürütülen soruşturma sonucunda yalnızca 5 milyar dolar ceza aldı. Bununla beraber dünyanın farklı pek çok ülkesinde de para cezasına çarptırılan Facebook, ek olarak kaybettiği prestijini bugün dahi geri kazanamadı.

Konuyu çok daha kapsamlı ve olayın aktörlerinin de dâhil olduğu şekli ile öğrenmek isteyenler, Netflix’teki “The Great Hack” belgeselini mutlaka izlemeliler. 2019 yılında yayımlanan belgesel, sayısız gerçek görüntüden oluşuyor ve 2 saat 19 dakika sürüyor. Jehane Noujaim ve Karim Amer tarafından yürütülen belgesel bugün bile veri sızıntıları söz konusu olduğunda referans niteliğinde örnek gösteriliyor.
Yukarı Kaydır